"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz-2

ALAEDDİN ERDOĞAN
19 Ekim 2026, Pazartesi
Üniversitede yıllarca Öğretimi Planlama ve Değerlendirme dersi okuttum.

Bu bağlamda öncelikle yapılması gereken iş, hedefleri belirlemektir. “Nelerin yapılması? Niçin yapılması? Nasıl yapılması? Ne kadar zamanda ve hangi düzeyde yapılması?”  sorularını cevaplandıracak bir çalışma programı yapılmalı, gerekli çalışmalar gerçekleştirilmelidir.  Burada eleştirel bakışla mutluluk endeksindeki ölçütlere göre durumumuzu gözden geçirecek olursak; millî gelir dağılımındaki uçurumları görürüz. Başta her bireyi katma değer üretecek bir düzeye taşımalı, işin niteliği kolay ve zorluğuna göre ücretlendirilmelidir. Biri bir kazanırken, diğeri bin kazanmamalıdır. Millî gelir adil dağıtılmalıdır. Her insan ülkesinin onurlu bir vatandaşı olduğu güvenini hissetmelidir, zor durumda kendisine yakınlarından gerekli yardımın yapılacağını bilmelidir. Can güvenliğini iliklerine kadar hissetmelidir. Devletini, baş edemediği zorluklarda yanında görmelidir. Hastalığın acil durumuna göre muayene ve film çekme gibi durumlarda zaman aşımı riski taşımamalıdır. Hayat seçimlerini yapma özgürlüğü maalesef söz konusu değildir, Millî Eğitimin temel ilkelerinden birisi yönlendirmedir. Öğrenciyi ilgi ve yeteneklerine göre mesleklere yönlendirmektir. Ne var ki bizde bu daha çok iş bulma kaygısı ile gelişigüzel, zoraki gidilen okullarda kaynak israfına neden olmaktadır. İşini sevmeyen kişi verimsiz olmakta, çoğu zaman kendi işini terk etmekle mutsuz olmaktadır.

Diğer önemli husus, demokrasi kültüründen uzak toplumlarda ideolojik körlükle liyakatin değil daha çok akraba veya yandaş olma durumunun dikkate alınmasıdır. Ülkesinde iş bulma ümidini kaybeden gençlerin ülke dışına çıkmaya çalışmaları sosyal hayattan kopmalarıdır. Mutluluklarını ise içe kapanarak, evlerine çekilerek aramaktadırlar. Ölçütlerin bir diğeri cömertliktir. Diğer ifade ile paylaşmaktır, yardımlaşmaktır. Bizde yardımlaşmada zekat diye bir dinî vecibe var. Ancak bunun ne kadar gerçek anlamda yerine getirildiği araştırılması gereken bir konudur. Geçmiş tarih dönemlerinde sadaka taşlarından söz edilir. Günümüzde ne kadar kabil-i tatbik olabileceği şüphelidir. Çünkü günümüz insanı oldukça hırslı, hırçın, bencil, doyumsuz ve sorumsuzdur. Bu toplumda öncelikle vicdan, sevgi, saye, iyilik, merhamet, nezaket, zarafet, asalet gibi değerlerinin kazandırılması gereklidir. Temeline de hak, hukuk, adalet ve liyakate yer verilmelidir.

Toplumu en çok yaralayan ölçütlerden birisi de yolsuzluk algısıdır. Bu algı toplumu çürüten, güven kaybına sebep olan temel algıdır. Herkes bir biçimde başkasını kandırmaya çalışır. Pazara gidersiniz bir ürünü alırsınız, eve geldiğinizde yarısı çürük veya bozuk çıkar atarsınız, “Bal tutan parmağını yalar” sözünü doğrular biçimde, herkes kendi menfaatini önceler, daha çok kazanmak için yaptığı işten çalar, oturduğu bina çöker, yaptığı yatırım (fon, borsa) uçar buharlaşır. Yarınlarına umutla bakamaz, adalete güvenemez, neyin ak, neyin kara, neyin doğru neyin yanlış, kim haklı kim haksız bilinmez, at izi it izine karışır. Karambole yaşanan bir hayat; elbette yaşanan taze olmaz, olur hep bayat. Kurtuluş köklü, gerçekçi ve çağın gerektirdiği insanı yetiştirmek ve sosyal hayatı tanzim etmektedir.

Okunma Sayısı: 195
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı