"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalet mülkün temelidir-2

Mustafa KERTMEN
21 Ekim 2026, Çarşamba
Devlet erkini ayakta tutan yegâne güç adalettir.

Hz. Ömer’in (ra) çağları aşan “Adalet mülkün temelidir” kelâm-ı kibarında ifade edildiği üzere, devlet de bir mülktür ve gücünün sınırları ancak adalet ile çizilebilir. Bir binanın temeli, bir ağacın kökleri ne kadar derinse; o yapının dışarıdan gelecek darbelere karşı mukavemeti de o derece sağlam olur. Devlet de bir bina misali olarak ele alındığında, temeli adalet olmalıdır ki içte barışı, güvenliği ve toplumsal dayanışmayı temin edebilsin; dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı da sarsılmaz bir direnç göstersin. Adalete dayanmayan bir yapıda iç barış zedelenir, karışıklık ve zulüm baş gösterir; bu zayıflığı fırsat bilen dış mihraklar karşısında ise devlet son derece kırılgan bir hale düşer.

İnsanlık tarihi, adaleti mutlak olarak tatbik eden hâkimler ile zulmüyle iştihar etmiş zalimhükümdarların ve onların emrindeki yargıçların mücadelesine sahne olmuştur. Tarihin en büyük zalimlerinden Firavun, kendisini ilah ilan edecek kadar küstahlaşmış; fakat hak ve hakikat karşısında çaresiz kalmıştır. Nil’in sularında Hz. Musa’nın mu’cizesini gördüğünde imana gelse de artık imtihan sırrı bozulduğu için imanı kabul olunmamıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiği üzere onun bu ibretlik akıbeti, adalet-i İlâhiyenin er ya da geç tecelli edeceğinin ve güç sahiplerinin tarih karşısındaki acziyetinin en açık vesikası olarak kalmıştır. Yakın tarihte Lenin, Stalin ve Mao gibi diktatörler milyonlarca insanı katledip sistematik terör estirirken; günümüzde Netanyahu gibi figürler de aynı zalimlik silsilesinin modern mümessilleri olarak insanlığı kana bulamaya devam etmektedir. Haccac-ı Zalim’den Yezid’e, tarih boyunca halkına zulmeden; günümüzün İslam dünyasında da görüldüğü üzere meşruiyetini dış odaklara bağlayarak toplumun bugününü ve geleceğini çalan tüm zalimler arkalarında yalnızca kahır, gözyaşı ve ağır bir vebal bırakmış; hâlen yaşayanlar ise içlerindeki korkuyla o kaçınılmaz ölümü ve İlâhî hesabı beklemektedir.

Buna mukabil, Hz. Ali’ye (ra) atfedilen “Devletin dini adalettir” anlayışı ve Bediüzzaman Said Nursî’nin adaleti ibadetle aynı parantezde ele alarak Kur’ân’ın temel esasları arasında sayması, adaletin mukaddes boyutunu gözler önüne serer. Hz. Ömer’in izinden giderek “İkinci Ömer” lakabıyla maruf olan Ömer bin Abdülaziz; halifeliği saltanat görüntüsünden çıkarıp asli hüviyetine kavuşturmuş, valilerin ticaretle uğraşmasını ve hediye kabul etmesini yasaklamış, muhaliflerine karşı dahi ikna metodunu esas alarak adil yönetimin görkemli bir misali olmuştur.

Nihayetinde, dünyayı kana bulayan zalimler arkalarında nefretle anılan bir enkaz bırakıp kaçışı olmayan ölüme ve İlâhî hesaba doğru sürüklenirken; adaletiyle dünyayı aydınlatan yöneticiler gelecek nesillere hayırla yâd edilecek mübarek bir miras bırakmışlardır. Çürük temeller üzerine kurulu zulüm burçları yıkılmaya mahkûmken, adaletle harmanlanmış adil devlet yapısı insanlığın sığınağı olmaya devam edecektir.

Okunma Sayısı: 158
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı