"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güç, adalet ve çürüme: Gün ışığında bir yönetim ihtiyacı

Mustafa KERTMEN
22 Ekim 2026, Perşembe
Adalet, bir toplumun harcı ve devletin varlık sebebidir.

Ancak adaletin tam ve tarafsız işleyebilmesi için yalnızca kanunların varlığı yetmez; güçlü bir muhalefet, bağımsız sivil toplum kuruluşları ve tüm yapılanları halka aktaran özgür bir medya şarttır. Bu denetim mekanizmalarının eksikliği, adaleti köreltip topal bırakır. Geçmişte yaşanan ve günümüzde de ne yazık ki devam eden bu durum, düzeltilmediği takdirde gelecekte de aynı yıkıcı sonuçları doğuracaktır.

İstibdat anlayışına dayalı bir sistemde gücün kimin elinde olduğu önemsizdir. Bugün “bizde” olan yetki ve gücün yarın “onlarda” olabileceği gerçeği unutulmamalıdır. Bu nedenle asıl ihtiyaç; kişilere veya gruplara göre değişmeyen liyakat, şeffaflık ve hesap verilebilirliktir. Yönetim, her icraatın halkın gözü önünde cereyan ettiği “gün ışığında” bir yapıya kavuşmalıdır. Suç işleme niyetinde olan biri, değil delil karartmak, suç dahi işleyemeyecek bir denetim baskısını hissetmeli; suça karıştığında ise kimse tarafından korunmayacağını bilmelidir.

Ne var ki günümüz adalet pratiği, “bizim suçlumuz” ve “onların suçlusu” ayrımı üzerine inşa edilmiş durumdadır. Adalet uygulayıcıları, kendi mahallelerine karşı kör, sağır ve topal davranırken; muhaliflere karşı gözleri açık, kulakları hassas ve bacakları son derece kuvvetli bir tutum sergilemektedir. Lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gibi evrensel hukuk ilkelerinin dahi yalnızca iktidar çevresindekileri korumak için hatırlatılması, kamu vicdanındaki inandırıcılığı sıfırlamaktadır. Hukuk; hiçbir ayrım gözetmeksizin herkesin üzerine yağan bir yağmur, herkesi ısıtan bir güneş gibi olmalıdır.

Bu durum yalnızca kurumsal bir kriz değil, aynı zamanda derin bir toplumsal çürümedir. Bundan kırk yıl önce, suça karışan bir birey ailesi ve mahallesi tarafından ayıplanıp dışlanırken; bugün her kesim kendi suçlusunu ne pahasına olursa olsun koruma telaşındadır. Eskiden Kemalist zihniyetin devleti tekelinde görme yanılgısı, bugün mevcut iktidar çevresinde çoğulculuğu yok sayarak devleti kendi mülkü sanma zehabına dönüşmüştür. Oysa devlet, ele geçirilecek ya da taraftarlar arasında paylaştırılacak bir aygıt değildir; herkesin ortak evidir.

Suçun ve yolsuzluğun üzerini örtmek, çürüyen bir uzvu tedavi etmek yerine gizlemeye benzer. O uzuv kesilip atılmadıkça kangren tüm bedeni sarar ve yok eder. Hamasetle değil hakikatle hareket ederek, devletteki makamların birer emanet olduğunu kavramak zorundayız. Yönetimde azami şeffaflık sağlandığında, failler hak ettiği cezayı bulduğunda ve adalet tarafsız bir kılıç gibi işlediğinde gerçek anlamda büyük bir devlet ve millet olunabilir.

Okunma Sayısı: 180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı