"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sivil toplum olmadan demokrasi yaşayamaz

22 Mayıs 2026, Cuma 07:07
Prof. Dr. Bican Şahin, güçlü bir sivil toplum olmadan demokratik düzenin ayakta kalmasının zor olduğunu ifade etti.

Ankara - Yasir ÖZER

Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi tarafından iki haftada bir düzenlenen “Devlet ve Demokrasi” temalı akademik seminerlerin bu haftaki misafiri Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Prof. Dr. Bican Şahin oldu. Özgürlük Araştırmaları Derneği’nin (ÖAD) kurucu Genel Başkanı da olan Şahin, “Sivil Toplum ve Liberal Demokrasi” başlıklı seminerinde sivil toplumun demokrasi açısından taşıdığı role dikkat çekti.

Dünya genelinde yükselen popülist dalgayla birlikte illiberal demokrasilerin güç kazandığını belirten Şahin, “Gerek liberal gerekse de illiberal demokrasilerde STK’lar giderek profesyonelleşiyor; tam zamanlı ve ücretli çalışanlar, uzmanlık alanları... ama bu süreçte gönüllülük ölüyor ve STK’lar halktan kopuyor” dedi.

Sivil toplum devlet gücünü sınırlar

Sivil toplumun en temel fonksiyonlarından birinin devlet gücünü sınırlandırmak olduğunu vurgulayan Şahin, “Sivil toplum farklı seslerin, kimliklerin ve çıkarların bir arada var olmasını ve devlet baskısından uzak kalarak olabildiğince uyum içinde yürümesini mümkün kılar” ifadelerini kullandı. 

Sivil toplumun “gölgeli bir yüzünün” de bulunduğunu belirten Şahin, “Yani sivil toplum kuruluşlarının hepsi her zaman iyi niyetli olmayabilir. Kötü amaçlı kuruluşlar da bu özgürlükten yararlanmaya çalışabilir. Dikkatli olmak gerekir. Bir de sivil toplum kuruluşları kendi içinde eşit değildir, hiyerarşi kaçınılmazdır ve güçlü STK’lar bir baskı grubu olarak zayıflara nazaran daha etkili olur ve bu da adaletsizliğe sebep olabilir” uyarısında bulundu.

Şeffaflık şart

Uluslararası fonların sivil topluma alternatif destek sağladığını ancak bunun bazı riskleri de beraberinde getirdiğini söyleyen Şahin, “STK’ların dış ülkelerle kurdukları fon bağları onları bazen o devletin kuruluşu gibi işlev görür hale getirebilir; maddî açıdan zayıf devletler bu etkiye özellikle açıktır” dedi. 

Bununla birlikte tamamen dışa kapalı devlet modellerinin daha büyük zararlar doğuracağını ifade eden Şahin, “Burada mesele sivil toplumun dinamik kalması ve sivil toplum kuruluşlarının da bilhassa mâlî açılardan olabildiğince şeffaf olmasıdır” diye konuştu. Sivil toplumun çok uluslu şirketlerin etkisine açık olduğu iddialarının doğru olabileceğini belirten Şahin, buna karşı çözümün devleti büyütmek değil, devlet gücünün sivil toplum tarafından sınırlandırılması olduğunu söyledi.

Devlet gücü arttıkça sivil alan daralıyor

“Sivil toplum liberal demokrasinin mutlak garantisi değildir ama o olmadan liberal demokrasinin yaşaması da son derece güçtür” diyen Şahin, sivil toplumu zayıflatan en önemli unsurun güçlü devlet yapıları olduğunu söyledi. Şahin, “Çok güçlü devletler sivil toplumu bastırır ve yönetimi elinde tutanlar lehine şekillendirir. ‘Görünüşte sivil’ diyebileceğimiz yapıları ortaya çıkarır” ifadelerini kullandı. Aşırı bireyselleşmenin de sivil toplumu zayıflattığını belirten Şahin, Robert Putnam’ın ABD toplumu için kullandığı “tek başına bowling oynamak” benzetmesini hatırlatarak bunun toplumsal bağları çözdüğünü söyledi.

İktidar bazı STK’ları kendi bünyesine çekti

ABD’de sivil toplumun hâlâ güçlü olduğunu belirten Şahin, “Türkiye bağlamında baktığımızda, Osmanlı’dan bu yana güçlü devlet geleneği, sivil toplumu kronik olarak zayıf bırakmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de bu birikim ve bu denge maalesef mevcut değil” dedi. 1990’lardan itibaren Türkiye’de sivil toplumun görünürlüğünün arttığını ancak sonrasında iktidarın bunu tersine çevirdiğini belirten Şahin, “İktidar, sivil toplumdaki ağırlığını korumak için bazı kuruluşları fonlamak ve desteklemek suretiyle kendi bünyesine çekti” dedi.

“Devlet Baba” anlayışı hâlâ baskın

Türkiye’de “Devlet Baba” anlayışının hâlâ baskın olduğunu ifade eden Şahin, “Devletin mağdur ettiği gruplar dahi iktidara gelince tutumları değişebiliyor. Mağduriyet ve özgür çoğulculuk arzusu iktidarla birlikte değişip dönüşebiliyor” dedi. AKP’nin kuruluşunda liberal ve demokrat bir karakter taşıma iddiasıyla ortaya çıktığını belirten Şahin, “Ama zamanla devletle özdeşleşti, devlet kaynaklarıyla beslendikçe kendi hayat tarzını ve ideolojisini topluma dayatmaya başladı. Bununla da yetinmedi, iktidarını sürdürebilmek için muhalefeti sindirmeye yöneldi” değerlendirmesinde bulundu. 

Türkiye’de konuşmanın maliyeti yüksek

Şahin, Türkiye’de konuşmanın maliyetinin yüksek olduğunu belirterek, “Meselâ TÜSİAD ‘hukukun üstünlüğü’ çıkışı yaptı, ertesi gün yöneticileri tutuklandı. Hem içeride insanlarımız ve hem de dünyada yatırımcılar bu tabloyu görünce korkuyor, çekiniyor, güvenmiyor. Öte yandan pek çok STK “acaba devletten ne alabiliriz?” diye düşünüyor; bir kısmı ise bu yapıları ve bu pozisyonları siyasete geçiş ve devlete yakınlaşma basamağı olarak görüyor. Bu da bir kalite problemine işaret ediyor” dedi.

Dinî cemaatler sivil toplumun parçasıdır

“Dinî cemaatler sivil toplumun ayrılmaz bir parçasıdır” diyen Şahin, bu yapılara giriş ve çıkışın tamamen hür iradeye dayanması gerektiğini belirterek, Türkiye’de dinî cemaatlerin ve özellikle tarikatların ne ölçüde hür ve özerk olduğunun tartışılması gerektiğini söyledi. 

Liberallerin kendi içinde homojen bir yapı oluşturmadığını ifade eden Şahin, liberalizm içerisinde dinî oluşumlara bakış konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğunu kaydetti. Von Humboldt çizgisindeki liberallerin dinî yapılara daha şüpheci yaklaştığını belirten Şahin, Mill ve Kant çizgisindeki ahlâkî liberallerin ise “bireysel özerkliği” merkeze aldığını söyledi.

Vicdan hürriyeti en temel haktır

Kendisinin “vicdan hürriyeti merkezli liberalizm” anlayışını benimsediğini ifade eden Şahin, dinî cemaatlerin devletçe denetlenmesi gereken yapılar olarak değil, sivil toplum içinde meşru bir özne olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Şahin, “İnsanı diğer canlılardan ayıran ayırt edici özelliği vicdanıdır. Bu sebeple en temel hak, vicdan özgürlüğüdür. Sivil toplum ortak vicdanı ortaya çıkarmaya yardımcı olur” ifadelerini kullandı. 

Sosyal medyanın sivil toplum açısından hem fırsat hem de tehdit oluşturduğunu belirten Şahin, “Artısı şu: İnsanlar daha hızlı, daha kolay bir araya geliyor. Eksisi de şu: Yönlendirme ve manipülasyon kolaylaşıyor. Bu da gösteriyor ki sivil toplum için fiziki varlık ve mekânsal örgütlenme gelecekte de önemini koruyacak” diyerek sözlerini tamamladı.

Okunma Sayısı: 275
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı