Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 23 Ocak 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Travmatik ruhlar ve yaralı bilinç



Katil ile maktulün kaderi aynı. Maktül Hrant Dink Ermeni tehcirinin de ötesinde aile dağılmasının da bir mağduru. Bu bağlamda, çifte kavrulmuş bir kişiliğin de sahibi. Travmatik bir geçmişi var. Ve hayatı boyunca bunun izlerini yaşamış ve üzerinden atamamış. Her an kendisi dışında gelişmiş bir mazinin geride kalan lehte veya aleyhteki tortularıyla yüzleşmek durumunda kalmış, izleriyle yaşamış. Adeta içinde yetiştiği toplumun mazisinin tutsağı olmuş. İki tarafıyla da. Bu sorunlu geçmiş neredeyse şahsiyet ve kimlik olarak onu biçmiş ve parçalara bölmüş. Bundan dolayı kendisinden normal olması ve normal refleksler göstermesi beklenemezdi. İsyan etse de neye ve kime isyan edecekti ki? Bundan dolayı tarafsız vicdanıyla kutuplaşmanın tam ortasında kalakaldı. İçinden çıktığı kendi toplumuna, ailesine mi, yoksa kavgalı olduğu diğer parçası olan Türk toplumuna mı gücensindi? Bunun gerginliği üzerine sinmişti.

Onun katili de kendisi kadar yaralı bir bilinç taşımasa bile o da nihayet dağılan ve atomize olan bir ailenin travmatik bir üyesi. Aynen Santoro cinayetindeki selefi gibi. Parçalanmış ailenin parçalanmış bir kuşağı. O da öfkesini dökebilecek birilerini arıyordu sanki. Bula bula kendisi gibi yaralı bir bilinci ve travmatik bir ruhu buluyor.

Hrant Dink’in ötesinde; Ermeni toplumu da yaralı bir bilinç ve travmatik bir ruh taşıyor. Bunun dışa vurumlarının da sağlıklı olduğu söylenemez. Hrant Dink de bu sağlıksız yapıya zaman zaman neşter vuruyordu. Ermenilere göre Türk milliyetçiliğinden öte Türk sorunu vardı. Aslında Ermeniler de kimlik parçalanmasının mağduru, Türkler de.

***

Esasen bu trajedinin temelinde istilâcı Batıcıların Şarkın terkibini bozmaları yatıyor. Ortaçağda gayri müslimlerle Müslümanlar arasındaki ilişkilerin ahengini Haçlı Seferleri bozmuştu. 18. yüzyıldan itibaren de yine gayri müslimlerle Müslümanlar arasındaki ilişkiye sömürgecilik savaşları damgasını vurmuştu. Önce gayri Müslimlerle Müslümanlar arasındaki ilişkiler, ardından da aynı dine mensup etnik gruplar arasındaki ilişkiler bozulmuştu. Bunun için en iyi örnek önce Ermenilerle Kürtler arasındaki sürtüşme ve ardından da aynı dini paylaşan Türkler ile Kürtler arasındaki gerginlik.

Fransız Devriminin getirdiği fikrî dalgalar ve dalgalanmalar Şarkın siyasî ve sosyal kimliğini atomize etmiş ve parçalamıştı. Ermeniler ve Türkler bu fikrî dalgaların açtığı tufanların mağdurudurlar. Bu noktada mağduriyet çift taraflıdır. Hem Türkler, hem de Ermeniler bu sürecin mağdurudurlar. Hem mağduriyette, hem de facianın mimarlığında ortaktırlar. Bir tarafta Ermeni çeteleri, diğer tarafta da İttihatçılar. Bu mağduriyet Ermenilerde bilinç parçalanmasına yol açmıştır. Bu da normalleşmelerine engel olmaktadır. Geçmişin lâneti veya mirası da peşimizi bırakmıyor.

Travmatik ruh haline İsrail tipik bir örnektir. Onlardaki travma yeni travmaların oluşmasına yol açmıştır. Bu mânâda Batı menşeli İsrail sorunu Filistin sorununa yol açmış veya inkilap etmiştir. Ve işin garip tarafı en büyük zalimlerin mazlumlar arasında çıkmasıdır. Bunun için ‘Celladının kılığına giren kurban’ ifadesi ve ibaresi kullanılır. Kin ve öfke bastırılamazsa zalimiyet ve mazlumiyet kılık değiştirir. Yahudiler gibi Ermeniler de travmatiktir. Genellemeci bir yaklaşım içindeler. Hrant Dink bu genellemeci yaklaşımdan kurtulmaya çalışıyordu.

***

Halbuki onun ölümünün akabinde ‘Hrant’ yazısında Etyen Mahçupyan maalesef böyle bir yanlışa düşmüştür. Herkes yazıyı insaflıca okuduğunda yazının insaftan bibehre ve nasipsiz olduğunu görecektir. Bu işimizi daha da zorlaştırmaktadır.

Ali İzzetbegoviç’in deyimiyle: Tarihi unutmayalım, ama tarihte de yaşamayalım. İsrail ve Ermeniler tarihte yaşıyorlar. Mahçupyan da Dink’in cinayetinden hareketle topyekün tarihi de işin içine katarak neredeyse bir milleti topyekün suçlamaktadır. Maruz kaldığı bir haksızlık kimseye başkalarını topyekün bir suçlama veya haksızlık yapma hakkını bahşetmez. Bu bağlamda, başkalarına tarihi unutmayı öneren Şimon Peres tarihin travmasından kurtulamadıkları için normalleşemediklerini ve dolayısıyla başkalarını yönetme kabiliyeti kazanamadıklarını itiraf etmiştir.

Ermeniler de aynı şekilde Hocalı’da bir benzeri refleksler vermişlerdir. Siyasetçilerin görevi geçmişi değil, günümüzdeki benzeri haksızlıkları önlemek olmasına rağmen, onlar günümüzdeki katliamları önleyeceklerine geçmişin mirası üzerinde kavga üretiyorlar. Bundan dolayı Ermeniler hislerini yenmek pahasına suçluları teşhis etmelidirler. Tarihin suçluları hâlâ kışkırtanlardır. Bu anlamda, Mahçupyan’a en iyi cevap ‘’bir fanatik yüzünden bütün ülkenin kınanamayacağını’’ söyleyen Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı (AKPM) Rene van der Linden’den gelmiştir. Kendisini ve benzerlerini tebrik ederiz. Bu travmatik ruh hali sadece geçmişimizi değil, geleceğimizi de mahvediyor. Bunu aşmadıkça geleceğimiz de geçmişimize benzeyecektir.

Kur’ân buyruğu da bize bunu tavsiye eder: Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.

23.01.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (22.01.2007) - Caninin kimliği!

  (21.01.2007) - Karanlık mihraklar

  (19.01.2007) - Çöken hesap ve model

  (18.01.2007) - Kerkük tasması

  (17.01.2007) - Gizli misyon

  (16.01.2007) - Ehl-i Beyt meselesinde orta yol

  (15.01.2007) - Ehl-i Beyt gerçeği

  (14.01.2007) - Aşıka Bağdat sorulmaz

  (12.01.2007) - Aleviliğin üç boyutu

  (11.01.2007) - Şiî ve Sünnî aleviliği

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004