Suriye’deki gelişmeler, SDG merkezli senaryoları kısa sürede boşa çıkarırken, Türkiye’deki çözüm sürecinin kırılganlığını da ortaya koydu.
Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu, Suriye’de SDG merkezinde yaşanan son gelişmelerin, hem sahadaki dengeleri, hem de uzun süredir üretilen senaryoları altüst ettiğini yazdı. Karaalioğlu’na göre birkaç gün içinde yaşananlar, bölgeye dair yapılan analizlerin büyük bölümünü geçersiz kıldı. Karaalioğlu, SDG içindeki yapının hızla çözüldüğünü belirterek, “İçinde YPG’nin bulunduğu ama birçok Arap aşiret ve grubuyla hacim kazanmış olan büyük bir koalisyonu dağıttı. Sadece YPG kaldı” ifadelerini kullandı. YPG’nin, Kürtlerin yaşadığı bölgelerle sınırlı bir alana çekilmek zorunda kaldığını vurguladı. Ve onlar da eğer anlaşma son anda bir kez daha bozulmazsa Kürtlerin yaşadığı bölgelerle sınırlı bir alana çekilmiş oldular” dedi.
Kürtler açısından yeni dönem
Suriye yönetiminin otoritesini pekiştirdiğine dikkat çeken Karaalioğlu, yaşanan sürecin Suriyeli Kürtler açısından önemli kazanımlar doğurduğunu ifade ederek, “Vatandaşlık, kimlik, dil ve eğitim haklarını kazandılar. Böylelikle Suriye’de Kürt varlığını inkâr dönemi yeni Cumhurbaşkanı Şara ile birlikte resmen bitmiş oldu” dedi. Ayrıca Kürtler için valilik, bakan yardımcılığı ve merkezî yönetimde üst düzey bürokratik görev kontenjanları açıldığını hatırlattı.
Büyük hayal kırıklığı
Karaalioğlu’na göre YPG/SDG açısından belirleyici olan ise ABD tarafından yalnız bırakılmaları oldu. Karaalioğlu, SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’nı reddederken, daha zayıf 18 Ocak anlaşmasına razı kaldığını aktardı. Karaalioğlu, SDG’ye atfedilen güçle ortaya çıkan tablo arasındaki uçuruma dikkat çekerek, “Ne sahada askerî bir güç ve direnç ne ABD desteği ne de İsrail’e atfedilen büyük oyun kuruculuk” kaldığını vurguladı.

Çözüm süreci için kritik eşik
Türkiye açısından asıl meselenin çözüm sürecinde duygusal bir kırılmayı önlemek olduğunu ifade eden Karaalioğlu, “Ankara’nın sadece ülke içindekiler değil bölgedeki bütün Kürtler için himayeci olması yeni aşamayı yönetmenin olmazsa olmaz şartıdır. Ve elbette süreci hızlandırmanın, mesaiyi artırmanın da zamanıdır. Ne kadar uzarsa o kadar risk olacağını biliyoruz artık. Ne son yaşananlar ne de PKK ya da SDG’nin gerilemesi tek başına başarı değildir. Başarı ve zafer sürecin mutlak bir çözümle tamamlanmasıdır. Çözüm de herkesin kendisini iyi hissedeceği ve ortak bir gelecek duygusu taşıyacağı bir noktaya ulaşmaktır” dedi.
Haber Merkezi