H. MUHARREM OKUR - ARDA BİRLİK
Önceki yazımızda Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin has talebelerinden Sungur Ağabeyin, Samsun hapishanesinde Asâ-yı Mûsa ve birkaç risale için “Hapishanede en büyük arkadaşımız ve tesellidarımız o risaleler olmuştur.” ifadelerini aktarmıştık.
2000’li yıllardan beri hapishanelerle alakalı yaptığımız faaliyetler neticesinde bizler de tereddütsüz belirtebiliriz ki, o mekânda bulunanların ahvaline en uygun eserler; Risale-i Nurlardır. Kur’ân’dan süzülen Risale-i Nur eserleri, orada bulunanların maddî-manevî sıkışmışlıklarına Kur’ân’dan sunduğu çözüm yolları ile psikolojilerini rahatlatıyor, kader, teslim, tevekkül, merhamet gibi hakikatleri ince ince işliyor. Zulmen oralara düşenler için emsalsiz bir teselli kaynağı olmakla birlikte gerekli ibreti ve dersi almayı temin ederek musibetten istifade yollarını öğretiyor. Çeşitli suçlardan oralarda bulunanlar için de kalplerin yumuşamasını, şefkat hislerinin hâkim olarak yeşermesini sağlıyor.
Dolayısıyla Risale-i Nurlar hapishaneler için emsalsiz bir ıslah ve teselli kaynağıdır. Hapishanelerde bulunan bir mahpusun ifadeleri: “...Kadere razı, kazaya rıza göstermeye çalışıyoruz. Burada Risale-i Nurlar ile tanıştım. Bediüzzaman Hazretleri de ömrünü cezaevinde geçirmiş ve yazdığı eserlerin bir kısmını burada yazmış ve buraların sıkıntılarını, sorunlarını ve çözümlerini çok iyi analiz edip yol göstermiş. Tek kişilik odada kalıyorum. Allah’a sığınmaktan başka bir çare yok.”
Gerek suçu neticesinde gerek zulmen düşmüş olsun her mahpus, Bediüzzaman’ın yol göstermesine muhtaç. Yaklaşık yetmiş yıl öncesinden gelen Sungur Ağabey’in ifadelerini yaşayarak görüyoruz. Evet, hapishanelerde olanlar için en büyük ıslah kaynağı ve tesellidar Risale-i Nurlardır.