"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nefis içimizdeki Firavun’dur -2

Harun SÖZLER
02 Ekim 2026, Cuma
Gerçek mü’min, aklına hiçbir kötülük gelmeyen, kalbi hiç kirlenmeyen ve hayatı toz pembe gören insan mıdır?

Saf, tertemiz, pırıl pırıl... Eğer öyle olsaydı, ne büyük bir tezat çıkardı ortaya!

Çünkü insanın imtihanı, kötülüğün hiç aklına gelmemesi değil; kötülük karşısında neyi tercih ettiğidir. Nefis ve şeytanla mücadele, imanın güçlenmesiyle sona ermez; bilâkis insanı daha derin bir kulluğa çağırır. Her mücadele, imanı biraz daha güçlendirmek ve insanı kullukta biraz daha yükseltmek içindir.

Genellikle imanı büyüyen Müslümanın mücadelesi de büyür. Bir nevi Firavun olan nefsinin karşısında, imanının kuvveti nispetinde bir de Musa vardır.

O hâlde gerçek mü’min; şeytanın ağır vesveselerine maruz kaldığı hâlde onlara kulak asmayan, içindeki Firavun’un ahlâksızca isteklerini bastıran, iyiyi de kötüyü de bilen; fakat sırf Allah (cc) rızası için iyiyi tercih eden kişidir.

İman, insanı meleklerden daha yüksek bir mertebeye çıkarabilir; fakat onu melekleştirmez. İmansızlık da insanı hayvandan daha aşağı bir seviyeye düşürebilir; fakat onu hayvanlaştırmaz. Çünkü insan, hayvan gibi yaşasa bile mahşerde hesabını insan olarak verecektir. İşte insan olarak verilen bu imtihan, kulluğu da yalnızca yapılan ibadetlerden ibaret bırakmaz.

Hem ibadet dahi sadece bir şeyler yapmaktan ibaret değildir. Evet, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ibadettir. Fakat ibadet, bazen de hiçbir şey yapmamaktır.

Dilini tutup yalan söylememek... Gözlerine hâkim olup harama bakmamak... Öfkelendiğinde karşılık vermemek... Elinin gücü yettiği hâlde haksızlık etmemek...

Firavunlaşan nefsin istediği hâlde ona boyun eğmemek, nefsini dizginleyebilmek...

Ve böylece harama gidebilecek her yolu kapatmak. Fakat şu da var ki nefis sadece günaha çağırmaz. Bazen ibadetin içine bile girer. İnsan namaz kılar, fakat kibri büyür. Sadaka verir, fakat görülmek ister. İlim öğrenir, fakat tevazusu azalır. Bir bakarsın, insan nefsini terbiye edeceğine nefsine yeni bir taht kurmuştur.

Nefsin tuzağı çoktur. Onunla başa çıkmanın yolu ise güçlü bir imandır. Tam da bu yüzden Bediüzzaman Said Nursî, “Bu zaman imanı kurtarmak zamanıdır.”¹ diyerek eserlerinde iman meselesine ağırlık vermiştir.

Çünkü mesele bellidir. Çare de bellidir. Ahir zamanda içimizdeki Firavun öylesine azgınlaşmıştır ki karşısında duracak Musa’nın da ona mukabele edecek kadar güçlü olması gerekir.

Yoksa nefis konuşur, iman susarsa insan kendi nefsinin saltanatına mahkûm olur. Ve bunun bedeli yalnız dünya hayatıyla sınırlı kalmaz. Böyle bir insanın hem dünya hayatı hem de ebedî hayatı bedbaht olabilir.

Mesele yalnızca iman etmek değildir. İmanı güçlendirmektir. Çünkü nefis büyüdükçe, karşısındaki imanın da büyümesi gerekir. İşte zaman, imanı kurtarmak zamanıdır.

Dipnot:

1- Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ Lâhikası, 185. Mektup, s. 279.

Okunma Sayısı: 131
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı