Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 17 Aralık 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Abdurrahman ŞEN

Bugün Şeb-i Arus...



Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin, (Hicrî 672, Miladî 17 Aralık 1273 akşamında) batan güneşle –adeta- yarışarak gözden kaybolup, fenâ âleminden bekâ âlemine göçünün 733. yıldönümünü idrak ediyoruz bugün.

Sağlığında iken ölümünü “Şeb-i Arûs-Düğün Günü” olarak kabullenen Mevlânâ’nın, UNESCO kararıyla bugünden itibaren 1 yıl boyunca bütün dünyada anılacak olması ne kadar sevindirici ise; yurt içinde ve dışında bu konuda ciddî hiçbir adım atıldığını duyamayışımız ise o kadar üzücü.

Bu arada, fırsattan istifade edip, “Mevlânâ” adının ardına gizlenen ve kendi özel amaçlarını yaymaya çalışanların üst üste kitaplar yayınladıklarına da dikkatleri çekmek isterim. “Mevlânâ’yı çarpıttılar”, Mevlânâ’ya hakaret/iftira” gibi saldırılar yapacak olanlara şimdiden haber vereyim istedim. Böyle konularla uğraşacaklarına, Mevlânâ’nın lâyıkıyla anılması, anlaşılması için kolları sıvasınlar!

Mevlânâ konusunda en geniş çalışma yapanlardan Abdülbaki Gölpınarlı Hocanın, “Mevlânâ Âdâb Ve Erkânı” isimli eserinin sunuşuna kulak vererek, o gönül açıcının ruhuna birer fatiha yollayalım: “Mevlevîlik, yedi asra yakın bir müddet, üç kıt’ada hüküm süren Osmanoğulları’nın geniş ve feyizli topraklarında, İslâm medeniyetini temsil etmiş, kendi estetik ve teknik şartları dâhilinde, medeniyet âleminde silinmez izler bırakmış, mensub olduğu ekolün en muhteşem musîki eserlerini vermiş, en ünlü şairlerini yetiştirmiş, en ince el san’atlarını ibdâ’ etmiş, sırasına göre en mistik eserleri ortaya koymuş, sırasına göre en insanî duyguları besleyip geliştirmiş, en hür düşünceleri dile getirmiş, taassuba göğüs germiş, yaşayışa, ilâhî olduğu kadar da beşeri bir zevk katmıştır. Mevlevîlik, öyle bir pota ki, oraya atılan hammadde, orada, istidâdına en uygun inkişafı bulmuştur. Mevlevîlik, öyle bir hava ki o havaya düşen zerre, ya güneşlere ışık salar bir hâl almış…”

Mustafa Miyasoğlu 60 yaşında

Daha önce bir vesîleyle, Mustafa Miyasoğlu Ağabeyin, kalem hayatımda özel bir yeri olduğunu paylaşmıştım sizlerle…

İşte o Mustafa Ağabeyim, geçtiğimiz Ağustos ayında 60. yaşını idrak etti… Bu takvim rakamı aynı zamanda, yazı hayatında da 40. yıla tekâbül ediyor…

Ben de bu gerçeklerden hareketle, Mustafa Ağabeyimin san’atta 40, yaşantıda da 60. takvim yılını edebî bir ortamda paylaşalım istedim. Öncelikle Sarmaşık Kültür Dergisi’nin 10. sayısında kendisine özel bir bölüm ayırdık. Ortaya kitaplık çapta bir metin çıktı ki… Mustafa Ağabey hakkında yazmak isteyip de yazamayanları ve dergi boyutunu düşünerek kısa yazanları da düşünürsek, olabileceğin 5’de biri kadarının olduğunu söylemek de abartı olmaz…

Bir vefâ örneği gösteren hemşehrilerinin, Kayseri’de yayınlanmakta olan Berceste Dergisi’nin 52. sayısında “Mustafa Miyasoğlu Dosyası” yaptıklarını da hatırlatmak isterim.

Elbette Mustafa Miyasoğlu gibi çok yönlü bir kültür adamının adına dosyalar yayınlamakla yetinmek yeterli değil. Onun için 23 Aralık Cumartesi günü saat 13.00- 16.00 saatleri arasında Beyoğlu Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda bir de özel program düzenledik. Sarmaşık Kültür Evi olarak düzenlediğimiz bu toplantıda öncelikle Mustafa Miyasoğlu Ağabeyin edebî kişiliği, romancı yönü, kültür adamlığı, eğitimciliği, fikir adamlığı gibi özelliklerine dikkat çekmek üzere bir panel düzenlendi. Tarafımdan yönetilecek panelin konuşmacıları ise; Prof. Dr. İskender Pala, Doç. Dr. M. Mehdi Ergüzel, Dr. Necmettin Turinay, İhsan Işık ve Mustafa ağabeyin romanları üzerine tez hazırlayan Hayati Koca olacaklar. Program, Mustafa ağabeyin şiirlerinden bestelenmiş örneklerin de sunulacağı Fırat Kızıltuğ konseriyle sona erecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin katkısıyla gerçekleşecek olan bu programın, Şubat ayı içinde Ankara’da, Nisan ayında ise Mustafa Ağabeyin doğum yeri de olan Kayseri’de de tekrarı hedefimiz… İnşallah başarabiliriz sanıyorum. Kalemine kuvvet Mustafa Ağabey…

Veee, TRT’de “Nobel” skandalı!

Malûmunuz, artık bir de Nobel’imiz var… Ve bu Nobel etrafında keskin ayrılıklarımız da… Nobel’i ve alanı göklere çıkaranlar kadar yerin dibine batırmak isteyenler ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar… Her ayrı düşünmede yaşadığımız gibi gerçekler ve fikrî kırıntılara bile tahammül etmeden hem de!

İşte bu hengâmede, daha önceki programlarında da olduğu gibi TRT-1’de yayınlanmakta olan “Sınırlar Arasında” programıyla –sadece- izleyenlerin düşünce ufkunu genişletmeye çalışan Banu Avar hedef tahtasına oturtuldu. Orhan Pamuk’un İsveç’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü alışının ertesi akşamında TRT-1’deki “Sınırlar Arasında” programında, Nobel Ödülü’nün tarihçesi dikkatlere sunuldu… İsveç sokaklarında yapılan röportajlara da yer verilen programda, Orhan Pamuk adını duyup duymadıkları da soruldu İsveçlilere, İsveç tarihinden bazı dilimler de… Medyada özetlendiği biçimiyle, Banu Avar’ın sunduğu, “Sınırlar Arasında” programında şu görüşler paylaşıldı izleyenlerle:

“ *Nobel ve benzeri uluslar arası ödüller ABD eski başkanlarından Ronald Reagan’ın kurguladığı gizli bir planlamayla ve ABD’nin küresel kültür emperyalizmine hizmet’ amacıyla verilmekte, ödül alanlar bu amaçlarla kendi ülke ve bölgelerinde kullanılmaktadır.

* Ödülü reddeden yazar Jean Paul Sartre Cezayir asıllıdır.

* Pamuk kendi millî kimliğini reddettiği için bu ödülü almıştır.”

İşte asıl ilginçlik de burada yaşandı ve olayın üzerinden daha 24 saat geçmeden medyamızdan ilginç çıkışlar başladı… “Çıkış” deyişim kibarlığımdan… Yoksa yazılanlar, yaptırılan haberler alenen çift yönlü ispiyondu… Hem TRT’ye, hem savcılara! Ve başka konularda çifte sağır olanlar bu konuda son derece acul davranıp hemen programın tekrarını yayından çıkardılar… Programın tamamının yayından kaldırılmasına da kesin gözüyle bakılıyor…

Kendilerine ve kendileri gibi düşünenlere lâzım olduğunda “özgürlükçü”, “her fikre saygılı” görünenlerin, başkalarından bu taleplerde bulunanların da Banu Avar’a saldırması ve linçe katılması ilginç, manidâr…

Hafta içindeki manşetimizi hatırlayın yeter!

Buyurun Orhan Pamuk’un röntgeni!

Kitaplarını baştan sona okuyabilenlerin bile “zorlandım” diyebildiği Nobel’li yazarımız Orhan Pamuk’u ve eserlerinin röntgenini en kestirmeden, Prof Dr. İlber Ortaylı hoca çekivermiş…

Önceki hafta Adana Seyhan’da düzenlenen bir konferansta konuşma yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı Hoca, bir dinleyicinin Pamuk’la ilgili sorusu üzerine bakın ne demiş: “Kaleme aldığı bir eserde şöyle bir ifade geçiyor: ‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.’

Bu toplumun gerçeklerini, inançlarını bilen her insan bilir ki, bir kere namazın saati olmaz, vakti olur. Saat ayrı, vakit ayrı bir kavramdır. Camilerde balkon yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam okumaz, müezzin okur, o da şerefeye çıkmaz, içeriden okur. Bu örnekle de sabittir ki kişiler kendi içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar, yapamazlar.”

17.12.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (10.12.2006) - “1. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali” başlıyor!

  (03.12.2006) - “Sarı Kurdele”ye devam!

  (26.11.2006) - Manevî deprem kapımızda!

  (19.11.2006) - Medyada kültür san'atın durumu

  (12.11.2006) - Musa Eroğlu’nu dinleyebilmek…

  (05.11.2006) - “Tv ve sinemanın toplum üzerindeki etkileri”

  (29.10.2006) - Artık Denizli’nin de “altın horoz”u var!

  (22.10.2006) - “Halk arasında çatışma yok!”

  (15.10.2006) - Fransız küstah olmaya küstah da!

  (08.10.2006) - Heygidi Haydarpaşa Lisesi hey...

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri

Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004