Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 07 Mayıs 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Cehaletimiz, ya hamiyetsizleri ne yapar?



Devlet; bir milletin, bir toplumun, belli sınırlar içinde, örf, inanç ve kültür yapısına göre teşkilâtlanmasıdır. Siyaset ise; bir işi gözetme, devlet idaresi. Devlet işlerini yürütme ve düzenleme san'atı ile ilgili görüş veya anlayış. Devlet idaresiyle ilgili esaslar, devletler arası ilişkiler ilmi, diplomasi, politika, kurnazca iş veya hareket, akıllı, tedbirli, ihtiyatlı davranış, diye tanımlanır.

Müslüman nasıl bir anlayışa sahip olmalı? İslâm, kendisini kabul edenlerden, hayatını imanına göre düzenlemesini ister. Okuma ve belli sınırlar çerçevesinde örtünme de bunlar arasında. Ne var ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapılanması; milletin psiko-sosyal ve kültürel yapısına göre dizayn edilmemiş. Baştan ayağa çarpık maddelerle dolu olan Anayasa’da devlet, vatandaşın neye inanacağına, ne giyeceğine, ne giymeyeceğine, hatta hangi kelimeleri kullanacağına karar veriyor. Ona uymayanları ise cezalandırıyor!

Öte yandan vatandaş, din ve vicdan hürriyetinin gereklerini yerine getirmek için teşkilâtlânmalı. Ancak, burada da vatandaşın elleri kolları bağlanıyor. Meselâ, tekke, zaviye ve tarikatlar kanunen yasak. Türbelerin ziyareti yasak! Öte yandan, Anıtkabir türbe haline getirilmiş, seçilen yöneticiler ziyarete mecbur tutulmuş!

Anasaya, bir yandan vatandaşlarının okuyup kamu görevi almasını istiyor, diğer yandan da din eğitimini ve Kur’ân öğrenimini yasaklıyor.

İşte, birinci çatışma devletin bu çifte standardından kaynaklanıyor. İkinci çatışma ise, “dinin emir ve talepleri” ile devletin talepleri arasında çatışma ortaya çıkar.

Farklılıkları kabul etmeyen, hatta onları yok etmeye yönelik, tek tip, tek kalıp insan yetiştirmeye çalışan, hak ve hürriyetleri benimsemeyen bir ideoloji olan Kemalizm, tarikat ve cemaatleri kaldırmış. Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Mazhar Bağlı, “Yerine kendisini ikame ederek (Mahçupyan’ın da ifade ettiği gibi) bir tarikat görünümüne sahiptir. Belli ritüelleri, davranışları, müritleri, efendileri, ermişleri ve dervişleri olan bir tarikattır! Daha çok jakobenizm ve Ortodoks Marksizm’den imalar içeren bir değişim projesi gibi sunulmaktadır”1 şeklinde tesbitini yapıyor.

Demokrasilerde en önemli vasıf şeffaflıktır. Şeffaflık, devletin ne yaptığını bilmektir. Türkiye’de şeffaflık sözdedir. Halk devletin hayatını bilmez. Bilmeye kalktığı anda da zaten suç işler. Hükûmeti, devlet kurumlarını ya da sembollerini eleştirmek hakarettir. Eleştirenler hakkında dâvâ açılıyor. 301. madde güya düzeltildi. Ama, uygulama nasıl olacaktır? Zira, başörtüsü yasağı Anayasa maddesi olarak değiştirildiği halde, uygulanamıyor! Bütün bunlar laiklik adına, Kemalizm adına yapılıyor. Uygulanan laiklik; İslâmı ve Müslümanları tehlike gören ve dolayısıyla kontrol edilmesi gerektiğine inanan bir anlayıştır. Buna göre, cemaatleri, halk İslâmını, tarikatları bastırmak lâzım. İslâmî söylem devletin tekelinde olmalı. Aslnda din ortadan kaldırılmak istenmiştir. Bunu başaramayınca, din ve dindarlar laiklikle kontrol altına alındı.2

Bediüzzaman, “Bir millet cehâletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti (vazifesini yapan gayretlileri) dahi müstebit eder”3 der.

İşte diktatörlerin, vurguncuların cehaletimizden istifâde ederek bizi soyup-soğana çevirmesi; ensemizde boza pişirmesinin sebebi budur…

Dipnotlar:

1- Yeni Asya, 28.04.2008.; 2- İslâm Topraklarında Otoriter Laiklikler” yazarı Sosyolog Pierre-Jean Luizard/ Zaman/14 Mart 2008.; 3-Münâzârât, s. 28.

07.05.2008

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (06.05.2008) - Ashab-ı Suffa cemaati

  (28.04.2008) - Cemaat ruhu ve meşveret

  (27.04.2008) - Peygamber oğlu olmak yetmedi, bir ırka mensup olmak yeter mi?

  (25.04.2008) - Nerede ırkçılık, orada kan ve gözyaşı

  (24.04.2008) - Türküm, Arabım, Kürdüm, doğruyum!

  (23.04.2008) - Dünya çapında meşveret, şûrâ: Hac

  (22.04.2008) - Tiryakilik ve obezite esaretine son: Oruç

  (18.04.2008) - Oruç: Bağımlılıkların esâretinden kurtulmak

  (17.04.2008) - Zekâtın kazandırdıkları

  (16.04.2008) - Namaz: Kulluğun ve hürriyetin zirvesi

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT