Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Dizi Yazı

Kazım & Yasemin GÜLEÇYÜZ

Anzakların ülkesinde iki kahraman Osmanlı

YAĞMUR SUYU İSRAF OLMASIN!

Küresel ısınmanın etkilerini beşinci kıtada da görmek mümkün. Yeraltı suları açısından fakir olan Avustralya için yağmur çok önemli. Şehir dışındaki arazilerde yağmur sularını biriktirmek için sıklıkla açılan çukurlar kimi zaman bir göl görünümündeler.

Evlerde de çatıdan gelen yağmur sularını biriktirmeye yönelik tesisatlar son derece yaygın. Hatta evlerinde yağmur suyu biriktirmeye yönelik tesisat kurmak isteyenlerin harcamalarının bir bölümünü devlet karşılıyor.

HAYVAN HAKLARI

Etrafınızda sokak kedi ve köpeği görmeniz mümkün değil. Hepsinin kimlik kartları mevcut. Sahipleri tarafından bakım ve aşıları periyodik olarak takip edilmek zorunda. Aksi takdirde hayli yüklüce bir para cezası caydırıcı olarak yürürlükte. Sözgelimi, kedi sever Yargı ailesinin bir ferdi olarak kabul edilen "Boncuk Yargı"nın periyodik bakımlarında küçük bir ihmalden kaynaklanan aksama, onlara yüklü bir fatura olarak geri dönmüş!

Melbourne'da ziyaret ettiğimiz hayvanat bahçesinde de hayvanların hukukuna gösterilen özeni fark etmemek mümkün değil. Hayvanlar için tabiatta yaşadıkları ortama benzer geniş alanlar ayrılmış. Bizdeki Roma döneminden kalma daracık kafeslerde hayvanları sergileme sisteminin orada esamesi okunmuyor. Kelebekler için bile sıcaklık ayarlanarak özel ve kapalı bir alan ayrılmış. O alana girip, bin bir çeşit renk ve çeşidiyle başınıza, elinize konan kelebekleri temaşa edebiliyorsunuz.

DEV AKVARYUMLAR

Melbourne'daki aquacity, okyanus canlılarının dev akvaryumlarda sergilendiği bir bina Köpek balıkları, ilginç deniz kabukluları, balıklar, değişik okyanus bitkileri ve mercanlar kendilerine has devasa akvaryumlarda arz-ı endam ediyorlar. Uzman ekipler ve güvenlik sistemi sayesinde herşey kontrol altında!

BOTANİK BAHÇELERİ VE MERAKLI KUŞLAR!

Avustralya'da iklim, bitkileri öylesine etkilemiş ve öyle değişik cinsler var ki, bizim için zaten her yer adeta botanik bahçesi! Ülkemizde sıkça yetişen meşe ağacını "Bu ağacı bir yerden tanıyoruz, ama!" diye epeyce bir düşündükten sonra fark edebildik. Meşe ağacı adeta asırlık çınarlar gibi gelişmişti. Piknik için gidilen Ballarat'taki kimi çam ağaçlarının gövdeleriyse 5-6 kişinin kucaklayabileceği kadar genişti. Ağaçlar buranın ikliminde adeta hormonlu bitkiler gibi (!) irileşmiş, gürbüzleşmişler.

Sydney'deki Kraliyet Botanik Bahçesi dünyanın dört bir yanından getirilmiş ağaçları barındırıyor. Hepsi de asırlık ağaçlar. Yanı başlarındaki metal levhalardan kimlik bilgilerini ve özelliklerini takip edebiliyorsunuz.

Kıtaya has leyleği andıran ilginç kuşlar insanlardan korkmaksızın Botanik Bahçesinde serbestçe dolaşıp topraktan birşeyler rızıklanıyorlar. Issız bir alana çekilip namazlarımızı eda ettiğimizde yanı başımıza gelip ne yaptığımızı dikkatle izleyebilecek kadar da meraklı kuşlar bunlar!

Kraliyet Botanik Bahçesi yeni evli çiftlerin hatıra fotoğrafı çektirdikleri ilginç bir alan! Etrafta sıklıkla gelin-damat görüntülerini ve onları takip eden kalabalığı görmek mümkün.

ANZAKLAR

Çanakkale Harbinden bu ismi hatırlayacaksınız. Bizim için "Mehmetçik" ne anlam ifade ediyorsa, Avustralya için de "Anzak" aynı derecede önemli. Çanakkale Harbine iştirak eden Anzakların heykellerine Sydney şehir merkezinde sıkça rastlamak mümkün. Yenildikleri halde Anzak askerlerine bir saygının işareti bu. Halil Beyin ifadesine göre "Önemli olan kazanmak değil, savaşmaktır!" diyormuş Avustralyalılar. Senenin bir gününü "Anzak Günü" olarak kutluyorlar. O gün resmî tatil. Bir kısım Avustralyalılar o dönem Çanakkale'ye geliyor, askerlerinin mezarlarını ziyaret ediyorlar.

Anzakları dünyanın bir ucundan haftalar süren yolculuktan sonra Çanakkale'ye getirten İngiliz hâkimiyetini, dessas politikasını, hırsını ibretle düşünmemek mümkün değil.

Sydney'de Osmanlı tarzı mimarîsiyle gözleri okşayan Gelibolu Camii gayri ihtiyarî Çanakkale Harbini hatırlatan bir sembol adeta. Çok ilginçtir, Fatih Yargı Melbourne'u gezdirirken bize büyükçe bir baraka gösterip "İşte burası, 1914'te Çanakkale'ye giden Anzakların sevk merkeziydi. Aynen koruyorlar. Vakfımızın ilk merkezi de bunun hemen arkasındaydı!" diyor.

Hayat ne garip! Gün olup Çanakkale'de şehit düşenlerin evlâtları ekmek parası için Avustralya'ya gelmişler, İslâmı tanıtmak için hizmet alanları oluşturmuşlar.

AVUSTRALYA'YA SAVAŞ

AÇAN İKİ OSMANLI ASKERİ

Sydney'de Opera House ve Botanik Bahçesini gezerken Nusret ve Halil Beylerden ilginç bir öykü dinliyoruz: Esir olarak çalıştırıldıkları İngiliz gemisinden kaçarak Avustralya'da kasaplık ve dondurmacılık yapan Tarakcıoğlu Mehmet ve Menteşoğlu Abdullah'ın ibretli hayat öyküsü bu. İki arkadaş 1914'te Avustralya'dan Çanakkale'ye Anzak askerlerinin gönderilmeye başlandığını ve Halifenin cihad emrini verdiğini öğrenince, emre hemen itaat ederler.

Öncelikle Osmanlı askerleri olarak Avustralya'ya savaş açtıklarını bir yazı ile ilgili makamlara bildirirler. Akabinde de çalışmalara başlarlar.

Sydney'in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen bölgede tren raylarını sökerek limana asker taşıyan üç treni devirirler. Aynı bölgede sekiz karakol basarlar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu çözemeyen yetkililerin aklına iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup gelir ve mektubun gönderildiği bölgede 250 kadar askeri görevlendirirler. Birkaç günlük araştırmadan sonra iki Osmanlı askerinin bulunduğu yer tesbit edilir. Ve çarpışma neticesinde askerlerimiz şehit olurlar.

Türkler onların hatırasına yaklaşık on yıl önce Sydney'de bir âbide dikilmesini teklif etseler de farklı sebeplerle bu gerçekleşmez.

Herşey bir yana, iki Osmanlı askerinin koskoca kıtaya savaş açması kâinata meydan okuyabilecek bir imandan kaynaklanmıyor mu?

BOKSÖR KANGURULAR İLE DEVEKUŞLARI

Avustralya'nın armasında yer alan iki hayvan. Avustralya, kanguru, devekuşu (emu) ve altın çiçek dallarını (golden wattle) içeren bir armayla da simgelenir. Bu semboller genellikle Avustralya'nın ulusal hayvanı, kuşu ve çiçeği olarak kabul edilmekte. Ayrıca arma üzerinde, bütün eyaletlerin amblemlerinin bulunduğu bir kalkan bulunmakta.

Dişi kangurular yavrularını keselerinde taşıyan şefkat kahramanı anneler taifesinden. Ayrıca hayvanlar âleminde güçlü yumruklarıyla tanınıyorlar. Kangurular iyi boksörler! Öyle ki, eskiden boks müsabakaları öncesinde ringe önce kangurular çıkıp bir gösteri sunarlarmış.

Kangurular halka açık ormanlık alanlarda koyunlar gibi sürüler halinde, fakat zıplayarak otluyorlar. 3-5 metre yakınlarına kadar yaklaşılsa bile çoğu zaman tepki vermiyorlar. Ne de olsa iyi boksörler ve savunma amaçlı kullandıkları güçlü bir kuyrukları var.

Ama bazan bu silâhları işe yaramıyor! Ülkemizde arabaların çarparak öldürdüğü kedi ve köpekleri nasıl sıkça görüyorsak, Avustralya'da da şehir dışındaki alanlarda yol kenarlarında arabaların çarparak öldürdüğü kanguruların cenazelerini sıkça görmek mümkün.

Melbourne'da hanımların anlattıkları bir hikâyeyi hepimiz gülerek dinlemiştik. Avustralya'nın ıssız yollarında yaz sıcağında arabasının camını açarak yol alan uzun yol şoförü Türk, camdan kucağına zıplayıverip oturan bir kanguru ile irkilir. Kanguru şoförün kucağında yumruklarını konuşturmaya başlar! Neye uğradığını şaşıran şoför güçlükle durdurduğu arabadan kendini dışarıya zor atar. Tabiî arkasından zıplaya zıplaya kanguru da onu kovalamaktadır!

Şoför dostlarına "Kısmetimde bir kangurudan dayak yemek de varmış!" diye anlatır olayı. "Kimbilir kanguru belki de kazada öldürülen bir arkadaşının hesabını kapatıyordur!" diye düşünmeden edemiyoruz.

YARIN: Beşinci kıtadaki Yeni Asya okuyucuları

Kazım & Yasemin GÜLEÇYÜZ

29.01.2008

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Dizi Yazı

  (28.01.2008) - Aborjinlerden devlet özür diledi, şimdi sıra toplumda

  (27.01.2008) - Kongo, Darfur'dan daha beter

  (26.01.2008) - Dünyadaki saklı Türk yurtları

  (25.01.2008) - Afrika büyük bir pazar

  (24.01.2008) - Mekke Kilisesi'nden Papa Muhammed'e

  (23.01.2008) - Kinşasa'yı özgürce dolaştık

  (22.01.2008) - Kongo'da iyi niyet başa belâ

  (21.01.2008) - Ortalama ömür 50 yıl

  (20.01.2008) - Kurban kültürü yaygınlaşmalı

  (19.01.2008) - Sarkozy olumsuz propaganda yapıyor

 

 Son Dakika Haberleri