"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ya rezil olursam?

Harun SÖZLER
26 Ağustos 2026, Çarşamba
Tarihin belki de en hızlı ve en organize yozlaşma süreçlerinden birine şahitlik ediyoruz.

Günahın normalleştiği, haramın sıradanlaştığı, hakikatin gürültü içinde kaybolduğu bir zamandayız. Değerlerin altüst olduğu, doğrunun yanlışla, yanlışın ise modernlik kılıfıyla değiştirildiği; beğenilmek veya prim yapmak gibi isteklerle edepsizliğin ve utanmazlığın saniyeler içinde milyonlara ulaştığı, bir fitnenin tek tuşla dünyanın dört bir yanına yayıldığı bir devir. Ekranlarımızdan, sokaklarımızdan ve sosyal mecralardan adeta üzerimize sel gibi akıyor.

Peygamberimizin (asm) ümmetlerini fitneleriyle ikaz ettiği ahirzamanda yaşıyoruz. Geçmiş ümmetleri helâke sürükleyen nice ahlâkî ve itikadî hastalığın aynı anda yaygınlaştığı bir dönemde, Müslümanın omzundaki mesuliyet de aynı ölçüde ağırlaşıyor. Çünkü Hakkı ve hakikati bilenlerin susması, meydanı bâtıla bırakmaktan başka bir netice doğurmaz. İşte tam bu noktada, kalbinde iman taşıyan, dinî bilgisi olan veya bir şekilde insanlığa fayda sağlayabilecek her bireyin omuzlarına imanî bir sorumluluk biniyor: Emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker.¹ Yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak.

Ne var ki bugün birçok yetişmiş, bilgili ve niyet sahibi insan, bildiği hakikatleri anlatmaktan çekiniyor. Şeytan; “Ya hata yaparsam...”, “Ya yanlış anlaşılırsam...”, “Ya rezil olursam...” vesveseleriyle daha ilk adımı atmadan nice insanı hizmetten alıkoyuyor.

Allah u Teâlâ bizlere emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker vazifesini yüklemiştir. Ahirzamanda bu vazife daha da büyük bir önem kazanmıştır. Zira bozulma ne kadar yaygınlaşırsa, hakkı anlatma sorumluluğu da o kadar artar.

Bediüzzaman Said Nursî’nin veciz ifadesiyle, “Biz hizmetle mükellefiz. Neticeleri ve muvaffakıyet Cenab-ı Hakka aittir.”² Bizim vazifemiz; hakikati öğrenmek, yaşamaya çalışmak ve hikmetle insanlara ulaştırmaktır. Kaç kişinin istifade edeceği, ya da kınayacağı Allah’ın takdirindedir. Allah yolunda tenkit edilmek, korkuyla susmaktan daha değerlidir.

Bizler sustukça meydan, sadece yıkıcı akımlara, ahlâkî çöküşü normalleştirenlere ve gençlerin zihinlerini bulandıranlara kalıyor. Rezil olma korkusu, bizi Allah’ın rızasını aramaktan alıkoyan psikolojik bir prangaya dönüşüyor.

Bediüzzaman’ın şu müjdesi ise bize hem ümit hem de istikamet vermektedir: “Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm’ın sadası olacaktır!”³ Hiç şüphesiz o gür seda yükselecektir. Fakat asıl soru şudur: Biz, o sedanın yükselmesine katkı sunanlardan mı olacağız, yoksa korkularının arkasına saklanıp seyredenlerden mi?

Bugün, çaresizce Ebâbîl kuşlarının gelmesini ya da Mehdî’nin ordusunda asker olmayı temenni edip hiçbir şey yapmadan bekleme zamanı değildir. Çalışmak ve gayret etmek zamanıdır. Allah’ın bize verdiği ilmi, kalemi, dili, vakti ve bütün meşru imkânları O’nun rızası yolunda seferber etme zamanıdır.

Şayet Allah u Teâlâ ahirzamanda Mehdî’yi göndermeyi murat etmişse veya onun hizmetini başlatmışsa, o davaya layık olanları elbette bilir. Bize düşen beklemek değil; o orduya layık olabilmek için bugünden çalışmaktır. Vazifemizi hakkıyla yerine getirebilirsek, Allah dilerse bizi o hizmetin içinde zaten buluşturacaktır.

Netice Allah’a aittir; vazife ise bize. Öyleyse elimizdeki bütün meşru imkânları kullanarak, İslâm’ın o gür sedasının yükselmesine biz de bir ses, bir nefes ve bir vesile olmaya çalışalım.

Dipnotlar :

1- Âl-i İmran Suresi: 104, 110; Tevbe Suresi: 71.

2- Kastamonu Lâhikası, s. 91.

3- Tarihçe-i Hayat, s. 145.

Okunma Sayısı: 97
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı