"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Makamlar mı, şahsiyet mi?

Kenan Toprakçı
15 Ekim 2026, Perşembe
Bazı filmler vardır; bir kez izlemek yetmez. İkinci kez izlersiniz, üçüncü kez izlersiniz, belki onuncu kez...

Her defasında aynı filmi seyredersiniz ama aynı insan olarak izlemezsiniz. Çünkü zaman değişmiştir, siz değişmişsinizdir. Dün fark etmediğiniz bir bakış, bugün size bir ömür anlatır. Bir cümle, yıllardır içinizde saklı duran bir yaraya dokunur. Bir şarkının nağmesi, geçmişin unutulduğunu sandığınız bir kapısını yeniden açar.

İnsan aslında seyrettiği şeylerde kendisini arar. Bazen filmin başrolünde kendisini görür. Bazen bir şarkının tek bir nağmesinde, bazen şairin bir mısrasında, bazen de kimsenin uğramadığı “Düşler Sokağı”nın tenha bir köşesinde... Çünkü insanın en uzun yolculuğu, kendisinden kendisine yaptığı yolculuktur. Hayat da tıpkı bir film gibidir. Sahnesi değişir, oyuncuları değişir, roller değişir. Dün alkışlanan bugün unutulabilir. Dün önde olan bugün kenarda kalabilir. Bir zamanlar önemli görünen makamlar, yıllar sonra insanın hafızasında küçük bir ayrıntıya dönüşebilir.

Peki geriye ne kalır? Makam mı? Ünvan mı? Alkış mı? Yoksa insanın kendisi mi?

İşte asıl mesele burada başlar. Çünkü makam, insanın kim olduğunu göstermez; çoğu zaman insanların ona nasıl baktığını gösterir. Şahsiyet ise insanın kimse bakmıyorken nasıl davrandığıdır. Makam bir koltuktur. Şahsiyet ise o koltuk boşaldığında bile ayakta kalabilmektir.

Hayatım boyunca belki makamlar kaybettim. Belki bazı kapılar kapandı, bazı yollar ayrıldı, bazı insanlar uzaklaştı. Belki bir zamanlar değer verilen şeyler zamanla değersizleşti.

Ama bir şeyi kaybetmedim: Kendimi.

Çünkü insanın asıl yenilgisi makamını kaybetmesi değildir. Asıl yenilgi, makamını koruyabilmek için şahsiyetinden vazgeçmesidir. Bir makam uğruna susmak başka şeydir, vakar ile susmak başka...

Bir mevki uğruna eğilmek başka şeydir, tevazu göstermek başka... İnsan bazen başını eğebilir; fakat karakterini eğmemelidir. Zira insanın omurgası yalnızca bedeninde değildir. Asıl omurga, inancında, sözünde, ahdinde ve duruşundadır.

Hayat bana şunu öğretti: Her kayıp, kaybediş değildir.

Bazen bir makamı kaybedersiniz ama kendinizi kazanırsınız. Bazen bir insanı kaybedersiniz ama yalnızlığınızda kendi sesinizi duyarsınız. Bazen bir kapı kapanır ve o kapının ardında kalmaktan kurtulduğunuzu yıllar sonra anlarsınız. Bu yüzden artık bazı kayıplara eskisi kadar üzülmüyorum.

Çünkü biliyorum ki insanın değeri bulunduğu yerle değil, bulunduğu yerde taşıdığı değerle ölçülür.

Makamlar geçicidir. İnsan ise bıraktığı iz kadar kalıcıdır.

Bugün bir koltukta oturan yarın başka bir yerde olabilir. Bugün alkışlanan yarın unutulabilir. Fakat dürüstlüğüyle, vefasıyla, merhametiyle ve şahsiyetiyle yaşayan bir insanın izi, makamların çok ötesine geçer. İnsanın dünyada kazanabileceği en büyük makam, kendi vicdanında başı dik yürüyebilmektir. Ve insanın en büyük zaferi, herkesin önünde kazanılan değil; kimsenin görmediği yerde kendisine yenilmemesidir. Bugün yine bir film izlesem, belki kendimi başrolde değil, filmin sessiz bir köşesinde ararım. Ama nerede olursam olayım, kendime vereceğim tek cevap değişmez: Makamlar kaybedilebilir.

Mevkiler değişebilir. İnsanlar gelip geçebilir. Fakat şahsiyet, insanın kendisine bıraktığı mirastır.

Ben o mirastan vazgeçmedim. Ve vazgeçmeyeceğim.

Okunma Sayısı: 136
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı