Tarih, ibret alınmadığı için tekerrür ediyor. Dün bizde, bugün Azerbaycan’da.
Çok şükür biz o karanlık günleri milletin kararlı direnciyle, binlerce genç kızımızın fedakârlığıyla geride bıraktık. Ama o karanlıklar içinde yine binlerce genç kızımızın inanç ve tahsil hakkı ellerinden alındı, binlerce aile büyük acılar yaşadı. Türkiye, başörtüsü zulmüyle çok acı bir imtihandan geçti. Sadece kızlarımızın tahsili engellenmedi, bütün bir milletin inanç ve ibadet hürriyetine kısıtlamalar getirildi.
Bu zulme karşı çıkanlar çeşitli yöntemlerle cezalandırıldı. Bu cezalardan hissesini alanlardan birisi de, gazetemiz Yeni Asya ve yazarları oldu. Rahmetli Mehmet Kutlular, adeta bütün bir cemaat adına 276 gün hapis yatarak bir bedel ödedi. Gazetemizi kapattılar. Ama mücadele azmimizi kıramadılar.
Üniversite kapılarında ikna odaları kurularak kızların başörtülerini ikna ile açamadıkları için icbar ile çıkartmaya çalıştılar. Binlerce askerî personeli ordudan attılar, binlerce devlet memurunun işine son verdiler. Ama sonunda kazanan millet oldu.
Aradan otuz yıla yakın bir zaman geçti. Bugün aynı filmin Azerbaycan versiyonu vizyona sürülüyor. Sanki otuz yıl önceki sahneler bugün Azerbaycan’da tekerrür ediyor. Demek ki tarihten hiç ibret alınmamış.

Bir zamanlar bizim başörtülü kızlarımız okul kapılarında ağlayarak geri dönüyorlardı. Bugün Azerbaycan’da aynı durum yaşanıyor. Başörtülü bir kız çocuğu, “Menim atam Garabağda şehit düştü, menim hicabım var diye mektebe almıyırlar, hicabını çıkar diyirlar, menim hicabım tehsile mani değil” diye gözyaşı döküyor. Kızı başörtülü olduğu için okula alınmayan bir anne, “Benim eşim Karabağ şehididir kızımı okula almıyorsanız babasının resmini şehit panosunda çıkartın” diye feryat ediyor.
Biz bunları dile getiriyoruz diye bazıları, başörtüsü yasağını açıkca savunamadıkları için, kardeş halklar arasına fitne sokuyorsunuz diyorlar. Böylece kendi fitnelerini gizlemeye çalışıyorlar. Bizim de bu zulme göz yummamızı istiyorlar. Halbuki, “Hakkın hatırı âlîdir, hiç bir hatıra feda edilemez.”
“İki devlet tek millet” diyerek Azerbaycan ile dost ve kardeş olduğumuzu dile getiriyoruz. Dost, dostun hatasını söyler, onu ikaz eder. Üstelik, yakın zamanda aynı hatayı bizim idareciler de yapmışlardı. “28 Şubat süreci bin yıl sürecek” diyerek üst perdeden konuşmalar yapıyorlardı. Ama, on yıl bile sürmedi. “Küfür devam eder, zulüm devam etmez.” Azerbaycan’daki bu zulüm de devam etmez. Bir gün hak gelir, bâtıl zail olur.