Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 09 Mayıs 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Din-devlet ilişkisi ve siyasal İslâm



Dini referans alarak iktidar olup hizmet etmeyi esas alan hareketler, “İslâmcılık” olarak anılır.1 Bunun kökleri 1870, II. Meşrutiyet ve özellikle 1930’lu yıllarda; bu akımın teorisyenleri olarak Mısır’daki Müslüman Kardeşler Teşkilâtının kurucusu Hasan El-Benna ve Hint-Pakistan Cemaat-i İslâmi’nin müessisi Ebu’l-Ala Mevdudi’ye dayandırılır. İran devrimiyle zirvesine çıkan bu hareket, İslâm’ın her şeyden önce siyasal bir sistem olduğu ön fikrine dayanır. Dolayısıyla bütün çalışmalar devlet kontrolünü ve iktidarı hedefler. Şimdiye kadarki siyâsî İslâmî söylemler, hareketler, partiler, iktidarlar gösterdi ki, iktidarı hedef alan bütün çalışmalar boşuna verilmiş çabalardır, enerjilerin hebâ olmasıdır.

Bediüzzaman, öze dönüş stratejisini “iman, ibadet, şeriat ve ahlâk” eksenine oturtur. İman, her şeyin düşünce ve temel boyutudur. Ve ona göre, “Din, devletin himaye ve korumasına muhtaç değildir!” Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Mazhar Bağlı, bu noktaya şöyle açıklık getirir: “Bediüzzaman, dinin devlete muhtaç olmadığı tezi üzerinden metodolojisini geliştirmiş bir âlimdir. Bence onun düşünceleri, özellikle muhafazakârlar açısından çok dikkate değerdir. Özellikle de dinle devlet arasında ontolojik bir akrabalık kurup kendilerini mahkûm edenler için o ferahlatıcı bir yol göstericidir.”2 1910’lu yıllarda, II. Meşrûtiyet’e, hürriyete sahip çıkılması için Doğu illerindeki insanları uyarır. Onların “Dine zarar olmasın, ne olursa olsun?” şeklindeki sorularına verdiği cevapta şöyle der: “İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar. Hem de, mağlûp biçare bir reise, yahut müdahin memurlara (dalkavuk bürokratlara) veyahut mantıksız bir kısım zabitlere itimat edilirse ve dinin himayesi onlara bırakılırsa mı daha iyidir; yoksa efkâr-ı âmme-i milletin (kamuoyunun) arkasındaki hissiyat-ı İslâmiyenin mâdeni olan, herkesin kalbindeki şefkat-i imâniye olan envâr-ı İlâhînin lemeâtının içtimalarından ve hamiyet-i İslâmiyenin şerârât-ı neyyirânesinin imtizacından hasıl olan amûd-u nuranînin ve o seyf-i elmasın hamiyetine bırakılırsa mı daha iyidir, siz muhakeme ediniz.”3

Meseleyi şu misâlle açar: “Siz göçersiniz. Göçerin malı koyundur; o işi bilirsiniz. Şimdi herbiriniz, bazı koyunları bir çobanın uhdesine vermişsiniz. Halbuki çoban tembel ve muâvini kayıtsız, köpekleri değersizdir. Tamamıyla ona itimat etseniz, rahatla evlerinizde yatsanız, biçare koyunları müstebit kurtlar ve hırsızlar ve belâlar içinde bıraksanız daha mı iyidir; yoksa onun adem-i kifayetini bilmekle nevm-i gafleti terk edip, hanesinden her biri bir kahraman gibi koşsun, koyunların etrafında halka tutup, bir çobana bedel bin muhafız olmakla, hiçbir kurt ve hırsız cesaret etmesin, daha mı iyidir? Acaba Mâmehuran hırsızlarını tevbekâr ve sofî eden şu sır değil midir?”4

“Siyasal İslâm” hareketleri, özellikle “ifsat komitelerince” yönlendirilmedi mi? Milyonlarca genç, siyasetin labirentlerinde dolaştırıldı. Bu hareketin çıkmaz sokak olduğu anlaşılınca, bu enerjik gençler öze dönmesin diye, yine AKP ile sistemin içine çekilip dünyevîleştirildi. Eh, onun da tutmadığı anlaşılınca şimdi yeni oluşumlar peşine düşüldü...

Dipnotlar:

1-Roy, Oliver, Siyasal İslâm’ın İflası, çev. Cüneyt Akalın, (İstanbul: Metis Yayınları, 1995), s. 11. 2-Yeni Asya, 28.04.2008.; 3-Münazarat, s. 44-45. 4-Age, s. 46.

09.05.2008

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (08.05.2008) - Humeyni’den 11 Eylül 2001’e…

  (07.05.2008) - Cehaletimiz, ya hamiyetsizleri ne yapar?

  (06.05.2008) - Ashab-ı Suffa cemaati

  (28.04.2008) - Cemaat ruhu ve meşveret

  (27.04.2008) - Peygamber oğlu olmak yetmedi, bir ırka mensup olmak yeter mi?

  (25.04.2008) - Nerede ırkçılık, orada kan ve gözyaşı

  (24.04.2008) - Türküm, Arabım, Kürdüm, doğruyum!

  (23.04.2008) - Dünya çapında meşveret, şûrâ: Hac

  (22.04.2008) - Tiryakilik ve obezite esaretine son: Oruç

  (18.04.2008) - Oruç: Bağımlılıkların esâretinden kurtulmak

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT