"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okullarımızda Din ve İman eğitimi

M. Ali KAYA
16 Ekim 2026, Cuma
Çocuklarımıza ve gençlerimize önce İmanı öğretmek gerekmektedir.

Bunlar “Allah’ın varlığı ve birliği, varlıkları ve bilhassa insanları başıboş yaratmadığı ve her şeyin bir amaca hizmet ettiği gibi insanın da kendisinden üstün bir varlığa yani Allah’ın dinine hizmet etmesi gereğini” anlatmalıdır. 

İman esasları olan ve “Âmentü” ile özetlenen hakikatleri anlayacağı dille, seviyesine uygun olarak anlatmak her anne ve babanın asıl vazifeleri arasındadır. Dini öğretmek ona imanı anlatmak ve bu konuda ister-istemez soracağı sorulara aklının alacağı şekilde cevaplar vermekten ibarettir. İmanı özümseyen birinin inancına aykırı hareket etmesi düşünülemez. Her insan inandığı gibi yaşar ve inancının gereğini yerine getirmekten şeref duyar. 

İman eğitimi din eğitiminin başı ve temeli olduğu için Peygamberimiz (asm) kendisine gelen gençlere mutlaka önce imana ait bilgileri verir, sonra ibadete taalluk eden hususlara onları teşvik ederdi. Nitekim sahabelerden Cündüp b. Abdullah (ra) der ki: “Biz ergenlik çağına yaklaşmış bir grup genç ile Resulullah’ın (asm) huzuruna geldik. Bize Kur’ân’ı öğretmesini istedik. O da bize Kur’ân-ı Kerîm’i öğretmeden önce imanı öğretti. Allah’ın varlığını, kudretini, ilmini, iradesini ve insanı yaratılış amacını öğrettikten sonra Kur’ân’ı öğretti. Bundan sonra biz Kur’ân okudukça imanımız daha da güçlendi ve inkişaf etti.” (İbni Mace, 1: 93, Hadis No: 61.)

Bundan dolayı önce imanı öğretmek sonra İslam konusunda iman ile bağlantılı olarak bilgi vermek tâlim ve terbiye, eğitim ve öğretim metodu açısından takip edilecek en doğru yoldur. 

Din demek iman demektir. İmandan sonra imanın tezahürü olan ibadet ve ahlâk kişiyi Allah’a yaklaştırır. İman sağlam olmazsa ibadette gevşeklik ve ahlakta bozukluk ortaya çıkar. Bunun için Bediüzzaman “Ben bütün mesaimi iman üzerine teksif etmiş bulunuyorum” demiştir.

İmanlı birisinin imanı sevmesi ve küfürden nefret etmesi gerekir. Yüce Allah “Allah size imanı sevdirdi ve onun ile kalplerinizi süsledi. Küfrü, fıskı ve isyanı ise çirkin gösterdi. İşte doğru yolda olanlar bunlardır” (Hucurat Suresi: 7.) buyurur. İmanın gereği Allah’ı sevmek ve ahiret saadetini amaç edinmektir. Dinin amacı da uhrevî saadettir. Ahireti ve Allah rızasını esas alan kötülüklere meyletmez.

Peygamberimizin (asm) yolundan giden Bediüzzaman Hazretlerinin “mesaisini iman üzere teksif etmesinin” sebebi budur. Dinî bilgiler iman için yeterli değildir. Böyle olsaydı İslam dini konusunda eserler yazan ve Peygamberimizin (asm) hayatını inceleyen sair dine mensup olanlar da Müslüman olurlardı. Çünkü din demek iman demektir. İmana dair bilgileri kabul ederek öğrenmeyen kimse sadece “din kültürü” edinmiş olur. Bu da inanmak için yeterli olmaz. 

Buradan yola çıktığımız zaman okullarımızda “Din ve iman eğitiminin olmamasından dolayı verilen “din kültürü” dini anlatma ve öğretmede yeterli olmadığı ve “dindar nesil yetiştirme” amacına hizmet etmediği görülmektedir. 

Okunma Sayısı: 179
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı