"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manevî kalkınma ve ıslah

H. Muharrem OKUR
27 Eylül 2026, Pazar
H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK

Geçtiğimiz hafta yine maalesef çeşitli şiddet haberlerini almanın derin üzüntüsünü yaşadık. Öncelikle amacımızın kesinlikle olumsuz bir tablo çizmek olmadığını belirterek başlayalım. Bizler bu tür haberler karşısında ümitsizliğe düşmeyiz, düşemeyiz. Güzel hâdiseleri de müşahede ederek dâima ümit besleriz. Ancak okullarımıza kadar inen bu şiddet olaylarını görmezden gelmek, irdelememek de düşünülemez. Çok yönlü ele alınması gereken ve toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bu meselede elbette yasama, yürütme ve yargı görevlerini ellerinde bulunduran iradelerin sorumluluğu oldukça fazla. Fen ve sanatın bu kadar geliştiği çağımızda psikolojik ve sosyolojik açıdan yapılabilecekler elbette net bir şekilde ortaya konulmuş olmalı.

Öyle ki günümüzde toplumsal problemler açısından çaresi olmayan dert kalmamış durumda. Toplumsal bir sorun devam ediyorsa, bu dert kapanmıyorsa burada oturup düşünülmesi gerekiyor. Nerede eksiklik var? Nerelerde yanlışlıklar yapılıyor? Bunlar sorulması gereken sualler. İdeolojik yaklaşımların, toplumun tamamını ilgilendiren meseleleri siyaset diline alet etmenin, bir taraftan iktidar mücadelesi için kutuplaştırmaları sürdürürken diğer yandan tesirsiz kalan birlik çağrılarının ve nihâyetinde yürütülen hâkim politikaların elbette bu meselelerde tesirinin olmaması düşünülemez. Çok yönlü incelenmesi gereken sebep ve çareler konusunda bizlerin özellikle vurgulamak istediğimiz konu ise maneviyat eksenli eğitim meselesi. Görüldüğü üzere mevcut kanunlar bazı suçları engellemekte yetersiz kalıyor, hapishaneler ıslah vazifesini göremiyor, suçlularda mağrurluğun, umursamazlığın, vurdumduymazlığın hâkim olduğu herkes tarafından görülebiliyor. Dünyevî kanunların ve kuralların yetersiz kaldığını görmek için daha ne gerekiyor? Kişide sağlam bir âhiret inancının, Allah korkusunun bulunmamasının ne gibi felâketlere sebep olduğu apaçık ortada. 

Burada okullarda, hapishanelerde, ıslahhanelerde maneviyat temelli yaklaşımların devreye girmesi gerekmekte. Bu ise sloganvarî ders isimleriyle, zorlamayla ya da ideolojik yaklaşımlarla değil, fen ve sanat kurallarına uygun olarak derslere mezc ettirilerek doğrudan akıllara ve vicdanlara hitap edilerek yapılmalı. Hapishanelerde vicdanlara seslenilmeli, manevî kalkınma hareketleriyle insanlar ıslah edilmeli. Kısacası bunu bizzat tecrübe eden Bediüzzaman’a ve eserlerine kulak verilmeli: “Evet, eserler tesirlidir…” bu tesirin canileri ıslah, suçluları, katilleri vicdanlı birer birey haline getiren yaşanmış bir örneği: “Denizli Hapishanesinde, kısmen ağır ceza ile mahkûm yüzler adam, yalnız Meyve Risalesi’yle, gayet uslu ve mütedeyyin suretine girmeleri; hatta iki üç adamı öldürenler, onun dersiyle daha tahta bitini de öldürmekten çekinmeleri; ve o hapishane müdürünün ikrarıyla hapishanenin bir terbiye medresesi hükmünü alması, bu müddeaya reddedilmez bir seneddir, bir hüccettir.”1 Meyve Risalesi’nin müfredatlara, hapishanelerdeki ıslah programlarına alınması duasıyla... 

Dipnot:

1-Emirdağ Lâhikası, s. 46.

Okunma Sayısı: 612
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    27.09.2026 19:20:16

    ..."Hattâ bir ehl-i keşf ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesi kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler. Acaba bu kaybettiği davanın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi? O büyük davayı yüzde doksanına kazandıran ve yirmi senede yirmi bin adama o davanın kazancının vesikası ve senedi ve beratı olan iman-ı tahkikîyi eline veren ve Kur'an-ı Hakîm'in mu'cize-i maneviyesinden neş'et edip çıkan ve bu zamanın birinci bir dava vekili bulunan Risale-i Nur'dur."... "İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Asa-yı Musa 20 😢🇹🇷😪🤔🙌🌹🤲🌹🌙☝️🕋

  • S.topuz

    27.09.2026 19:16:03

    "Evet bu cihan harbinden da-habüyük birhâdise ve bu ze-min yüzündeki hâkimiyet-i âm me davasından dahaehemmi-yetli bir dava,herkesin ve bil-hâssa Müslümanların başına öyle bir hâdise ve öyle bir da-va açılmış ki;her adam,eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da var-sa,o tek davayı kazanmak için bilâ-tereddüd sarfedecek. İşte o dava ise, yüzbin meşahir-i insaniyenin ve hadsiz nev'-i beşerin yıldızları ve mürşidle-rinin müttefikan,kâinat sahibi-nin ve mutasarrıfının binler va ad ve ahidlerine istinaden ha-ber verdikleri ve bir kısmı göz-leriyle gördükleri şu ki:Herke-sin iman mukabilinde bu ze-min yüzü kadar bağlar ve kas-ırlar ile müzeyyen ve bâki ve daimî birtarla ve mülkü kazan-mak veya kaybetmek davası başına açılmış.Eğer iman vesi kasını sağlam elde etmezse kaybedecek.Ve bu asırda,mad diyyunluk taunuylaçoklar o da vasını kaybediyor."... Asa-yı Musa (Sözler N.) - 19

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı