08 Kasım 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Şekersiz çay, dumansız hava


A+ | A-

Piyasada hemen her şeyin çakması bulunduğu gibi, gıda sektöründe de hemen her maddenin sahtesi, çakması imal edilmiş bulunuyor.

Hele hele yağ, şeker, peynir gibi bazı temel kalemlerde, gıda piyasası tam anlamıyla istilâ edilmiş durumda.

Bu da, beden ve hatta ruh sağlığımızın ne derece tehlike altında bulunduğunu gösteriyor.

Gözünü kâr ve menfaat hırsı bürümüş bazı kimseler, en hasis bir menfaatini dahi başkasının sağlığına, hatta hayatına tercih eder duruma gelmiş.

Bunlar, ürettiği bir gıda maddesinin içine, düşük maliyetli hemen her mazarratı katabiliyor.

Bu tür melânetleri de, legal adreste yapıyor görünmekle beraber, çoğu zaman illegal mekânlarda yapıyorlar.

Tıpkı, çoğu şirketin iki türlü (resmî ve gayr–ı resmî) muhasebe tutması gibi...

Şeker üretimi ise, bugün itibariyle tam bir fecaate dönüşmüş durumda. Midelerin kaldıramayacağını düşünerek, burada her şeyi yazamıyoruz.

Ancak, pekçok kimse biliyor ki, bugün artık "merdiven altı" mekânlarda dahi kolaylıkla üretilebilen bazı "küp şeker"lerin içinde, adeta şekerden başka herşey var.

Nitekim, şekerli çayı karıştırınca, bir kısım maddeler beyaz köpük, kırıntı, yahut yağ/parafin damlacıkları halinde üste çıkıyor.

Bilinçli hareket etmeli

Çoğunuz hatırlarsınız. Yirmi sene kadar evvel, büyük şehirlerdeki fırınların çoğu elektrikliydi. Dışı elektrik şokuyla kızaran ekmeklerin içi hamur kalırdı.

Bilinçlenen vatandaşlar "odun ekmeği"ne yönelince, fırıncılar da mecburen sistem değişikliğine gitti. Elektrikte inat edenler iflâsa giderken, fırınların çoğu odunla pişen ekmek imalatına geçti.

Kezâ, bir zamanlar şehirlerarası otobüslerde sigara içiliyordu. Koltuklar, döşemeler nikotin kokardı. Çocuklar, yaşlılar, hastalar bundan büyük ıztırap çekerdi.

Bilinçli ve ısrarlı şekilde verilen mücadele neticesinde, bu kepazeliğe son verildi.

Şimdilerde, kamuya açık kapalı alanların da "dumansız hava sahası"na dönüşmesi, yine bilinçli ve kararlı mücadelelerin bir neticesidir.

Nurlardaki şeker bahsi

Bazı kardeşlerimiz, Nur Risâlelerinin muhtelif mektuplarında şekerden bahsedildiğini hatırlatarak, bu hususu nasıl değerlendirmek gerektiğini soruyor.

Öncelikle ifade edelim ki, o bahislerde zikredilen "şeker"den kasıt, tümüyle "çay şekeri" değildir.

Çok nadir olarak bahsi geçen çay şekeri için de şunları söylemek mümkün:

* Evvelâ, söze "Nerede o eski şekerler?" diye girersek, sanırım maksat çok daha iyi anlaşılır.

* Hiç şüphe edilmesin ki, bugünün kimyevî madde ve sâir kırpıntılarla yüklü çay şekeri ile elli–altmış sene evvelki safi, katışıksız çay şekeri arasında pek büyük farklar var.

* Üstad Bediüzzaman'ın çaya limon damlatarak içtiğini, bu konuya duyarlı hemen herkes biliyor. Limon ise, gerek çayın ve gerekse şekerin zararlı etkilerini minimize ettiği gibi, bu içeceği bedene en faydalı bir kıvama dönüştürüyor. Limonlu çay, adeta serum etkisi meydana getiriyor.

* Üstad Bediüzzaman'ın has talebelerinden Refet Barutçu'nun, çayla beraber şekeri değil, kuru üzümü tercih ettiğini canlı şahitlerden duyduk. Demek ki, onun da bir bildiği var.

* Şahsî kanaatim şu ki: Üstad Bediüzzaman bugün hayatta olsaydı, piyasayı istilâ etmiş durumdaki özellikle bugünün "fabrikasyon şeker"ini kullanmaktan şiddetle kaçınır, onun yerine fıtrî tatlandırıcıları tercih ederdi.

Tarihin yorumu 8 Kasım 1938

Ölüme götüren ağır koma

Emir–komuta zinciri dışında kalan, yahut resmî senaryo ağına takılmayan haber kaynaklarının hemen tamamı şu noktada birleşiyor: M. Kemal'in ölümü, 10 Kasım (1938) günü, saat 9'u 5 geçe falan değildir. Bu şekildeki bilgi, ölümünün kesinleşmesinden sonra düşünülüp tasarlanarak ilân edilmiş bir resmî açıklamadan ibarettir. İşin gerçeğini ve iç yüzünü hiçbir şekilde yansıtmıyor.

Resmî duyuruya itiraz edenlerin birleştikleri ortak noktaları şöylece sıralamak mümkün:

1) Bilindiği gibi, M. Kemal'in sağlığıyla ilgili resmî raporlar, günlük olarak hazırlanıp ilân ediliyordu. Bu ilânlar, başta Cumhuriyet olmak üzere diğer gazetelerde de günü gününe yayınlanıyordu.

2) 8 Kasım günkü tebliğde, M. Kemal'in ölümüne kadar devam edecek olan ağır koma hali hakkında yapılan duyuruda şu ifadeler yer alıyor: "Bugün saat 18.30'da, hastalık birdenbire normal seyrinden çıkarak şiddetlenmiş ve sıhhî vaziyetleri yeniden ciddiyet kazanmıştır."

3) 9 Kasım günkü 3. tebliğde ise "Umumi durumun vahâmete doğru seyrettiği" bildirilmiş olup, bunun mânâsı, aslında "M. Kemal'in öldü" demektir. Aksi halde "vahâmet" tabiri kullanılamazdı. (TC Krnj, s. 629)

4) Nitekim, Cumhuriyet gazetesinin 9 Kasım gecesi yapılan yıldırım baskısında, M. Kemal'in öldüğü bilgisine yer veriliyordu. Hatıratında, Üsküdar'daki bir bayiden o gazeteden bir adet bulup okuduğunu anlatan bir öğretmen, o gün tam bir şaşkınlık hali yaşadığını belirtiyor.

5) M. Kemal'in 10 Kasım'da ölmediğini iddia edenlerden biri de, onun yıllarca şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız isimli şahıstır. Birkaç sene önce DB Tercüman Gazetesi muhabiri Nide Eryılmaz'a konuşan yüz yaşındaki şoför, ayrıca şunları söylüyor: "Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem, tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."

08.11.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.11.2010) - Halk Partisinin bitmeyen sancısı

  (04.11.2010) - Ş e k e r n â m e

  (03.11.2010) - Sinüzit tedâvisi

  (02.11.2010) - Terörün taban desteği

  (01.11.2010) - Uzmanından önemli tavsiyeler

  (29.10.2010) - Cumhuriyetin 10. yılı

  (28.10.2010) - Başımıza gelenler

  (27.10.2010) - Muhtelif konular

  (22.10.2010) - Yüksek pencere

  (21.10.2010) - Sağlık bilgileri


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.