"Gerçekten" haber verir 13 Şubat 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Halil USLU

Göz ve gözler



İlimler, farkına varılsın veya varılmasın, insanı kendine okutturuyor. İnsan Cenâb-ı Allah’ın en büyük bir nakşıdır. “Hâme-i zerrin-i kudret”1 yani Kudretin altın kalemi ile yazılmış biçilmiş ve gönderilmiş. Okumadığımız ve bakmadığımız hemen hemen hiçbir şey yok, hatta bazı bakışlar ve görmeler, tiryakilik derecesinde olmaktadır. Fakat ülfetin verdiği vurdumduymazlık maskaralığı içinde, insan kendini okuyamıyor ve nasıl bir nakş-ı azam olduğunu idrak edemiyor. İnsan olarak antikacılar çarşısında antika eşyalar alıp satıyor, fakat kendinin nasıl bir antika olduğunu gafletle unutuyor veya unutturuluyor.

Bugün gelin hep birlikte göze girelim. Halk arasında da derler ki “Aman göze girmeyelim nazar değer”. Halbuki benim üstünde duracağım göz, kendi gözümüz, aslında bizim de değil, bize bir ikram-ı İlâhî... Hem de nasıl bir ikram-ı İlâhî olduğunu aşağıdaki satırlarda vereceğim misallerle daha iyi anlayacak, hayrette kalacağız ve şükründen çok âciz olduğumuzu kayıtsız ve şartsız kabul edeceğiz.

Renkli görmek için gözün retinasının değişik bölgelerinde yaklaşık 7 milyar ışığa duyarlı hücre bulunmaktadır. İnsan gözü, 40 kadar küçük dokunun uyum içinde çalışması sayesinde görev yapar. Gözü dış etkilerden koruyan göz kapakları, gözü nemlendiren ve yağlayan özel salgı bezleri, ışığın kırılarak içeri alınmasını sağlayan mercek, bu merceği takviye eden küçük kaslar, göze girecek ışık miktarını ayarlayan iris, antibakteriyal göz sıvısı ya da ışığı “yorumlayan” retina tabakası, bu 40 ayrı parçanın bazılarıdır. Eğer bu parçaların biri olmasa, ya da görevini yapmaz ise, insan kör olur. Gözün bu özelliği, bilimsel literatürde “indirgenemez komplekslik” denen özelliktir. Yani tek bir eksiklik, körlükle sonuçlanır.

Yine gözün içinde kitaplar dolusu işlemler, âletler ve birimler vardır. Bu kadar karmaşık bir yapının kendiliğinden olması, kesinlikle imkânsızdır. İşte İlâhî nakş-ı azam demek budur. Yine gözümüz tek bir taslak üzerinde kurulmuş anlık çekimleri yakalayan bir fotoğraf makinesi değildir, daha çok bir video silsilesine benzemektedir. Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca beynimiz iki gözden gelen sinyalleri toplamaktadır. Bu göz mucizesinin karşısında bütün teknoloji acze düşmüştür ve ancak gözü model alarak makine ve kameralar ortaya çıkmıştır.

Elbette gözler derken çok gözler var. Gözler bir destandır, hangisinden bahsetsek ve hangisinden baksak? Fakat beşeriyetin en mümtaz gözü, Sevgiler Sevgilisi Efendimizin (asm) gözüdür. Onun gördüğünü hiçbir beşer görememiştir ve göremeyecektir. Elbette onun gözü ile hiçbir beşerin gözü kıyas yapılamaz. Bizler onun ümmeti olarak onunla iftihar ediyor ve seviniyoruz. O nasıl bir rehber, nasıl bir sevgili kul ve ne kadar yüksek bir Peygamber (asm). Onu hayal ederken bile gözlerimizden yaşlar akıyor. Onu rü’yada görmek bile insanı hüşyar edip ayağa kaldırmaktadır.

Bunun dışında peygamberlerin gözleri ve gönül sultanlarımızın gözleri, bakışları, müşahedeleri elbette bambaşkadır, harikadır. Evet inananların gözleri, görmenin dışında İlâhî tecellileri de görür, vahdaniyet sırlarından ehadiyeti bulur, her yerde kudret-i İlâhîyi temaşa eder ve derunî zevkini tadarlar.

Hayvanların gözleri ise başka bir makaledir...

Bunun dışında inançları yok olanlar için, küre şehrimizin lambaları olan yıldızlar lisân-ı halleriyle onlara itiraz eder ve derler ki: “Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü, hem işitmez sözümüzü, hak söyleyen âyetleriz biz..” 2 Bu da mânidar bir ikazdır.

Her şeyin bir gözü vardır, inadı bir vücut olarak kabul edersen onun da gözü inat olur.

Gerçek iman, vücuda hâkim olursa, göz eşyayı görmenin dışında, eşyanın içindeki sırları da kendisindeki sırlar gibi ortaya çıkarır.

İki gözümüzün şükründen aciziz, ya diğerleri için ne yapmalı?

Dipnotlar:

1- Sözler, 32. Söz, B.S.Nursî

2- Sözler, 32. Söz, 1. Mevkıf Zeyli, B.S.Nursî

13.02.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (06.02.2009) - 3’ler, 33’ler, 99’lar, 19’lar

  (30.01.2009) - ABD yol ayrımında

  (23.01.2009) - Kuvvetiniz de elden gider

  (16.01.2009) - İttihad-ı İslâm nerede?

  (09.01.2009) - Gazze ve 57 İslâm ülkesi

  (02.01.2009) - Dünya gençliği ve çıkış yolları

  (26.12.2008) - Lâleler diyarında hanımların himmeti

  (19.12.2008) - Fransız Havva Anne

  (12.12.2008) - Melekler, Meryemler

  (05.12.2008) - Avrupa'da beş yüz Ayasofya

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır