"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her derdin en kudsî dermanı iman

Risale-i Nur'dan
08 Ekim 2021, Cuma
Aziz Kardeşlerim! [...]

Sıhhatimi soruyorsunuz. Buranın çok şiddetli kışı ve odamın çok soğuğu ve üç hazin gurbetin tesiri ve üç asabî hastalığın sıkıntısı ve bütün bütün yalnızlık ile kabil-i tahammül olmayacak çok zahmetlere maruz olduğum halde Hâlık’ıma hadsiz şükür ederim ki her derdin en kudsî dermanı olan imanı ve iman-ı bi’l-kaderden kazaya rıza ilâcını imdadıma gönderdi, tam sabır içinde şükrettirdi.

***

Aziz ve Sıddık ve Hâlis Kardeşlerim!

Rabb-i Rahîm’ime hadsiz şükür olsun ki sizin gibileri Ri­saletü’n-Nur’a sahip ve nâşir ve muhafız halk etmiş; benim gibi âciz bir bîçarenin zaif omuzundaki ağır yükü çok hafifleştirmiş.

Kardeşlerim, bu defa üç mektubunuzda birden üç Hulûsî, üç Sabri, üç Hakkı gibi kıymettar dokuz kardeşi gördüm. Hapiste, Abdurrahman’ın pederi yerinde benim elbiselerimi yamalayan Hakkı’nın, ciddî ve hakikatli uhuvvetini ve talebeliğini, tahminimden daha ileri terakki ettiğini bildim, çok mesrur oldum.

Sabri Kardeş!

Beni saran ve bağlayan ağır kayıtlara ehemmiyet vermiyorsun. Halbuki buradaki evhamlı ehl-i dünya benim ile pek fazla meşgul ve alâkadardırlar. Hatta, hatta, hatta… Her ne ise…

Hem benim hakkımda bin derece haddimden ziyade hüsn-ü zan ile kıymet ve makam vermek, yalnız Risale-i Nur namına ve onun hizmeti ve Kur’ân elmaslarının dellâllığı hesabına kabul olabilir. Yoksa hiç ender hiç olan şahsım itibarıyla kabule hakkım yok. Parlak ve çalışkan kalemiyle hem Risaletü’n-Nur’un hem bizim hatıralarımızda çok ehemmiyetli mevki tutan ve yerleşen Hafız Tevfik’in yazdığı Âyetü’l-Kübra Risalesini münasip gördüğünüz zamanda gönderirsiniz. Dokuz sene yazılarıyla mesrurâne ünsiyet eden gözlerim, hasretle o yazıları görmek istiyor.

Kıymettar Hulûsî ve Hakkı Gibi Kardeşlerim!

Hakkı’nın dediği gibi Sabri’nin mektupları aynen onların yerine kabul olmuş; o cihette Hulûsî ile muhabere kesilmemiş, devam ediyor. Hadsiz şükür ve hamd ü senâ olsun ki Risaletü’n-Nur gittikçe parlak, hârikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine inşaallah her görenin kalbinde yerleşir, muannidleri susturur. Bir hıfz-ı gaybî altında düşmanları şaşırtmış; kör gözleri onu görmüyor. İzini bulamadığı halde parlak faaliyetini müşahede ediyorlar. Bu vakit pek ziyade ihtiyat lâzım.

Kastamonu Lâhikası, s. 37

LÛ­GAT­ÇE:

fütuhat-ı imaniye: İmanî fetihler, kalplerin iman hakikatleriyle fethi.

Hâlık: Yaratıcı, Allah.

halk: Yaratma.

hıfz-ı gaybî: Gayba ait koruma, İlahî koruma.

iman-ı bi’l-kader: Kadere iman.

kabil-i tahammül: Tahammülü mümkün.

kazaya rıza: Kaderin kaza olmasına, yani Allah’ın takdir ettiğinin gerçekleşmesine rıza göstermek.

muannid: İnatçı..

Okunma Sayısı: 1177
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    10.10.2021 22:36:23

    "Buranın çok şiddetli kışı ve odamın çok soğuğu ve üç hazin gurbetin tesiri ve üç asabî hastalığın sıkıntısı ve bütün bütün yalnızlık ile kabil-i tahammül olmayacak çok zahmetlere maruz olduğum halde Hâlık’ıma hadsiz şükür ederim ki her derdin en kudsî dermanı olan imanı ve iman-ı bi’l-kaderden kazaya rıza ilâcını imdadıma gönderdi, tam sabır içinde şükrettirdi." İman, kader ve sabır anahtar kelimeler. Bu kavramlar doğru yerde kullanıldığında her şartta tebessümle karşılanır musibetler. O halde sımsıkı bu kavramların hakkını vermek için çabalamalıyız. Ne kadar mesafe kayıt etsek o kadar kardır vesselâm.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı