"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din siyasete feda edilemez

27 Ekim 2026, Salı 00:41
Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Bediüzzaman’ın düşünceleri ışığında siyasî bağlılığın adaletin önüne geçmemesi, dinin siyasete alet edilmemesi ve hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğini vurguladı.

ANKARA - YASİR ÖZER

Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi tarafından iki haftada bir düzenlenen “Devlet ve Demokrasi” temalı akademik seminerlerin misafiri, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Siyaset Bilimi Hocası Prof. Dr. Ahmet Yıldız idi. 

Prof. Dr. Ahmet Yıldız, “Demokratik Siyasette Dinin Ahlâkî Konumlanışı: Dinî Gerçeklik ve Partizan Siyaset” başlıklı sunumunda, siyasî sadakatin adalet duygusunu aşındırmasına dikkat çekti. Said Nursî’nin düşünceleri üzerinden din ve partizanlık ilişkisini değerlendiren Yıldız, demokratik siyasetin ahlâkî bağımsızlık ve etkili denetimle güçlenebileceğini vurguladı.

PARTİZANLIK ADALET DUYGUSUNU AŞINDIRIYOR

Prof. Dr. Ahmet Yıldız, dinî bağlılığın siyasî aktörleri sorgulama sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirtti. Yıldız’ın sunumunda, desteklenen partinin yanlışlarını görmezden gelmenin dinî ve ahlâkî ölçüleri siyasî çıkarlara bağımlı hâle getirebileceği üzerinde duruldu.

Parti bağlılığı ile partizanlık arasında ayrım yapan Yıldız, siyasî partilerin toplumsal taleplerin temsili açısından gerekli olduğunu ifade etti. Partizanlığı ise aynı davranışa, yapan kişinin siyasî aidiyetine göre farklı hüküm vermek şeklinde tanımladı. Bu yaklaşımın, muhalefetin meşruiyetini ve hukuk karşısında eşitliği zayıflattığını kaydetti.

KUVVET KANUNDA OLMALI, ŞAHISLARDA DEĞİL

Sunumun tarihsel çerçevesini Said Nursî’nin meşrutiyet, hürriyet, meşveret ve adalet anlayışı oluşturdu. Nursî’nin “Meşrutiyetin sırrı, kuvvet kanundadır. Şahıs hiçtir” sözünü hatırlatan Yıldız, çoğunluk desteğinin yöneticilere sınırsız yetki vermediğini vurguladı. Hukukun yalnızca siyasî rakiplere uygulanmasının, adaletin tarafsızlığını ortadan kaldıracağını belirtti.

SİYASÎ TARAFTARLIK AHLÂKΠÖLÇÜLERİ BOZMAMALI

Nursî’nin tarafgirlik eleştirisini günümüz siyasetiyle ilişkilendiren Yıldız, kişinin kendi siyasetdaşının kusurlarını mazur görürken rakibinin faziletlerini inkâr etmesinin ahlâkî muhakemeyi bozduğunu anlattı. Bir partinin başarısını dinin başarısıyla özdeşleştirmenin, siyasî eleştiriyi dine saldırı gibi sunmaya zemin hazırladığına dikkat çekti.

SİYASÎ DESTEK ŞARTSIZ OLAMAZ

Prof. Dr. Yıldız, sunumda, Hayrettin Karaman’ın 2021 tarihli “Dedim, dedi...” yazısındaki “kurtlu bulgur” benzetmesi de değerlendirdi. Daha iyi bir alternatif bulununcaya kadar mevcut iktidarın korunması gerekçesini tartışan Yıldız, siyasî kazanımları koruma kaygısıyla adalet talebi arasındaki gerilime işaret etti. Tartışmayı, “hangi ahlâkî ihlâlin siyasî desteğin yeniden değerlendirilmesini gerektireceği” sorusu etrafında kurdu.

Yıldız, Nursî’nin Demokrat Parti’ye verdiği desteği de tarihi bağlamı içinde ele aldı. Bu desteğin günümüzde herhangi bir parti için şartsız meşruiyet belgesi sayılamayacağını belirtti. “Muktesid siyaset” anlayışını, siyasî tercihte bulunurken eleştiri ve hesap sorma hakkını koruyan ölçülü bir tutum olarak açıkladı.

KUTUPLAŞMA HESAP VEREBİLİRLİĞİ ZAYIFLATIYOR

ABD ve Brezilya’daki araştırmalara da yer verilen sunumda, kutuplaşmanın seçmenlerin kendi adaylarının demokratik ihlallerini cezalandırma isteğini azaltabildiği aktarıldı. Kamu denetimlerinin açıklanması ve bilgilerin seçmene ulaşmasının ise hesap verebilirliği güçlendirebildiği belirtildi. Böylece ahlâkî sorumluluğun, bağımsız kurumlar ve açık bilgiyle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.

DİNÎ KURUMLARIN BAĞIMSIZLIĞI KORUNMALI

Dinî kurumların bağımsızlığı için mali şeffaflık, hizmetlerde parti ayrımı gözetmeme ve farklı siyasî tercihlere alan açma önerileri sıralandı. Yıldız, eleştirinin ihanet sayılmadığı bir kurum kültürünün önemini dile getirdi. Siyasî aktörlerin değerlendirilmesinde ehliyet, kamu kaynaklarını koruma, meşveret ve eşit haklara bağlılık ölçütlerini öne çıkardı.

Sunumdaki farazi kamu ihalesi vakası, bu ölçütlerin günlük siyasette nasıl uygulanabileceğini gösterdi. Rakip partinin usulsüzlüğünde soruşturma isteyen bir seçmenin, kendi partisinde de aynı talebi savunması gerektiği belirtildi. Benzer biçimde, görüşlerine katılmadığımız bir grubun toplantı ve inanç hakkını korumanın, o grubun düşüncelerini benimsemek anlamına gelmediği anlatıldı. Eşit vatandaşlığın, siyasî yakınlıktan bağımsız işlemesi gerektiği vurgulandı.

RAKİBİN HAKKINI SAVUNMAK ADALETİN GEREĞİDİR

Sunumun sonuç bölümünde, rakibin hakkını savunmanın ortak hayatın güvencesi olduğu belirtildi. Yıldız, dinin kamusal itibarının herhangi bir siyasî aktörün dokunulmazlığına bağlanmaması gerektiğini vurguladı. İnancın demokratik siyasete katkısını, kişinin kendi grubunu da hesap verebilir tutabilme kapasitesi üzerinden değerlendirdi. Katılımcılara yöneltilen sorular, siyasî desteğin ahlâkî sınırlarını düşünmeye ve dinî kurumların bağımsızlığını koruyacak somut kurallar geliştirmeye çağırdı.

Okunma Sayısı: 221
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı