"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okul ve aile birliğini kuran bir eğitim gerekli

ALAEDDİN ERDOĞAN
22 Eylül 2026, Salı
Geleceği inşa eden en güçlü temel; ilimle aydınlanmış, ahlakla bezenmiş ve sevgiyle büyütülmüş nesillerdir.

EĞİTİMDE VİRA BİSMİLLAH

Yeni bir eğitim-öğretim dönemine adım atarken, eğitimin bireysel ve toplumsal hayatımızdaki başdöndürücü gücünü yeniden tanzim etmek zorunlu gerekliliktir. Eğitimde başarı; yalnızca teknolojik imkânların varlığıyla değil, bilinçli bir farkındalık ve tarafların güçlü bir işbirliğiyle gerçekleşen organik bir süreçtir. Bu sürecin odağında ve en belirleyici konumunda ise hiç şüphesiz öğrenci yer almaktadır. Öğrenci kendi zihinsel kapılarını aralamadıkça ve öğrenmeye içsel bir istek duymadıkça dışarıdan aktarılan hiçbir bilgi kalıcı davranış değişikliğine dönüşemez.

Öğrenme eylemi, her dersin kendine ruhunu ve felsefesini anlamakla başlar. Dersleri yalnızca ezberlenecek kurallar bütünü değil, olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri kurmayı sağlayan birer anahtar olarak görmek gerekir. Kimi dersler genel kültürü ve kendini ifade etme becerisini geliştirirken, kimileri ise sayısal analiz ve soyut düşünme yetisini besler. Bu doğrultuda öğrencinin derse hazırlıklı gelmesi, konuyu sınıfla işlenirken derste öğrenmeye gayret etmesi ve zihninde berraklaşmayan noktaları vakit kaybetmeden sorarak netleştirmesi kritik öneme sahiptir. Nitekim bilimsel araştırmalar da göstermektedir ki tartışarak, sorarak ve etkin bir şekilde katılarak işlenen konular zihinde %80 oranında kalıcılık sağlamaktadır.

Zihni zorlayacak sorular üretmek gerek

Öğrenme sürecinin derinleşebilmesi için konunun ardından zihni zorlayacak sorular üretmek gerekir.

Bilgi, kavrama ve analiz düzeyinde sorularla zihnini diri tutan birey, öğrenme yolculuğuna dönüştürür. Paradoksal ifadeyle; "Sormaz ki bilsin, bilse sorardı. Bilmez ki sorsun, sorsa bildirirdi." Burada belirleyici olan, zihinsel bir çaba ve öğrenmeye sürekli hazır bulunma hâlidir.

Ancak günümüz dünyasında bu zihinsel çabayı sekteye uğratan pek çok tuzak da mevcuttur. Faydalı bilgi bir tık kadar yakınken, zaman ve dikkat yutan engeller de bir o kadar yakınımızdadır. Sanal mecralardaki yüzeysel gelişmeler, asparagas haberler, pasif medya bağımlılığı, kontrolsüz oyunlar ve hareketsiz durağanlık, genç zihinlerin potansiyelini gölgeleyen başlıca unsurlardır. İnsanın varlık sebebini ve temel hedeflerini unutmadan, arkadaşlık ilişkilerinde daima bir ölçü ve mesafe koyması gerekir; zira olumsuz alışkanlıklar bulaşıcı birer esarete dönüşebilir. Çıkmaza düşülen her anda sığınılacak en güvenli liman ise ailedir. Asıl gaye; yalnızca akademik başarı kazanmak değil kendisiyle, ailesiyle ve toplumuyla barışık, erdemli ve faydalı birer insan olabilmektir.

Bu tablonun diğer bir temel ayağını oluşturan öğretmenlerimizin rolü de çağın gerekleriyle birlikte büyük bir dönüşüm geçirmiştir. Eskiden öğretmen bilginin tek kaynağı iken, bugün bilginin rehberi, öğrenme sürecinin yöneticisi ve bir orkestra şefidir. Öğretmenin asıl görevi; dersin felsefesini çocuklara kavratmak, onları öğrenmeye motive etmek ve elde edilen sonuçlara göre öğretme durumunu yeniden yapılandırmaktır.

Önce insan olmayı, saygıyı, paylaşmayı öğret

Eğitimin temel esaslarından bir diğeri de öğrencilere akademik müfredattan çok önce insan olmayı, saygıyı, paylaşmayı öğretmektir. Yeterli terbiye ve ahlaki değerlerle donatılmamış bir insan, yeteneği ne kadar yüksek olursa olsun toplum için potansiyel tehlikeye dönüşebilir. Değerlerin alt üst olduğu bir ortamda yetki ve imkânlar birer talan aracına dönüşür, doğrularla yanlışlar birbirine karışır. Geleceği inşa edecek öğrencilere cesareti, vicdanı, adil olmayı ve sorgulamayı aşılamak öğretmenlik mesleğinin en yüce sorumluluğudur.

Eğitimin toplumsal sorumluluğunu oluşturan velilerimiz ise büyük fedakârlık geleneğinin taşıyıcılarıdır. En zorlu şartlarda dahi evlatlarının geleceği için çırpınan, her türlü külfete göğüs geren ailelerin varlığı takdire şayandır. Geçmişte öğretmene duyulan güveni simgeleyen yaklaşım, günümüzde yerini daha korumacı bir anlayışa bırakmış olsa da eğitimi tamamen okul sınırlarına hapsetmek veya kendi haline bırakmak son derece risklidir.

Sokakta ve dijital dünyada pusuda bekleyen risklere karşı çocuklarla daima açık, sağlıklı ve sevgi dolu iletişim kurulmalıdır. Onların kimlerle arkadaşlık ettiğini ve günlerini nasıl geçirdiğini yakından takip etmek hayati bir gerekliliktir; nitekim arkadaş çevresi insanın karakterini şekillendiren en güçlü aynadır.

Toplumun nitelikli birer ferdi haline getir

Sonuç olarak eğitim; girdisi, işlemi, çıktısı ve değerlendirmesi olan bütüncül bir açık sistemdir.

Başarıya ulaşmak; mevcut durumun doğru analiziyle eksikleri gidermekten, gelişim sürecini adım adım takip etmekten, okul-aile koordinasyonunu sağlamaktan ve güvenli bir öğrenme ortamı sunmaktan geçer. Başarısızlık hissine kapılan her bir öğrenciye sunulacak akademik ve psikolojik destek, onları toplumun nitelikli birer ferdi haline getirecektir. Bu anlayış ve ortak sorumluluk bilinciyle, yeni eğitim-öğretim yılının sağlık, huzur ve üstün başarılar getirmesini temenni ediyorum.

Geleceği inşa eden en güçlü temel; ilimle aydınlanmış, ahlakla bezenmiş ve sevgiyle büyütülmüş nesillerdir.

Okunma Sayısı: 117
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı