Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Aralık 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Abdullah ERAÇIKBAŞ

İslâm dünyasının Davos’u

Kongreden notlar

11.si Abu Dhabi Ticaret ve Sanayi Odasının ev sahipliğinde gerçekleştirilen Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresi İslâm ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticarî işbirliği imkânlarının araştırılmasını, Müslüman iş adamlarının tanışma ve kaynaşmasına vesile olmayı hedefliyor. İlki Pakistan’da yapılan forum 11 senedir, biri Türkiye’de diğeri başka bir ülkede olmak üzere düzenli olarak tertipleniyor. Müstakil İşadamları Derneği (MÜSİAD) bu forumun düzenlediği organizasyonlara önemli katkılar sağlıyor. Genel Başkan Ömer Bolat’ın deyimiyle bu toplantılar İslâm Dünyasının Davos’u olma özelliğini taşıyor.

Uluslararası İş Forumunun Başkanlığını MÜSİAD eski başkanı Erol Yarar yürütüyor. Yarar, kongrenin açılış konuşmasında, toplantının mahiyetini özetledi. İslâm kardeşliğinin altını çizen Yarar, Müslüman işadamları arasındaki işbirliğinin İslâm ülkeleri arasındaki sosyal ve siyasî yakınlaşmaya da hizmet edeceğini vurguladı. Yarar, Asr-ı Saadetteki Müslüman tacirlerden örnekler verdiği konuşmasında, karşılıklı işbirliğinin Türk işadamlarını heyecanlandırdığını anlattı.

Türkiye’den 300’e yakın işadamının iştirak ettiği kongrede 37 ülkeden çok sayıda katılımcı hazır bulundu. Abu Dhabi Veliaht Prensi ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkomutan yardımcılığı görevini yürüten General Muhammed Bin Zayed El Nahyan’ın himayesinde yapılan kongreye, ev sahibi ülkeden katılım yüksek düzeyde gerçekleşti. Kongrede Türk hükümetini Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen temsil ederken, Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Raşit Muhammed Raşit’le Cezayir Devlet Bakanı Ebu Cerra Sultani forumlara katılarak konuşma yaptılar.

Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen kongrede yaptığı konuşmada İslâm ülkeleri arasındaki işbirliğinin gerçekleşmesinin bölgeye sağlayacağı yararları sıralayarak, gelişmelerden örnek verdi. Birliğin önündeki engelleri de anlatan Tüzmen, imzalamaya çalıştıkları serbest ticaret anlaşmasının bürokratların direnişiyle karşılaştığını belirterek hayata geçirilmesinin zaman aldığından yakındı. Bakan, bu yolda gençliğini verdiğini anlattı.

Kongrenin Hilton Otelinin bahçesinde düzenlenen gala yemeğinden sonra basın mensuplarının masasına misafir olan Tüzmen’e engellerin bürokratlardan mı, yoksa İslâm ülkeleri arasındaki karşılıklı ticaretten menfaatleri zedelenen üçüncü ülkelerden mi geldiğini sorduk. Tüzmen isim vermek istemese de bölgede ağırlığı olan bazı Batılı devletlerin Müslüman ülkeler arasındaki serbest ticaret anlaşmalarından rahatsız olduklarını vurguladı. Bakan, ima yollu da olsa ABD ve İngiltere’yi işaret etti.

Tüzmen, Türkiye’nin ihracatta yüz milyar doların üstünü hedeflediğini anlatırken, ithalat rakamlarına da sık sık vurgu yaptı. (Bu arada dört milyon nüfuslu BAE’nin yıllık ihracatının iki yüz milyar doların üstünde olduğunu hatırlatalım. Bu rakamın büyük bir kısmı petrolden ve turizm gelirlerinden sağlanıyor. Bizim bu ülkeyle olan ticaret hacmimiz 10 milyar dolar civarında. Dış açık vermediğimiz tek ülke. Demir-çelik malzemeleri, tekstil ürünleri ve mücevherat pazarlıyoruz.) Carî açık endişesini sorduğumuz Bakan Tüzmen, carî açık endişesinin değil tehdidinden söz etmek gerektiğini belirterek, kur ayarlamasında geç kalındığını söyledi.

KÜRESEL BULUŞMANIN ADRESİ

MÜSİAD Genel Başkanı Dr. Ömer Bolat da IBF’in açılışında yaptığı konuşmada ortak şuurlanma ve buluşmaya dikkat çekti. Bolat “IBF kongreleri her zaman, İslâm dünyasından hükümet temsilcileri, işadamları, bürokratlar ve akademisyenler arasında karşılıklı ekonomik ve ticarî bağları geliştirmeleri hususunda araçlar, yöntemler ve vizyonların tartışıldığı, ortak bir bilinçlenme ve duyarlılık oluşturulmaya çalışıldığı küresel bir buluşmanın adresi olmuştur” diyerek başladığı konuşmasında verdiği bazı rakamlarla İslâm dünyasının parçalanmış ve perişan halinin fotoğrafını çekmeye çalıştı.

“Dünyadaki hammadde kaynaklarının % 40’ı, enerji kaynaklarının % 65’i İslâm dünyasının toprakları üzerindedir" diyen Bolat düşündürücü bir tablo çizdi: “Dünya nüfusunun % 20’sini oluşturan Müslümanlar olarak bizler, dünya üretiminin % 5’ini, dünya ticaretinin % 8’ini, dünyadaki doğrudan yabancı yatırım girişlerinin % 6’sını temsil ediyoruz. İslâm ülkelerinin birbirleri ile ticaretinin toplam ticaretleri içindeki payı ihracatta % 13,5, ithalatta % 16’dır. Dünyadaki yabancı doğrudan yatırımlarda İKÖ üyesi ülkelerin kendi içindeki payı ise yalnızca % 1 düzeyindedir. Buna ilâveten küresel güçlerin iktidar ve ekonomik güçlerinin motoru olan enerji kaynaklarını kontrol ve paylaşma mücadelesi İslâm toprakları üzerinde sürdürülmektedir.”

AB’YE BENZER BİR İSLÂM BİRLİĞİ

Şuurlu hiçbir Müslümanın İslâm dünyasının içinde bulunduğu konumdan memnun olmadığını belirten Bolat, AB’ye benzer bir İslâm Birliği tanımı yaptı. Bolat, coğrafî sınırların kaldırılması değil, teknoloji ve bilgi paylaşımında ortak bir şuur geliştirme çabası olarak gördüğü İslâm Birliği anlayışının Avrupa Birliği tecrübesi ışığında hayata geçirilmesini istedi. (Bediüzzaman’ın ittihad-ı İslâma giden yolda örnek alınmasını istediği Cemahir-i Müttefika-i Amerika gibi Avrupa Birliği de önümüzde taze bir örnek olarak duruyor.)

Bolat, İslâm ülkeleri arasındaki vize duvarlarının kaldırılmasını, serbest dolaşımın sağlanmasını, IMF benzeri bir ortak para fonunun kurulmasını da istediği konuşmasını “Birlikten kuvvet doğar” sözleriyle bitirdi.

Kongrede konuşan Arap dünyasından temsilciler de benzer dileklerde bulundular. Ancak gözlemimiz şu ki, arzular birlik yönünde olsa da özlenen buluşmaya gerek sosyal, gerek ticarî, gerekse siyasî birçok engel var. Halklar istese de yönetimler böyle bir gelişmeye çoğu zaman sıcak bakmıyor. (Bolat’ın verdiği YÖK’le ilgili bir örnek var, ülkemizde yaşanan. YÖK bu ülkelerden Türkiye'deki üniversitelere öğrenci gelişini yasaklamış. Halbuki daha bizim üniversitelerde okuyup da ülkelerine dönenler, etkili bir konuma geldiklerinde iki ülke arasında sıcak ilişkiler kurulmasına katkıda bulunuyorlarmış.)

Petrol geliri bulunan devletlerin kendilerinden fakir gördükleri ülkelere ihtiyaçları yok: “Küçük olsun, benim olsun” anlayışına sahipler. Bir de üçüncü ülkelerin baskısı buna eklenince beklenen bahar için daha kat edilecek epeyce uzun bir yolumuz var.

Ama Bediüzzaman Said Nursî’nin verdiği birlik müjdesinin er geç tahakkuk edeceğine de inancımız tam:

“Aziz, sıddık kardeşlerim,

Ruh u canımızla mübarek bayramınızı tebrik ediyoruz. İnşaallah, âlem-i İslâmın da büyük bir bayramına yetişirsiniz. Cemahir-i müttefika-i İslâmiyenin kudsî kanun-u esasiyelerinin menbaı olan Kur’ân-ı Hakîm, istikbale tam hâkim olup beşeriyete tam bir bayramı getireceğine çok emareler var.”

Emirdağ Lahikası, Sayfa 314.

- Son -

Abdullah ERAÇIKBAŞ

06.12.2007

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (05.12.2007) - İhtişam var, kültür yok

  (21.04.2007) - Barikatın kapısı açılır mı?

  (20.04.2007) - Kıbrıs’ın gerçek fotoğrafı

  (19.04.2007) - Kıbrıs'ı doğru anlamak lâzım

  (17.02.2007) - İttihad-ı İslâma ihtiyaç var

  (16.02.2007) - Türkiye de hedef tahtasında

  (15.02.2007) - Yerli işbirlikçiler

  (14.02.2007) - Çağdaş Şerif Hüseyinler

  (13.02.2007) - Ayrışan İslâm dünyası

  (03.02.2007) - Konya’dan sonra Hanya’yı da gördük

 

 Son Dakika Haberleri