Önceki yazımızda Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin ifadeleriyle Denizli Hapishanesindeki ağır ceza ile mahkûm adamların sadece “Meyve Risalesi” ile nasıl uslu ve mütedeyyin suretine girdiklerini hatta iki üç adamı öldürenlerin tahta bitini bile öldürmekten çekinir hâle geldiklerini belirtmiştik.
Bizlere çok uzak olmayan bir zamanda gerçekleşen bu terbiye ve ıslah hareketinin ülkemizin selâmeti açısından son derece kritik olduğu kanaatindeyiz. Çünkü yaşanan hâdiseler maalesef bize gidişatın pek de iyi olmadığını gösteriyor. Toplumumuzda merhamet, hürmet, şefkat, yardımlaşma gibi güzel hasletlerin yaygınlaşmasında, hapishanelerin birer ıslahhane özelliğinde olmasının büyük etkisi olacaktır. Bediüzzaman Şualar eserindeki bir mektubunda şunları söylüyor:
“Bu medrese-i Yusufiyenin nâzırına yazdım: Ben Rusya’da esir iken, en evvel, Bolşevizmin fırtınası, hapishanelerden başladığı gibi, Fransız İhtilâl-i Kebîri dahi en evvel hapishanelerden ve tarihlerde serseri namıyla yâd edilen mahpuslardan çıkmasına binaen; biz Nur Şakirdleri, hem Eskişehir, hem Denizli, hem burada, mümkün oldukça mahpusların ıslahına çalıştık. Eskişehir ve Denizli’de tam faydası görüldü.”1
Burada hapishanelerin ne derece büyük bir potansiyele sahip olduklarını Bolşevizm ve Fransız İhtilâlini örnek göstererek belirten Bediüzzaman, bu potansiyelin mahpusların ıslahında kullanılması hâlinde başarının son derece yüksek olacağını da ifade ediyor. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın, nazarları şahsından ziyade “Meyve Risalesi” başta olmak üzere Risale-i Nur eserlerine vermiş olması bu ıslah faaliyetinin günümüzde de rahatlıkla yapılabileceği anlamına gelmekte. Peki, hapishaneler niçin bu ıslah faaliyetine son derece uygun zeminler?
Hapishaneler, farklı hayatlara sahip insanları ortak bir tecrübenin içine sokmakta. Üstelik bu ortak tecrübe alanında yüksek yoğunluklu iletişim imkânı da bulunuyor. Yani dışarıdayken aynı fikirde olan kimselerin bile birbirlerini bulup ortak hareket etmeleri kolay değilken; hapishanelerde aynı mekânda, aynı otoritenin altında, benzer mağduriyetler içinde yaşayankimselerin uzun süreli ve yüz yüze yaşamaları onların ortak bir kimlik dönüşümüne girmelerine imkân sağlıyor. İşte bu imkânlar manevî ıslah için de uygun zemini hazır hale getirmekte. Hapishanede küçük sayılabilecek bir grubun bile ıslahı, dışarı çıktıklarında toplumu etkilemeleri bakımından büyük faydalara ve manevî kalkınmalara sebep olmakta. Elbette bundan müsbet manada istifade edilmemesi düşünülemez. Hapishanelerdeki mevcut eğitim-ıslah faaliyetlerini ve düzeltilmesi, değiştirilmesi gereken yerleri incelemekle devam edelim.
1- Şualar, s. 527.