"Gerçekten" haber verir 08 Şubat 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Suna DURMAZ

Zafer Gazzelilerindir



Arap basınında, Kuveyt el-Vatan gazetesinden Fuad Haşim gibi birtakım köşe yazarları şom ağızlılık yapıp, Gazze zaferini küçümsediler. Hatta daha da ileri gidip, “Bu bir zafer değil; hezimettir” dediler. Ama dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca insanın sokaklara düşüp savaşı protesto etmeleri, Gazzelilere yardım göndermek için görülmemiş bir şekilde kolları sıvamaları, insan hakları kuruluşlarının İsrail askerleri hakkında savaş suçu işledikleri iddiasıyla uluslar arası mahkemelerde dâvâ açmaları, İsrail’e karşı işletilecek hukukî süreci görüşmek için Şubat ayı sonunda Katar’da uluslar arası bir konferans düzenlenecek olunması, zulme fiilî olarak dur demek isteyen Venezuella’nın İsrail Büyükelçisini kovması ve bunu Bolivya’nın takip etmesi, Gazze’de zafer kazanıldığının delilidir.

Ancak zafer ne Hamas’ındır; ne de diğer grupların. Bu zafer, yaklaşık iki yıldır uygulanan ambargonun sebep olduğu açlık ve hastalıklara sabreden ve üç hafta boyunca da ateş altında kalmaya tahammül eden Gazzelilerindir.

İsrail’in 50 yıldır uyguladığı zulüm ve işkence, Filistinlileri özgürlük isteklerinden bir an dahi uzaklaştıramamıştır. Gazze’de olup bitenler, Filistinlilerin öldürüldükçe daha çok kuvvetlendiğini ortaya koymaktadır. Filistinliler, efsânevî anka kuşu gibi küllerin arasından tekrar tekrar canlanarak “Beni yok etmeye gücünüz yetmez!” diye haykırmaktadırlar.

Ancak dış düşmana karşı göstermiş oldukları bu kuvvetli iradeyi, kendi aralarında birlik ve beraberliği sağlamakta gösteremediler ne yazık ki.

Dolayısıyla da, Gazze’de kazanılan zafer gerçek zafer değildir!

Gerçek zafer; sağcısı, solcusu, milliyetçisi, tabiri câizse İslâmcısı, bütün Filistinliler bir kelime üzerine anlaştıkları zaman kazanılacaktır. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, enelerden sıyrılarak “Filistin dâvâsı” gibi hak bir dâvâ üzerine yapılacak olan böyle bir ittifak, zafer değil; “Fethü’l Mübin” olacaktır İnşaallah.

Filistinlilerin ittihad etmekten başka çareleri yoktur. Çünkü gerçek kuvvet, kardeşinin nefsini şerefte, makamda, teveccühte ve maddî menfaatte kendi nefsine tercih etmekle kazanılır.

Bediüzzaman Said Nursî, gerçek kuvvetin ittihadda olduğunu Lem’alar adlı eserinde gayet beliğ bir şekilde anlatmıştır. Birlikteki kuvveti açıklarken, rakamların ayrı ayrı olarak kazandıkları değerle, yana yana gelerek elde ettikleri değer arasındaki farkı örnek olarak vermiştir.

Buna göre, üç elif ittihad etmezse, toplama işleminde 3 kıymetini alır. Sırt sırta verip ittihad ederse 111 kıymetini alır. Yine 4 adet 4 toplanarak 16 olurken, aynı maksat, aynı vazife için bir çizgi üzerinde yan yana geldikleri zaman 4444 olur. (Bkz. 21. Lem’a)

Böyle müthiş bir kuvveti elde etmek için Halid Meşal gibi halk üzerinde etkili olan Hamas liderlerine çok iş düşmektedir. Hamas liderleri, başta Fetih olmak üzere bütün Filistinli gruplara kucak açıcı olmalıdırlar. Bediüzzaman’ın tabiriyle, husûmeti unutup, ‘muhabbet fedâileri’ olmaları lâzımdır.

Filistin siyaset arenasında istenilen şey îtidaldir. Kardeş kavgasını bitirmek için izlenmesi gereken en hikmetli yol, Arapların deyimiyle “Asayı ortadan tutmak”tır.

Gazze savaşı sonrasında bütün gözler Hamas’ın üzerinde olduğundan, Hamas liderlerinin söz ve davranışlarına âzamî ölçüde dikkat etmeleri gerekiyor. Çok tehlikeli olan zafer sarhoşluğuna kapılmamaları lâzım!

Ne yazık ki, Hamas liderlerinin zaman zaman îtidalden uzaklaştıklarını gözlemliyoruz.

Meselâ, savaşın hemen akabinde Suriye’den Arap ve İslâm ümmetine seslenen Halid Meşal, “Paranızı fâsitlere vermeyin. Ki onların kim olduğunu siz çok iyi bilirsiniz! Paranızı ya Hamas hükümetine verin; veyahut bizzat kendi müesseseleriniz tarafından yardıma muhtaç Gazzelilere ulaştırılsın” demesi hiç de uygun değildi.

Bu şekilde itham içeren sözlere cevap verilmekte gecikilmedi. Ve daha da şiddetli sözlerle cevap verildi. Fetih’in bâriz isimlerinden olan Yaser Abdu Rabbuh “Hamas İsrail’in gizli emellerine alet oluyor. İsrail Gazze’yi Filistin vatanından koparıp, Mısır’ın üstüne yıkmak istiyor. Ve Hamas gütmüş olduğu siyasetle bu sinsi emele hizmet ediyor” dedi.

Halid Meşal’ın son olarak ortaya attığı Filistin Kurtuluş Teşkilâtının yerine başka bir teşkilât kurulması önerisi ortalığı daha da kızıştırdı. Bize göre, Halid Meşal, uygun olmayan bir zamanda yapmış olduğu bu teklifiyle hata işlemiştir.

Tarihi kırk yıl öteye kadar giden Filistin Kurtuluş Teşkilâtının içinde kurtçukların kaynadığı mâlûm. Bu kurtçukların teşkilâtın bütün bünyesini sarmalarına engel olmak için temizlenmesi elbette gerekir. Lâkin şu an için derin temizlik yapmak niyetiyle evdeki kirli çamaşırları ortaya çıkarmak, âleme rezil olmaktan başka bir işe yaramaz.

FİTNE ATEŞİNİ SÖNDÜRÜN!

Arapça fe-te-ne fiil kökünden türeyen fitne, küfür, fısk ve fucûr anlamına geldiği gibi kavga ve kargaşalığı da tanımlar. Fitne ateşi hemen söndürülmezse, kolaylıkla yayılır ve kontrol edilemez hale gelir. Böylece yaş kuru ne varsa, yok olur gider.

Cenâb-ı Hak Enfal Sûresi 25. âyette “Öyle bir fitneden sakının ki geldiği zaman içinizden sadece zalimlere isabet etmez” diye buyuruyor.

Bakara Sûresi 217. âyette ise “Fitne savaşmaktan daha şiddetlidir” diye buyuruyor.

Müslümanlar arasında fitne çıkarmak şeytanın desiselerindendir. Şeytanın şe’ni tahrip etmek olduğundan, birlik ve beraberlikten nefret eder. Müslümanlar arasında bulunan muhabbet tarlasına mayın döşeyen şeytan ve yandaşları, Müslümanları bu mayınlara bastırabilmek için türlü türlü hileleri icad ederler. Bakara Sûresinin 208. âyeti şeytanın bu desisesini açıklıyor ve kanmamamız için bizi ikaz ediyor:

“Ey iman edenler! Toptan barışa girin. Şeytanın adımlarına tâbi olmayın. Muhakkak ki o size açık bir düşmandır”

“Fitne kapılarını kapamak şeriatın güzelliklerindendir” kaidesince Filistin yarası sorumsuzca sarf edilen acı sözlerle daha da derinleşmeden, sağduyulu birilerinin çıkıp Hamas ve Fetih arasında yapılan bu söz düellosunu durdurması lâzım.

Aksi halde Filistin dâvâsına yazık olacak; hem de çok yazık!

Son sözü yine Kur’ân söylesin:

“İhtilâfa düşmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider.”

(Enfal Sûresi, 46. âyet)

08.02.2009

E-Posta: durmazsuna@yahoo.com-durmaz36@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (01.02.2009) - “Sihirbazın sihri kendine döndü!”

  (25.01.2009) - Hz. Yunus ve Gazze

  (21.01.2009) - Minber’in hazin dönüşü

  (20.01.2009) - Batının ileri karakolu

  (19.01.2009) - Osmanlı zırhını atan Müslümanlar kolay lokma oldu

  (18.01.2009) - Kudüs kuşatması

  (17.01.2009) - Haçlıların hezimeti

  (16.01.2009) - Şanlı fetihe doğru...

  (15.01.2009) - Minber

  (11.01.2009) - Holocaust

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır