"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihâd ve Terakkî’ye Bediüzzaman’ın bakışı

Abdülbakî ÇİMİÇ
05 Temmuz 2021, Pazartesi
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler (111)

Bediüzzaman, Münâzarât Risâlesi’nde bir soru üzerine İttihâd ve Terakkî hakkındaki düşüncelerini şöyle ifade eder:

“Sual: İttihâd ve Terakkî hakkında re’yin nedir? 

Cevab: Kıymetlerini takdirle beraber, siyâsiyunlarındaki şiddete muterizim. 1 Me’muldür ki, o şiddet nedamete ve şefkate inkılâb etsin. Lâkin onların iktisâdî ve maarifî olan -bahusus şarkî vilayetlerdeki- şubelerini bir derece istihsân ve tebrîk ederim.” 2 

Bediüzzaman’ın, “kıymetlerini takdir” ettiği hususlar İttihâd ve Terakkî’nin iktisat ve eğitim alanındaki çalışmaları ve hürriyet taraftarı olmalarıdır. Ayrıca Bediüzzaman, İttihâd ve Terakkî’nin Doğu Anadolu’daki şubelerinin uygulamalarını takdir ettiğini de ifade etmektedir. Çünkü şarkın maarife şiddetli ihtiyacı vardır. Bir derece İttihâdçıların eğitime verdiği desteği, Bediüzzaman da destekler. Çünkü Bediüzzaman, cehaletin maarifet ile tedavi edileceğini şiddetle talep eder. Şarkın kurtuluş reçetesinin ilim ve marifet olduğunu bildiği için 1907’nin son aylarında İstanbul’a da bunun için gitmiştir.

Aynı Risalede İttihâd ve Terakkî’nin de dahil olduğu Jön Türk cereyanı hakkında sorulan suale ise; “İşte onların bir kısmı, İslâmiyet fedâileridir. Bir kısmı da, selâmet-i millet fedâileridir.” 3 diyerek iltifat eder. Cemiyetteki bu çok yönlü ve karışık yapıyı, “Onların ukde-i hayatiyelerini teşkil eden, mason olmayan ekseri, İttihâd ve Terakkî’dir. Ve sizin şu aşairiniz kadar ulema ve meşayih, Jön Türkler meyanında mevcuttur. Vakıa onlarda birtakım edepsiz, çok sefih masonlar dahi bulunur; lâkin yüzde ondur, yüzde doksanı sizin gibi mutekit (itikatlı) Müslimlerdir. Velhükmü lil-ekser (hüküm çoğunluğa göredir).” 4 sözleriyle ifade eder. Burada da Bediüzzaman farkı görülmektedir. Toptancı bir yaklaşımla değil, âdalet-i mahza ve hakkaniyet içinde meseleye yaklaştığı görülmektedir. 

Bediüzzaman, “İttihâd ve Terakkî Cemiyeti”ni bu şekilde analiz edip, bazı yönlerini takdir ederken, bu Cemiyet’in ileri gelenleri de onun hizmet ve eserlerini takdir etmişlerdir. Öyle ki, Enver Paşa, Bediüzzaman’ın savaş sırasında yazdığı İşârâtü’l-İ’câz adlı eserinin basılması için kâğıdını vererek, basılma şerefine hissedar olmak istemiştir.

Şöyle ki: “Cephe-i harbde yazdığı ve şimdi müsadere edilen İşârâtü’l-İ’câz, o zamanın başkumandanı olan Enver Paşa’ya o derece kıymettar görünmüş ki, kimseye yapmadığı bir hürmetle istikbaline koştuğu o yadigâr-ı harbin hayrına, şerefine hissedar olmak fikriyle, İşârâtü’l-İ’câz’ın tab’ı için kâğıdını vererek, müellifinin harbdeki mücahedatı takdirkârâne yâd” 5 etmiş. 

İttihâd ve Terakkî’nin Bediüzzaman tarafından eleştirilen yönleri “istibdatçı” (Herkesin şevkini kıran ve neşesini kaçıran ve ağraz ve hiss-i taraftarlığı uyandıran ve sebeb-i tefrika olan cemiyat-ı avamiyeyi teşkiline sebebiyet veren, meşrûtiyetü’l-isim ve müstebidü’l-mana olan, “İttihâd ve Terakkî” ismini de lekedâr eden (Haşiye) 6 buradaki şube-yi hafiyeye muhalefet ettim. Herkesin bir fikri var. Ben de hürüm. 7) uygulamaları, “dinde laubalilikleri” (Görülmüyor mu ki, İttihâdçılar o kadar harika azm-ü sebat ve fedakârlıklarıyla, hattâ İslâm’ın şu intibâhına da bir sebep oldukları halde, bir derece dinde lâübâlilik tavrını gösterdikleri için, dahildeki milletten nefret ve tezyif gördüler.) ve özellikle Cemiyet’in “İstanbul şubesi”nin uygulamalarıdır. Cemiyetin bu olumsuz uygulamalarını, “İttihâdçıların bozuk kısmının cinayetleri” olarak niteleyen Bediüzzaman, cemiyetin bütün mensuplarını bu olumsuzluklardan sorumlu tutmak istememiştir. Bediüzzaman, İttihâdçıların azim ve sebatlarıyla “İslâm’ın şu intibahı”na sebep oldukları halde, dinde lâkaytlıklarından dolayı milletin nefretini kazandıklarını belirtir. Hatta İslâm dünyasının İttihâdçılara sempatisini de dindeki lâkaytlıklarını bilmemelerine bağlar. 31 Mart Olayı’ndan itibaren yönetimde çeşitli derecelerde etkisi olan bu parti, I. Dünya Savaşı sonuna doğru ciddî saldırılara maruz kaldığında, Bediüzzaman “vasat” tutumunu ortaya koyar. Bu konuda, “İttihâda şedit bir muarızdın. Neden şimdi sükût ediyorsun?” şeklindeki bir soruya şöyle cevap verir: “Dedim: “Düşmanların onlara şiddet-i hücumundan. Düşmanın hedef-i hücumu, onların hasenesi olan azim ve sebattır ve İslâmiyet düşmanına vasıta-i tesmim olmaktan feragatıdır.” 8

Netice olarak Bediüzzaman “Eyyühe’l-eşraf! Biz size hizmet ettiğimiz gibi, siz de bize hizmet ediniz. Yoksa, ey bize vesayete muhtaç çocuk nazarıyla bakan ehl-i hükûmet, size itaat ettiğimiz gibi, saâdetimizi temin ediniz. Ve illâ, ey Kürt ve Türkün cemiyyet-i milliye vazifesini bilistihkak omuzunuza alan eski İttihâd ve Terakkî! İyi ettiniz mezcettiniz. İyi etseniz iyi; ve illâ “Emanetleri ehline verin.” 9 ifadeleriyle İttihâd ve Terakkî’nin müsbet icraatlerini takdir ettiği gibi, onlara her daim yol gösterici ikazlar da yapmıştır.

“Hürriyet ilânıyla ve Otuz Bir Mart vakıasındaki hizmetlerime İttihâd-Terakkî hükümetinin nazar-ı dikkatini celbettim. 10 diyen Bediüzzaman’ın yapmış olduğu bu çok kıymetli hizmetlerini “İttihâd-Terakkî hükümetindeki vatanperverler dahi tasdik etmişler.” 11 Divan-ı Harb-i Örfi’de irtica’ ittihamına ve uygulanan şiddetli istibdad uygulamalarına karşı: “Eğer Meşrûtiyet, İttihâd ve Terakkî partisinin istibdadından ibaret ise, bütün dünya şahid olsun ki ben mürteciim” diyen, darağaçlarına beş para ehemmiyet vermeyen” 12 Bediüzzaman, hayatı boyunca istibdada şiddetli muhalefet etti. Herkese yol gösterir, problemlere çözüm üretir ve asayişin faydasına, memleketin hayrına olan vazifelere bigâne kalmazdı.

Dipnotlar:

1- Adaletin tevziinde adalet olmazsa zulüm görünür. Bir hatır için bin hatır kırılmaz. Şiddet ayrı, hamiyet ayrıdır. Bir hod-pesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder, belki mecbur eder.

2- https://risale.online/soru-cevap/ustad-hazretleri-ve-ittihad-terakki

3- Eski Said Dönemi Eserleri (Münâzarât), 2013, s. 255.

4- https://risale.online/soru-cevap/ustad-hazretleri-ve-ittihad-terakki

5- Şuâlar, 2013, s. 721.

6- Haşiye: Maksat, 11 Temmuz evvelki İttihad ve Terakki’dir. Ondan sonrakiler değildir.

7- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfi), 2013, s. 136.

8- Eski Said Dönemi Eserleri (Sünûhat), 2013, s. 498.

9- Eski Said Dönemi Eserleri (Münâzarât), 2013, s. 295.

10- Şuâlar, 2013, s. 782.

11- Müdafaalar, Afyon Mahkemesi Talebe Müdafaaları, Hüsrev Altınbaşak.

12- Müdafaalar, Isparta Mahkemesi [1956] ( Emirdağ C.M.U.si eliyle, Isparta Sorgu Hâkimliğine! Isparta C. Müdde-i Umumisinin 25.3.956 tarih ve 311 sayılı).

Okunma Sayısı: 1226
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • kainat

    6.7.2021 21:40:47

    Abdülbakî kardeşim tebrik ederim. harika bir yorum.

  • Ali

    5.7.2021 10:59:26

    Dengeli ve tutarlı bir değerlendirme

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı