"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gel, bugün nevruz-u sultanîdir

Risale-i Nur'dan
21 Mart 2024, Perşembe
ONUNCU SURET

Gel, bugün nevruz-u sultanîdir. (HÂŞİYE) Bir tebeddülât olacak, acib işler çıkacak. Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahraya gidip bir seyran ederiz.

İşte bak, ahali de bu tarafa geliyorlar. Bak, bir sihir var; o binalar birden harap oldular, başka bir şekil aldı. Bak, bir mu’cize var; o harap olan binalar birden burada yapıldı. Âdeta bu hâlî bir çöl, bir medenî şehir oldu. Bak, sinema perdeleri gibi, her saat başka bir âlem gösterir, başka bir şekil alır.

Buna dikkat et ki; o kadar karışık, sür’atli, kesretli, hakikî perdeler içinde ne kadar mükemmel bir intizam vardır ki, her şey yerli yerine konuluyor. Hayalî sinema perdeleri dahi bunun kadar muntazam olamaz. Milyonlar mâhir sihirbazlar dahi bu sanatları yapamazlar. Demek, bize görünmeyen o padişahın çok büyük mu’cizeleri vardır.

Ey sersem! Sen diyorsun: “Nasıl bu koca memleket tahrip edilip, başka yere kurulacak?”

İşte görüyorsun ki, her saat, senin aklın kabul etmediği o tebdil-i diyar gibi, çok inkılâblar, tebdiller oluyor. Şu toplanmak, dağılmak ve şu hâllerden anlaşılıyor ki, bu görünen sür’atli içtimalar, dağılmalar, teşkiller, tahripler içinde başka bir maksat var. Bir saatlik içtima için on sene kadar bir masraf yapılıyor. Demek bu vaziyetler maksud-u bizzat değiller; bir temsildir, bir taklittirler; o zat, mu’cize ile yapıyor. Tâ suretleri alınıp terkip edilsin ve neticeleri hıfzedilip yazılsın; nasıl ki, manevra meydan-ı imtihanının her şeyi kaydediliyordu ve yazılıyordu. 

Demek, bir mecma-ı ekberde muamele, bunlar üzerine devam edip dönecek. Hem bir meşher-i a’zamda daimî gösterilecek. Demek, şu geçici, kararsız vaziyetler; sabit suretler, bâkî meyveler veriyorlar.

Demek, bu ihtifâlât bir saadet-i uzmâ, bir mahkeme-i kübra, bilmediğimiz ulvî gayeler içindir.

HÂŞİYE: Bu Suretin remzini Dokuzuncu Hakikat’te göreceksin. Meselâ, Nevruz günü bahar mevsimine işarettir; çiçekli, yeşil sahra ise bahar mevsimindeki rûy-i zemindir. Değişen perdeler, manzaralar ise fasl-ı baharın ibtidasından yazın intihasına kadar, Sâni-i Kadîr-i Zülcelâl’in, Fâtır-ı Hakîm-i Zülcemal’in kemâl-i intizam ile değiştirdiği ve kemâl-i rahmet ile tazelendirdiği ve birbiri arkasında gönderdiği mevcudat-ı bahariye tabakàtına ve masnuat-ı sayfiye taifelerine ve erzak-ı hayvaniye ve insaniyeye medar olan mat’ûmâta işarettir.

Sözler, Onuncu Söz, s. 74

LÛ­GAT­ÇE:

Fâtır-ı Hakîm-i Zülcemal: her şeyi bir maksada uygun ve hikmetle, benzersiz bir şekilde yaratan, güzellik sahibi Allah.

ibtida: başlangıç.

ihtifâlât: törenler, merasimler.

intiha: son.

kesretli: sayıca fazla.

masnuat-ı sayfiye: yaz mevsiminde sanatla yaratılan varlıklar.

mat’ûmât: yiyecekler.

mecma-ı ekber: en büyük toplanma yeri; mahşer.

meşher-i a’zam: çok büyük sergi yeri.

nevruz-u sultanî: sultanın ilân ettiği bahar bayramı.

rûy-i zemin: yeryüzü.

saadet-i uzmâ: en büyük ebedî mutluluk.

Sâni-i Kadîr-i Zülcelâl: sonsuz celâl ve kudret sahibi olan ve her şeyi bir izzet, heybet ve hikmet ile yaratıp, sanat ile donatan Allah.

seyran: gezinme, gezinti.

tebdil-i diyar: yer değiştirme, göç.

tebeddülât: değişiklikler.

Okunma Sayısı: 1503
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    21.3.2024 17:00:10

    "İşte görüyorsun ki, her saat, senin aklın kabul etmediği o tebdil-i diyar gibi, çok inkılâblar, tebdiller oluyor. Şu toplanmak, dağılmak ve şu hâllerden anlaşılıyor ki, bu görünen sür’atli içtimalar, dağılmalar, teşkiller, tahripler içinde başka bir maksat var. Bir saatlik içtima için on sene kadar bir masraf yapılıyor. Demek bu vaziyetler maksud-u bizzat değiller; bir temsildir, bir taklittirler; o zat, mu’cize ile yapıyor. Tâ suretleri alınıp terkip edilsin ve neticeleri hıfzedilip yazılsın; nasıl ki, manevra meydan-ı imtihanının her şeyi kaydediliyordu ve yazılıyordu." Nevruzu haşre olan rabıtasını iyi idrak lazım. Mikro ve makro alemlerdeki tebeddüller bunun en önemli ispatıdır vesselam.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı