"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Heybemdekiler

Ali HAKKOYMAZ
17 Ekim 2026, Cumartesi
Oturur hayaller kurarım. Uykum gelmez ve uyanırım da bazen güzel şeyler düşünürüm. Olmadık güzelliklerin misafiri olurum. Buyur ederler beni.

Çocukluğuma çok giderim. Kolay kolay gelemem oralardan. Doğduğum taş ev. Dedemin atlarıyla yaşadığım...

Yıkılıp gitti çoktan ince nazik biriktirdiklerim nedense! Bu yenilik aşkına neleri feda etmiyoruz ki! Netice? Her şey meydanda... Kâr yoksa ne var ki orada?! 

Eski kalsın ki bir yerlerde, arada gidip hayallerime konayım. İstemiyor birileri yıkıyor, yakıyor, atıyor, yok fiyatına satıyor en fazla.

Kıyamet senaryolarından geçiyoruz belki. Belki koptu da birçok şeyin kıyameti; haberimiz yok. Önü alınamayan bir yangın mı bu karşımızdaki içinde üzerinde titrediğimiz nelerin yandığı.

Hayatın ritmine uzak kalmanın faturası bir tür ölüm değil mi?! Mezar-ı müteharrik bedbahtlığın yaşadığı bir zamanda hayatın solgun yüzü düşüyor aynalara.

Ne ki hayata, hatıralara. hürriyete, ruhaniyete, nuraniyete, insaniyete, kalbe, çiçeklerin tebessümüne, suların zemzemesine, yaprakların hemhemesine, kuşların civcivesine, arıların demdemesine sıkı sıkıya kapalı bir çağın ağından kurtulmak için Otuz Üç Pencere’yi teker teker açmak gerekiyor.

*

MİSAFİR GÜZELİ

Gittim.

Tebessümle karşıladı beni.

Hoş geldin, dedi.

Nereye oturtacağını bilemedi.

Gözü sırtımdaki torbadaydı.

Önce hürriyeti çıkardım.

Gökyüzüne benziyor, dedi.

Masmavi bir şeydi yani.

Yüzü daha bir güldü.

Başka... dedi.

Sevgiyi çıkardım.

Cennet yeşili...

Gülücükler gülücüğü gibiydi.

Göz göze geldik.

Suskun bir kelime olmuştuk ikimiz.

Öyle ya ağaçlar kuşlarla...

Arılar çiçeklerle...

Bülbüller güllerleydi.

Hayvanlar koklaşa koklaşa...

İnsanlar konuşa konuşaydı.

Daha, daha diye baktı bana.

Elimi torbaya attımmm...

Yeter, dedi.

Sevgi hepsinden beter, dedi.

Yoksa daha neler vardı.

Sükûnet vardı orada.

Adalet, eşitlik, meşveret...

Bahçeli tek katlı evler...

Taa o tadındaki meyveler...

Haktan hukuktan korkan hâkimler...

Aklında fen, kalbinde din... öğretmenler...

Pişkin ekmekler, serin sular...

İnsan eli değmemiş dağlar...

Balta girmemiş ormanlar...

Bir yuvarlak masada otursa dünya.

Patiskadan bembeyaz örtülü...

Papatyalar’ın baharsevda güldüğü.. 

Savaşların bittiği bir dünya...

Garsonlarda bir tebessüm ki...

Olmaz böylesi...

Renk renk kelimelerin servis edildiği...

Okunma Sayısı: 136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı