Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Aralık 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Röportaj

Tuğba İNAN

Çocukların sevgilisi “Minik Duâlar”

Çocukların sevgilisi “Minik DuâlarGrubu” nun

kurucusu olan Türk San’at Müziği san’atçısı Ertuğrul Erkişi, Bizim Radyo’ya

konuk oldu. Tuğba İnan’ın hazırlayıp sunduğu sabah kuşağı programı “Mavi dünya”ya konuk olan

başarılı müzisyen Ertuğrul Erkişi, “Teşekkür ederim

Allah’ım” adıyla iki albüm çıkaran ‘Minik Duâlar Grubu’nun kuruluş

serüvenini, san’atçılığını, yeni projelerini Mavi Dünya Programı’nda Bizim Radyo dinleyicileriyle paylaştı.

Sizin müzik serüveniniz nasıl başladı? Müzik size mesleğiniz olacağını ne zaman hissettirdi?

Tabi bir muhabbetle başlıyor önce her şey. Benim serüvenim aile ortamında başladı. Benim dayım, amcalarım bağlama çalar, türkü söylerler. Babam da halk müziğini, san’at müziğini çok severdi. Tabi böyle bir ailede yetişiyorsunuz ve ister istemez müziğe muhabbet duyuyorsunuz. Bursa’ya taşındık bir süre sonra babamın memuriyeti dolayısıyla. Ve oradaki kültürel atmosfer malum çok güzeldir. Bursa’da babamın teşvikiyle Bursa Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı’na girdim. Orada aldığım eğitimin çok büyük etkisi oldu yetişmemde. Sonra da devlet konservatuarı şan bölümünü kazandım. Daha sonra yüksek lisans okudum. Bu sırada bir yandan da konservatuarda hocalık yaptım. Nota, solfej ve tanbur dersine girdim. Ardından televizyon programı, okul ve sahne çalışması hepsi birarada devam etti.

Biz sizi Güllerin Efendisiyle çok bağdaştırdık. Güllerin Efendisi deyince siz, sizi konuşunca Güllerin Efendisi akla geliyor. Sizin için dönüm noktası mıdır bu şarkı?

Benim için dönüm noktası, “anne” isimli şarkı. Arkadaşların, “sen besteci olabilirsin” dedikleri şarkıdır. Beste yapma hususunda kendimi cesaretli hissettiren şarkı. Beste yapma konusunda Allah’ın bana lutfettiği ilk eserdir. “Sarmaşık çiçeği soluyor anne, herhalde son akşam oluyor anne” diye başlıyor. Bir san’at müziği. 7 dakikada bestelemiştim çok iyi hatırlıyorum o şarkıyı. Ardından üniversite yıllarında bestesini yaptığım “Hüzünlü Gurbet”. Güllerin Efendisi bunlardan sonraki döneme denk geldi. Hamdolsun. Benim, “yapacağımız hamleleri güzellikleri anlatmak için, Allah için yapmak lâzım” diye bir düsturum var. Çok şükür şimdiye kadar yaptıklarım bu düstur çerçevesinde oldu. Bundan sonra da böyle olur inşallah.

En son “Gönül Sızım” albümü çıktı. Yeni albüm çalışmaları var mı?

Benim biliyorsunuz son iki yıldır, “Minik Duâlar Grubu” ile çalışmaktan kendi albümümü yapmaya fırsat bulamıyorum. Ama şükürler olsun iyi ki de bulamıyorum. İyi ki böyle bir çalışma yapmışız, bu projeye emek veren herkesten Allah razı olsun. Bundan daha büyük şükür vesile bişey olamaz benim için. Anne babalar arayıp hep şunu söylüyorlar, “Biz bu albümün güzel etkilerini çocuklarımızda görüyoruz, yaşıyoruz.” İnanın biz kendi gönüllerimizde de bu huzuru yaşıyoruz. Çocuklar için hizmet ediyoruz. Biz kendimiz albüm yapmasak da önemli değil şu an.

“Teşekkür Ederim Allah’ım 2” albümü Ramazan’da çıktı. Projenin nasıl oluştuğundan ziyade şunu sormak istiyorum, bu kadar uzun soluklu bir proje olacağı belli miydi sizin kafanızda?

Yani bir beşer olarak, Allah’ın kereminin sınırlarını bilemiyorsunuz. Ben bu kadar çocuklar üzerinde etkili olabileceğini, bu kadar sevileceğini, bu kadar rahmet ve berekete vesile olacağını aklım almazdı. Hayalimin sınırları bu kadar geniş değildi. Bakın insanın hayal gücü geniştir aslında. Ama benim hayalimden binlerce kat fazlasını Allah gösterdi bize. Bu başlı başına bir şükür vesilesi. İzmir’e gidiyorsunuz, Adana’ya, Trabzon’a gidiyorsunuz. Üç yaşındaki çocuk gözünüzün içine bakıyor sevecen sevecen. Her şeyden önce bir insan olarak, bu memleketin bir genci olarak kendi halkı için ve geleceğimiz için güzel birşeyler yaptığını bilmek en büyük mutluluk kaynağı.

“Minik Duâlar” hakkında yapılan yorumlara baktığımda çocukların beğenisinin yanında şunu da çokça talep ettiklerini gördüm. “Ben de bu grupta olmak istiyorum, ben de Minik Duâlar’a katılmak istiyorum.” Buna nasıl bakıyorsunuz?

Bu hem beğeni, hem de özeniyorlar da tabi. Zaten bu albümün bu kadar çok sevilmesinin nedeni kendi yaşıtlarındaki çocukların seslendirmesi. Çok iyi örgülenmiş, çok iyi bir ekiple yaptık bu albümü. Ömer Karaoğlu, Hakan Aykut, Aslıhan Hanım. Onun haricinde Volkan Yiğit, Eser Taşkıran. Üç süper aranjör bir çocuk albümü için, Minik Duâlar için çalıştı. Küçük kardeşlerimiz tabi, kendi yaş grubundan çocukları görünce heyecanlanıyorlar. Grubun içinde olup söylemek istiyorlar. Bu çok güzel.

Peki var mı böyle bir düşünceniz? Grup, giderek büyüyecek mi?

Tabi şu an için değil, ama benim aklımda başka bir proje var. Duâ konseptine ara vereceğiz bir süre. İnşallah onun için yeni bir grup da kurmayı düşünüyorum. İstanbul’dan bulduğum beyefendi, hanımefendiler var, ama tabi arıyorum da. Üst kalitede müzik yeteneği olan çocuklar da lâzım.

Nasıl ulaşabilir peki çocuklar size?

Şirketimizi arayıp, Akustik Müzik Yapım’ı, özelliklerini yazdıracaklar. Kaçıncı sınıfa gittiklerini, yaşlarını. Ama ne yazık ki yüzde 98 istediğimiz gibi çıkmıyor. Bizim işimiz biraz da kısmet. Müziğe ciddî anlamda yeteneği olan, yatkın olan çocukları seçiyoruz.

Minik Duâlar’da bir de proje var. Kaybolan bir çocuk, Eymen Uslu için duâ kampanyası.

Evet bu çok güzel bir proje. Şirketin sahibi Metin Bey’in fikriydi bu açıkçası. Takdir edilecek bir insanlık örneği. 5 yaşında Eymen, kapısının önünde oynarken kaybolmuş. Belki son bir ümit bulabiliriz diye albüm kapağına koyduk. Ve Eymen için dua istedik çocuklardan. İnşallah sevindirici haber alırız. Bir anne baba için büyük bir imtihan. İnşallah gören bilen vicdanlı biri çıkar.

Burada hemen şunu sorayım. İnternette çalışmaları eleştiren bir grup var. Çocukların şarkı söylemesine karşı çıkan. Bunlara ne diyeceksiniz?

Onlar ilk önce Fatiha’yı baştan sona doğruca okusunlar, ondan sonra konuşsunlar. Onlar bence kendi kültürünü, tarihini, mânevi güzelliklerini bilmemekten dolayı düşman oluyorlar. Ben çok ciddiye almıyorum. Yüzde 99 memnun olan büyük bir çoğunluk var.

Bir de dinleyicimizden bir soru var. “Acaba Endonezyalı Müslüman kardeşlerimizle bir albüm yapmayı düşünürler mi?” diyor Tuba Nur Hanım.

Tuğba Nur kalbimden geçeni söylemiş. Biz afet sonrası Endonezya Açe’ye gitmiştik bir grupla. Orada şu an güzel bir okul yapılıyor. O okulun temel atma töreninde Endonezyalı çocuklar bize ilâhiler söylemişlerdi. O zamandan beri gönlümde var, böyle bir proje ileriye dönük. İnşaallah olur.

Biz sizi san atçı kişiliğinizle, televizyondan tanıyoruz. Özel hayatınızda nasıl birisinizdir? Neler yaparsınız müzik dışında?

Ben çok evcil bir adamım. Evde kalmayı seviyorum. Biraz da kendi gönlüyle insanın başbaşa kalabilmesi anlamında evde kalmayı seviyorum. Çok sevdiğim müzisyen arkadaşlarım var, gönlünü de çok sevdiğim müzisyen kardeşlerim var. Bazen onlarla “hadi bir çay içmeye gidelim” diyoruz. İşlerimin haricindeki zamanlarda dostlarla kalıp muhabbet etmeyi çok seviyorum. Onlarla üretebiliyorsunuz da. Bunun dışında genel olarak evde zaman geçirmeyi seviyorum.

Her zaman aynı keyifle ve lezzetle söyleyebiliyor musunuz şarkıları? Çünkü bu sizin işiniz de aynı zamanda.

Aslı hanımın evde en çok şikâyet ettiği konudur. Ben evde hiç şarkı söylemem. Geçen gün aylardan sonra oturduk, o kanun çaldı ben yaylı tambur çaldım. Bir söz var ya “mum dibini ışıtmaz” diye. Tabi mesleğimiz bu olunca, her yerde şarkı söyleyince evde pek olmuyor.

Minik Duâlar sadece miniklere ait değil bana göre. Bizler de çok severek dinliyoruz. Ben tatilde dinleyebileceğim en güzel şey olarak Minik Duâları gördüm ve dinledim açıkçası.

Günlük hayatta hepimiz bir şekilde yıpranıyoruz. Yenilenmeye ihtiyacımız var. Biz Minik Duâlar’ı çocukları avutmak için, çocuklar sussun diye yapmadık. Bilgilendirici, çocuklara örnek olabilecek sözlerin seçilmesi, sonlarına koyulan duâlar... Biz temel ahlâkî, imanî güzellikleri çocuklara aktarmak istedik. Bir güzellik varsa yüce Yaratana aittir. Teşekkür ederim Allah’ım diyoruz. Hatta “Teşekkür ederim Alah’ım” sözünü koyarken, çok düşündük. Acaba insanlar nasıl bakar, “Şükürler olsun Allah’ım mı desek, yoksa “Teşekkür ederim Allah’ım mı?” diye. Bu konuda Mehmet Emin Ay’a danıştık. O da çocuklar için “Teşekkür ederim Allah’ım” çok isabetli olur, diye onay verince rahatça koyduk.

Son olarak, yeni çalışmalar, besteler var mı?

Neredeyse sıfırlamış durumdayım kendimi. Minik Duâların bu ikinci albümü dolu dolu oldu. Ve ona yoğunlaştık.

Çıta gerçekten çok yükselmiş, birinci albüme bakıldığında, her anlamda.

Öğretici birşeyler olsun, en güzeli olsun istedik bu albümleri yaparken. Acite edici şeyler koyabilirdik. Ben 15 senedir müzisyenim ve halkımın neyi sevdiğini çok iyi biliyorum. Ama benim amacım acındırmak değil. Milletin damarlarını kullanarak sevdirmek amacında değilim. Ayrıca memleketimizde, insanlarımızı birbirine düşürmek için çok art niyetli şeyler yapılıyor. Bunun için en güzel ilâç yine Bediüzzaman Hazretlerinin bir sözü var. Geçen okuduğumda beni çok etkilemişti. Bu Kürt-Türk, Alevî-Sünnî meseleleriyle ilgili. Birçok birlik noktamız olduğunu anlatan bir paragraf. Biz onu ikinci albüme koyduk birlik duâsı olarak. Şöyle yazdık: “Allah’ımız bir, kitabımız bir, Peygamberimiz bir... Bunca birlik varken olur mu ayrılık? Bir elin nesi var, iki elin sesi var, gelin birlik olalım, işi kolay kılalım, hep birlikte diyelim, Lailahe illallah, Muhammeden resulullah.

Bunun gibi, albüm için yapılan her işin, seçilen her sözün, bir mantığı bir hikmeti var. Bu sebeple gönlümüz mutmain.

Tuğba İNAN

06.12.2006

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Röportaj

  (04.12.2006) - Ediz Hun’dan “kenetlenelim” çağrısı

  (02.12.2006) - Moskova’dan bir hidayet hikâyesi

  (27.11.2006) - Thomas Michel: Papa, bütün inançlara saygı mesajı vermeli

  (24.11.2006) - Atilla Yayla: Tartışmadan korkanlar fikri olmayanlardır

  (20.11.2006) - Atatürkçü düşünce sistemi diye birşey yok

  (15.11.2006) - En büyük idealimiz bağımsız Filistin

  (13.11.2006) - Demokratlar Bush’a nefes aldırmaz

  (06.11.2006) - Türkiye’ye tuzak kurulmak isteniyor

  (04.11.2006) - Filistin tüm Müslümanların dâvâsı

  (02.11.2006) - “Asıl okumam gereken kitabı okumamışım”

 

Bütün haberler


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004