"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Duam kabul oldu ve Müslüman oldum

Emine Sultan Çakır
29 Nisan 2023, Cumartesi 12:36
2019 yılında şehadet getirerek İslamı seçen Güney Koreli Seungeun Kim, Müslüman olma ve Risale-i Nur eserlerini tanıma macerasını Yeni Asya’ya anlattı. Saliha adını alan Kim, “Allah’a dua ettim, duam kabul oldu ve Müslüman oldum” dedi.

RÖPORTAJ - EMİNE SULTAN ÇAKIR

TAKDİM

Seungeun Kim ile tanışmamız, geçen sene bir iftar vesilesiyle olmuştu. Sultanahmet’e inen Yeniçeriler Caddesi üzerinde hemen solda Sinan Paşa Medresesi adındaki tarihi yapıda hanımlara özel iftar verilecekti. Koreli bir arkadaşının kendisini iftara davet ettiğini söyleyen Japon Hatice Demir abla, iftara beni de davet etmişti. İşte Seungeun’ı ilk o zaman tanıdım. Adını ilk duyduğumda telaffuzu epey zor gelmişti fakat “Sıngın” gibi okunduğunu sonradan öğrendim. Tesettürlü bir Koreli Müslüman, üstelik Nur Talebesi olması hemen dikkatimi çekmişti tabii. O gün dar vakitte kendisiyle çok konuşamamıştık. Nasipte ise bir yıl sonra röportaj yapmak varmış. Birazdan okuyacağınız konuşmalar, Ramazan’ın sekizinci günü Fatih’te birlikte iftar açtıktan sonra geçtiğimiz dershanemizde kaydedilmişti. Şevke ve istifadeye medar olması duasıyla…

Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Adım Seungeun Kim. Güney Koreliyim. Müslümanım. Müslüman ismim Saliha. 1994 doğumluyum. 

Müslüman olma serüveninizden bahsedebilir misiniz? İslamiyet’ten önceki yaşamınız nasıldı?

Ben çocukken Hristiyan’dım. Ama bu benim seçtiğim bir şey değildi. Annem ve özellikle babam dindar bir Hristiyan olduğu için sürekli benim kiliseye gitmemi istiyordu. Ben gitmek istemesem de babam baskı yaptığı için gidiyordum. Hristiyanlıkta bir kavram var; kişiler daha bu hayattayken öldükten sonra cennete gideceklerine emin oluyorlar, inanıyorlar. “Ben mutlaka cennete gireceğim. Artık kendimi kurtardım” diye bir inançları var. Babam sürekli sorardı: “Kendini kurtardın mı? Düşünüyor musun? İnanıyor musun?” Küçükken hiçbir şey anlamıyor, bilmiyor sadece; “Evet, evet. Öyle..” diyordum. Ortaokul, liseye kadar böyle devam etti, hâlâ kiliseye gidiyordum. Sonra büyüdükçe düşünmeye başladım; “Allah gerçekten var mı? Öyleyse neden yıllardır yaptığım duaları kabul etmiyor? Hristiyan olmak ne anlamına geliyor?” vs… Fakat maalesef bunların cevabını bulamadım. Ayrıca kiliseye gitmekten de rahatsız olmaya başlamıştım. Papaz ve diğer Hristiyanlar benden kiliseye hizmet ve bağlılık bekliyordu. Sonunda; “Tanrı yoktur, insan ölünce tamamen yok olur.” sonucuna vardım ve Hristiyanlığı bırakıp ateist oldum.

Allah'a Kul Olmak adlı İhsan Kasım Salihi'ye ait kitabın Korece çevirisi. Çeviriyi Hümeyra Yiğit, son kontrolünü de Seungeun yapmış.

Ateist olduktan sonra, yapmak istediğim her şeyi henüz hayatta iken yapayım dedim. Hatta kötü şeyler olsa da merak ettiğim için bir deneyim dedim. Zaten ölünce yok olacağım diye düşündüğüm için niye hayatıma sınır koyayım diye düşündüm. Öyle zaman geçiyordu… Üniversiteden mezun olduktan sonra bir şirkette çalışmaya başladım. Ancak iş bana uygun olmadığından işten ayrıldım. Bundan sonra hayatımda büyük bir boşluk olmuştu. Ateist olup serbest bir şekilde yaşamakta da bir mutluluk yoktu. Etrafa baktım, herkes çok çalışıyor ve hedeflerine ulaşmak için elinden geleni yapıyordu. Bu sırada ben kendi hayatıma bakarak tekrar ciddi ciddi düşünmeye başladım; “Benim hayatım nedir? Ben nasıl biriyim? Hayatımda ne yapmalıyım?” 

Bu soruların cevabını bulmak için yurtdışına çıkıp yeni bir ortamda yeni şeyler denemek istedim. Vize almak için birçok ülkeye başvurmuştum. Öyle vize araştırırken bir gün, Kore’nin başkenti Seul’de bir camiyi ziyarete gittim. O caminin bulunduğu mahalle geçmişte defalarca gittiğim bir yerdi. Orada bir camiin olduğunu biliyordum ama hiç dikkat etmemiştim. Fakat bir gün, o camiye bir gidip bakma isteği geldi ve oraya gidip imamla buluştum. İmam, caminin yanındaki İslamî kitapçıya gitmemi tavsiye etti. Kitapçıya gittim ve 20'den fazla kitabı hatta bedava olarak aldım. “İslam’ı merak ediyorum.” dediğimde yardımcı oldular. Allah razı olsun. Aldığım kitapları okumaya başladım. Kitapları okudukça küçüklüğümden beri Hıristiyanlıkta öğrendiğim ve doğru olduğuna inandığım şeylerin doğru olmadığını, gerçeğin İslam'da olduğunu anladım.

Güney Kore'nin Sogdu şehrindeki Al-Harmain Masjid Minhaj Islamic Center

Örneğin Hıristiyanlıkta teslis, kurtuluş, İsa’nın (a.s) Tanrı’nın oğlu olduğu gibi kavramlar vardır. Ancak tek bir Tanrı'nın olduğunu, insanların cennete gideceklerinden emin olamayacağını (yani kurtulmuş olamayacaklarını), Tanrı'nın mutlak kudret sahibi olduğunu ve aile dahil hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını öğrendim. Ve tekrar etrafıma baktım. Bu kâinatta var olan her şeyin bir yaratıcı olmadan kendiliğinden ortaya çıkması imkansız gibi görünüyordu. Kitaplarda okuduğum her şey son derece mantıklıydı. İslam aynı zamanda insanlara şu soruyu da sorar: “Sen nereden geldin ve nereye gidiyorsun?” Bu, kafamda sorduğum sorulara denk düşmüştü (“Hayatım nedir? Ben nasıl biriyim? Hayatımla ne yapmalıyım?”). Sonunda bu soruların cevaplarını buldum ve Müslüman olmanın doğru şey olduğunu fark ettim.

Ancak bundan sonra bile din değiştirmeye hemen karar veremedim. Çünkü Müslümanların İslam'da yerine getirmeleri gereken görevleri (ibadet, oruç, tesettür) yerine getirme konusunda kaygılıydım. Bu kaygımla ilgili tavsiye almak için benden önce Müslüman olan Koreli bir bayanla tanıştım. O abla, İslam'da kişinin görevlerini yerine getirmesinin önemli olduğunu ancak bunları “neden” yaptığını bilmenin de önemli olduğunu söyledi. Bana bu vazifelere yavaş yavaş başlamamın problem olmayacağını söyledi. Bu sözler endişelerimi giderdi ve şehadet getirerek Müslüman oldum. Elhamdülillah çok şükür.

www.koreanur.com internet sitesinin ana sayfası.

İslamiyet’in hangi yönü Müslüman olmanız noktasında sizi etkiledi?

Kendi başıma var olmadığımı anlayınca, beni yaratan birinin olduğuna inanmaya başladım. Daha sonra “Böyle bir durumda nihayetinde ben nereye gideceğim?” diye düşündüm. Bunun cevabı ahiret idi. Ahiret fikri beni çok etkiledi. Daha sonra geleceğimin nasıl olacağını düşündüm. “Buradaki hayatım bir imtihan. Allah beni sınıyor. Ama bana zulmetmek için değil. Ahireti kazanmak için yapmam gereken şey Allah’a kuluk…” düşüncesi..

Müslüman olduktan sonra ailenizin tepkisi nasıl oldu?

İlk zamanlar aileme Müslüman olduğumu söyleyemedim, sakladım. Çünkü bazı Müslüman Korelilerin ailelerine Müslüman olduklarını açıkladıktan sonra çok büyük tepki aldıklarını duymuştum. Hatta bazı ailelerin evlatlarını evden kovduğunu duyduğum için korkmuştum. Ben de söylesem çok üzülürler mi, kızarlar mı diye düşünüp sakladım. Müslüman olduktan iki yıl sonra Kore’ye gittiğimde söyledim. Tesettürlüydüm. “Anne ben Müslüman oldum” dediğimde onlar şaşırdı ama elhamdülillah çok büyük tepki göstermediler. Ben iyice anlattım; “İslam sizin düşündüğünüz gibi değil. Hristiyanlıkla çok fazla benzer yanları var” diye anlattım, geçti. Ama sonra abim ben kapalı olduğum için kızmaya başladı. “Sen Kore’ye geldin, Korelisin. Niçin böyle yabancılar gibi giyiniyorsun? Tesettürünü bana artık gösterme. Ben çok kızıyorum! Görmek istemiyorum” dedi. O yüzden o günden sonra ev içinde başörtü takmadım. Normalde dışarı çıkmadan evde başımızı kapatıp çıkıyoruz ya, onu yapamadım. Başörtüyü yanıma alıp, dışarı çıkıp kapının önünde takabildim. Abim görmesin diye. Abim evden çalışıyor çünkü. Biraz zordu. O zamanlar biraz fazla ağlamıştım. Ama elhamdülillah, Kore’de değilim. Allah’ın izniyle Türkiye’deyim. Ne kadar şükretmeli… Ezan sesi var. Kore’deyken dışarı çıkıyordum, ezan sesi yok, namaz kılma yeri yok. Bazen binaların insanların gelmeyeceğini tahmin ettiğim yerlerinde namaz kıldım ama insanların beni gördüğünde çok şaşırdığını, korktuğunu, çok kötü baktığını gördüm. 

Peki Türkiye’ye gelişiniz nasıl oldu?

Daha önce işten ayrıldıktan sonra hayatımda bir boşluk oluştuğunu ve o dönemde yurt dışına çıkmak istediğimi söylemiştim. Bu sırada Müslüman oldum. Müslüman olduktan sonra da yurt dışına çıkma isteğim devam ediyordu. Birçok ülkeye vize başvurusunda bulundum ama netice alamadım. O zaman dedim ki, “Madem Müslüman oldum, o zaman bir İslam ülkesine gideyim.” Haramlardan kaçınmaya dikkat etmeye başlayınca, Kore’de bunu yapmak daha zor olduğu için bir İslam ülkesinde yaşamak daha mantıklı gelmişti. Türkiye bana bir Koreli olarak rahatlıkla vize verdi. Bana vize vermeselerdi Türkiye'ye gelemezdim. Sanırım Rabbim beni buraya yönlendirdi.

İleride yine Türkiye’de mi yaşamak istersiniz?

Evet, Türkiye’de kalmaya devam etmek istiyorum Allahlın izniyle. Dua ediyorum, ailemin Müslüman olması için. Müslüman olmalarını çok istiyorum. Onları da buraya getirmek istiyorum.

 

 

DEVAMI YARIN

Okunma Sayısı: 4883
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı