Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 08 Mart 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Esmâ’nın tecellilerini eşyada okumak-2



Kur’ân, Allah’ın rahmetini, Rahîm isminin tecellisini, târifini, 23 sûrede, 49 âyette nazara verirken; pek çok sûre ve âyette de Allah’ın rahmetinin bol olduğunu, dünyada herkesi kuşattığını, mü’minlere ve dilediğine rahmet edeceğini, âhirette kâfirlere rahmet etmeyeceğini, Onun rahmetine vesîle aramak gerektiğini, rahmetinden ümit kesmemek icap ettiğini haber vermektedir. Bunun yanında, Allah’ın rahmetini istemeyi emr ve teşvik ederken; kendisine itaat edenlere, yolunda savaşanlara, kendisinden korkanlara, iyilik yapanlara, Kur’ân okuyanlara, zekât-sadaka verenlere, tevbe edenlere rahmet edeceği de bildirilmektedir. Diğer taraftan, yağmur da, Kur’ân da, Peygamberimiz de (asm) rahmettir…

* “Rab” (terbiye eden) isminin atomdaki tecellisi, elektron, nötron ve sâir unsurların yörüngelerini, işlerini şaşırmadan, aynen devam ettirmeleridir. Başka bir tecellisi, kanın, üzerine aldığı değişik vazifeleri karıştırmadan, yüklendiği fosfor, kalsiyum gibi zıt gıdaları bedenimizin en ücrâ köşelerine kadar taşıması, beden uzuvlarımızın aynı gıda ile beslendikleri halde ölçü ve sınırını aşmamaları şeklinde yansır. Yağmur, rüzgâr, bulut, toprak ve sair coğrafî hâdiselerin hadlerini aşmamaları, hayvanların vazifelerini yapması, ekolojik dengeyi bozmaması, yıldızların ve galaksilerin hareketleri ve yörüngelerinden çıkmamaları da hep “Rab” isminin tecellisiyledir.

* Cemil ismi, çiçeklerde renk renk, kelebeklerde desen desen, kuşlarda başka başka şekillerde tecellî eder. İnsan ise, bütün güzelliklerden süzülerek “ahsen-i takvîm” sûretinde yaratılmıştır.

* Hakîm, Allah’ın herşeyi hikmetle yaratmasıdır. Hikmet, tüm yaratılanların en uygun, en güzel, en iktisatlı, en rantabl, en optimal bir şekilde, nakış nakış yaratılmasıdır. Keza atomaltı parçalardan hücre ve nebulalara, kâinatın tüm cephelerine kadar Hakîm ismi okunur.

* Adil: Adâlet, her şeyin yerli yerine konması şeklinde tanımlanır. Bunun yanında, herkese münâsip bir ölçü ile vücûd, şekil, ruh vs. verilmesi de Âdil isminin bir gereğidir. Aynı zamanda, atomdan galaksilere kadar muhteşem adalet tecellîleri tezahür eder.

İnsan, aslan, kedi, kuş gibi varlıkların ruhlarına münâsip ölçüde beden, uzuv ve duygular verilmesi de adalettir. Herbir varlık, bir taraftan bütün cepheleriyle Allah’ın Hikmet sıfatını ilân ederken, öbür taraftan yine bütün yönleriyle Âdil ismininin tecellîsine mazhar olmaktadır. Diğer taraftan, zulmeden insanlara, varlıklara kısmen cezâ verilmesi de adâletin tecellîsidir.

Adalet, hakkı sahibine vermektir. Bunun tecellîleri dünyada açıkça görülmektedir. Çünkü, herşeye istidat lisanı, fıtrat lisanı ile olan taleplerine, ihtiyaçlarına, ölçülü, dengeli bir şekilde cevap veriliyor.

Bir çocuk, kelebeği veya sineği öldürürse, fıtrî adalete muhalif hareket etmiş olur. Az sonra düşer, başı yarılır, adâlet yerini bulur. Veya bir aslan, bir ceylan yavrusunu parçalar, haksızlık eder. Çünkü onun yiyeceği leşler ve artıklardır. Bir avcı da onun yavrusunu vurur; adâlet eder... İlâ âhir...

Zulüm adâletin zıddıdır. Allah kimseye zulmetmez, haksızlık etmez. Kâinatta cereyan eden her hâdisenin altında bir adâlet ışığının parlaması, yüce Allah’ın Âdil-i Mutlak olduğunu gösterir. İlânihaye adaletten mahrumiyet, bu adâletin akışına zıttır. Öyle ise, adâletin tam tecellî edeceği başka bir diyar var. Öyle ise, hesabın, mizanın kurulacağı adâlet divanı, haşir meydanı ve âhiret diyarı gelecektir.

Âdil ismi, mahkemelerde de tezahür eder. İnsanlardaki hak-hukuk anlayışı, kanunlar, adâlet mekanizması da, İlâhî adaletin göstergelerindendir.

Buna benzer daha pek çok ismin tecellîleri kâinat sahifesinde okunabilir.

08.03.2007

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (07.03.2007) - Esmâ’nın tecellilerini eşyada okumak -1

  (06.03.2007) - Esmâ’nın tecellîsi ne demektir?

  (05.03.2007) - Kristof Kolomb kâşif mi, katil mi?

  (03.03.2007) - Yaratıcıyı Esmâ ile tanımak ne demektir?

  (02.03.2007) - Peygamberlerin ittifak delili

  (01.03.2007) - Kâinat Halıkının büyük delili: Peygamberlik müessesesi

  (28.02.2007) - Yaratıcının en büyük delillerinden biri: Kur’ân- 2

  (27.02.2007) - Yaratıcının en büyük delillerinden biri: Kur’ân- 1

  (24.02.2007) - Vicdan delili

  (23.02.2007) - Rûh ve hayat delilleri

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004