"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğruyu yanlış yerde aramak

Harun SÖZLER
10 Ekim 2026, Cumartesi
Merak İslâm’dandır. Soru islâm’a çıkar. Cevap islâm’dadır. İster Budist olsun, ister Musevî, ister dinsiz; hakikati samimiyetle arayan insanın ulaşacağı yer, eninde sonunda İslâmiyet’tir. Çünkü cevap İslâm’dadır.

Bu kaçınılmaz gerçeğin önünde set çeken, belki de yolu uzatan önemli bir engel vardır: Kasıtlı veya kasıtsız yapılan kaynak ve delil kullanma hatası. Daha doğrusu, doğru kaynağı bırakıp yanlış yerde delil arama hatası.

Bazı insanlar sahih hadisleri bile kaynak kabul etmeyip “Kur’ân’da yazandan başka bir şey kabul etmeyiz” derken, bazıları da diğer semavî dinlerin, hatta başka dinlerin kitaplarından neredeyse hiç tereddüt etmeden İslâmî deliller getirebiliyor. 

Elbette uydurma hadislerin yayılmasına karşı dikkatli olmalıyız. Her hadisi araştırmak, sıhhatini sorgulamak zaten yapılması gerekendir. Fakat ortada uydurma hadisler var diye hadisleri bütünüyle yok saymak hezeyandır.

Bir yanlışın bulunması, doğrunun tamamını ortadan kaldırmaz. Sahi biz bu dini kimden öğreniyoruz? Kimden öğrenmemiz gerekir? Peygamber Efendimizden (asm) değil mi?

Kur’ân’dan ve onu bize açıklayan, yaşayan Peygamber Efendimizden (asm) öğreniyoruz. Öyle ki Resûl bize ne verdiyse onu almalı, neyi yasakladıysa ondan sakınmalıyız.¹ Çünkü o, din adına hevâsından konuşmaz.²

Hakikate giden yolda insanın nirengi noktası ve rehberi vahiydir. Aklın mücerret gözüyle görülen şeyler, vahyin ışığıyla netleşmezse insan hataya düşer.

Onun (asm) bize ulaşan sözlerini, fiillerini ve sünnetini araştırmak; sahihini sakiminden ayırmak gerekir. Hadis ilminin ortaya çıkmasının önemli sebeplerinden biri de zaten budur.

Peki ya diğer semavî kitaplar?

Kur’ân-ı Kerîm, önceki kitaplarda tahriften söz ederken, bugün elimizde bulunan metinleri Kur’ân’ı desteklemek için bağımsız ve kesin kaynaklar olarak nasıl gösterebiliriz?

Biz Tevrat’ın, Zebur’un ve İncil’in asıllarının Allah tarafından gönderildiğine inanırız. Mesele onların Allah tarafından gönderilmiş olması değildir. Mesele, bugün elimizde bulunan metinlerin ilk indirildiği hâliyle bütünüyle korunmuş olup olmadığıdır. Bir kitapta tek bir cümlenin bile değiştirildiği kesinleşmiş, fakat hangi cümlenin değiştirildiği bilinmiyorsa, o kitabın her cümlesini kesin ve bağlayıcı bir delil olarak kullanamazsınız.

Çünkü hangisinin değiştirildiğini yalnızca metnin kendisine bakarak kesinleştiremezsiniz. Bu durumda o metni, İslâm’ın üzerine kurulacağı bağımsız ve kesin bir referans hâline getiremezsiniz.

Kaldı ki Tevrat, Zebur ve İncil söz konusu olduğunda mesele birkaç cümlelik farklılıktan ibaret değildir. Bu metinlerin tarihî süreç içinde geçirdiği değişimler, farklı nüshaları ve aralarındaki farklılıklar, büyük ölçüde tahrif meselesini ortaya koymaktadır.³

O hâlde İslâm’ı, İslâm açısından güvenilirliği tartışmalı metinlerle doğrulamaya neden çalışalım?

Kur’ân, başka kitaplar gibi sadece bir ilim kitabı veya bir tarih kitabı değildir ki referansını dışarıdan alsın; Kur’ân, bütün ilimlerin ve hakikatlerin Asl-ı Esas’ıdır.

Her doğru söz kaynak değildir. Her kaynak delil değildir. Her delil de İslâm’a referans değildir.

Dipnotlar:

1- Haşr Suresi: 7.

2- Necm Suresi: 3-4.

3- Mektubat, 19. Mektup, 16. İşaret.

Okunma Sayısı: 181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı