Prof. Dr. Mehmet Tikici, Yeni Asya’nın Papa XIV. Leo’ya Risale-i Nur hediye etmesini örnek göstererek, hasbî duygularla yürütülen sivil din hizmetlerinin farklı inançları buluşturduğunu ve dünya barışına katkı sağladığını vurguladı.
ANKARA - YASİR ÖZER
Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi tarafından iki haftada bir düzenlenen “Devlet ve Demokrasi” temalı akademik seminerlerin bu haftaki konuğu Prof. Dr. Mehmet Tikici oldu. “Resmî ne yana düşer usta, hasbî ne yana...” başlıklı seminerde konuşan Tikici, devlet politikaları ile toplumun değer ve tutumlarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

DEVLETİN AKLI MİLLETİN HÂLİNE BAKAR
Bir toplumu değerlendirirken devletin uyguladığı politikalar ile vatandaşların düşünce ve davranışlarının birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tikici, “Bir toplumu değerlendirirken, ülkeyi yöneten kamu gücünün yani ‘resmî’ olanın uyguladığı devlet politikasını vatandaşın yani ‘hasbî’ olanın değerlerinden, düşüncelerinden, tutum ve davranışlarından ayrı tutmak gerekmektedir. Çünkü ‘Kişinin aklı kendi hâline, devletin aklı milletin hâline bakar’ şeklinde bir genel kabul vardır. Diğer bir ifadeyle; ‘resmî olanın aklı ile hasbî olanın aklı aynı düzlemde değildir’” dedi.
Devletin yönetim anlayışından hareketle toplum hakkında genelleme yapılmasının yanlış sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Tikici, “Dolayısıyla devletin uyguladığı siyasete, stratejiye ve yönetim tarzına bakarak o ülke insanı hakkında çıkarımda bulunmak metodolojik açıdan doğru değildir ve ekolojik yanılgıya yol açma riskini içerir” değerlendirmesinde bulundu.

SİVİL ALAN RESMÎ TUTUMDAN DAHA ESNEK OLABİLİYOR
Tarih boyunca devletlerin vatandaşlarına belirli inançları dayattığını ve bazı inançları kamusal alandan dışladığını belirten Tikici, “Tarihin her döneminde ve hemen her toplumda devlet kendi vatandaşına bile belirli bir inancı dayatmış; belirli bir inancı da kamusal alandan dışlamıştır. Böylece vatandaşın dinî hayatı görünür alandan çıkarılmıştır. Öyle ki Bediüzzaman Said Nursî örneğinde olduğu gibi Müslüman toplumda bile bireyler devlet otoritesinin baskı ve zulmüne maruz kalmıştır” ifadelerini kullandı.
Toplumların farklı inanç ve düşüncelere karşı devletlerden daha hoşgörülü olabildiğine dikkat çeken Tikici, “Buna karşılık hemen hiçbir toplumda farklı dünya görüşüne sahip bireyler birbirini kamusal alandan dışlamamaktadır. Hatta aksine aynı ülkede yaşayan insanlar kamu gücünün farklı dünya görüşüne sahip bireyleri kamusal alandan dışlayıcı söylem ve eylemlerine karşı çıkabilmektedirler. Yani sivil alan resmî tutuma nazaran daha esnek olabilmektedir” dedi.
Bu duruma ABD’den örnek veren Tikici, “Amerika’da Yahudi senatör Bernie Sanders, Michigan’daki Kongre’de ilk Filistinli vekil olan Rashida Tlaib ile omuz omuza vermiş; ‘Filistin destekçisi’ Andy Levin için ortak miting düzenlemiştir” diye konuştu.

East Windsor’da sitesinin karlarını küreyen Latin işçilere beyaz bir Amerikalı hanımın kahve ikramı
FARKLI İNANÇLAR BİR ARADA YAŞAYABİLİYOR
Farklı din ve kültürlerden insanların dayanışma içerisinde yaşayabildiğini örneklerle anlatan Tikici, “Bu konuda daha ilginç örnekler de bulunmaktadır. Örneğin New Jersey eyaletinin Hillsborough bölgesinde Müslüman Arap cemaatinin yaptığı bir anlaşma sonucunda o yörede yaşayan Müslümanlar Cuma namazlarını bir Sinagogda kılmaktadırlar. Yine New Jersey eyaletinin East Windsor bölgesinde sitenin karlarını küreyen Latin işçilere beyaz bir Amerikalı Hanım kahve ikram edebilmektedir” ifadelerini kullandı.
Eğitim kurumlarında da farklı inançlara yönelik hassasiyet gösterildiğini belirten Tikici, “Allentown’da bir ilkokulun 2026-27 eğitim-öğretim yılı aktivite takviminde Hıristiyanların ve Musevilerin tatil günlerinin yanı sıra Hicrî Yılbaşı’na, Ramazan’a, Ramazan Bayramı’na ve Kurban Bayramı’na da yer verildiği görülmektedir. Üstelik bu okulun her sınıfında ancak bir ya da iki Müslüman öğrencinin bulunuyor olmasına rağmen” dedi.

Hillsborough’da yaşayan Müslümanlarla birlikte Cuma namazını kıldıkları sinagog
DİN VE İMAN HİZMETLERİNDE HASBÎYETİN ÖNEMİ
Bu örneklerden hareketle din ve iman hizmetlerinin devletin resmî yapısından ziyade bireylerin samimî gayretleriyle yürütülmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Tikici, “Özellikle din ve iman hizmetleri, ‘devlet dini’ dışındaki her türlü inancı kamusal alandan dışlayan ‘resmî’ yapı ile bir arada çok da düşünülemez. Buna karşılık bireylerin ‘hasbî’ duygularla üstlenecekleri bu hizmet ihlâsa medar olma potansiyeline sahiptir” değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuda dikkat çekici bir örnek paylaşan Tikici, “Yeni Asya gazetesi yetkilileri Kasım 2025’te Türkiye’yi ziyaret eden Katoliklerin ruhanî lideri Papa XIV. Leo’ya ‘hoş geldiniz’ hediyesi olarak Bediüzzaman Said Nursî’nin Zülfikar isimli eserinin yeni basılmış bir nüshasını sundular” dedi.

Allentown’da bir ilkokulun 2026-27 eğitim-öğretim yılı aktivite takviminde “Hicri Yılbaşı’nın” işaretlendiği sayfa
HASBÎ BİR HİZMETİN GENİŞ YANKISI
Söz konusu gelişmenin farklı medya kuruluşlarında da gündeme geldiğini belirten Tikici, “Bu gelişmeyi eleştirel bir siyasî tartışma çerçevesinde ele alan Oda TV, Nursî’nin 1950 yılında Papa XII. Pius’a Zülfikar adlı eserini gönderdiğini ve Vatikan’dan 22 Şubat 1951 tarihli teşekkür mektubu geldiğini haber yaptı. Oda TV, bir adım daha ileri giderek Nursî’nin Papa XII. Pius’a Zülfikar göndermesini ve 1951’de Vatikan’dan teşekkür mektubu gelmesini, Hıristiyan din adamlarıyla ittifak bağlamında gündeme taşıdı” ifadelerini kullandı.
Yeni Asya’nın samimî bir niyetle gerçekleştirdiği bu girişimin Risale-i Nur’un daha geniş kitlelere ulaşmasına vesile olduğunu vurgulayan Tikici, “Dolayısıyla Yeni Asya gazetesi yetkililerinin ‘hasbî’ duygularla yaptığı bir hizmet, Risale-i Nur Külliyatının özeti şeklinde Oda TV’de makes bulmuş; bu vesileyle Oda TV izleyicileri de Nursî’nin ‘Hristiyan din adamlarıyla dinsizliğe karşı ittifak’ önerisine muhatap edilmiştir” dedi.
SİVİL DİN HİZMETLERİ DÜNYA BARIŞINA KATKI SAĞLAR
Sivil alanda yürütülen din hizmetlerinin farklı inanç ve kültürler arasında köprü kurabileceğini belirten Tikici, “Bu gibi örnekler de göstermektedir ki hasbî duygularla ve sivil alanda yapılan din hizmetleri, dünya barışına hizmet etmek açısından da farklı kültürleri bir arada tutmak açısından da resmî din hizmetlerine nazaran daha kıymetlidir” değerlendirmesinde bulundu.