Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 24 Mayıs 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

İsmail BERK

Merkez, uzlaşma ve demokratikleşme



Hükümet, AB süreciyle birlikte demokratikleşme rüzgârını arkasına alıp, kararlı bazı adımlar atıp, uluslararası dinamiklerle yoğun temaslarının sonucunu almışken, son iki yılda bu gidişâtı yavaşlattı.

Ulusalcı dalgadan, cenah-ı askeriyenin tepkili halinden ve kendince çantada keklik gördüğü cumhurbaşkanlığı seçimlerini rahat kotarma planından olsa gerek, AB gayretleri tavsadı.

Son bir yılda ise, tamamen iç politikaya dönük seçmen selâmları öne çıktı, milliyetçi eğilimleri arkasına almaya çalıştı. Bu yüzden, Başbakan Avrupa’ya karşı üslûbunu sertleştirdi. Onların yanlış beyanlarına fazlasıyla atıf yaptı. Ana gündem arada kaynadı. AB ülkelerine kafa tutacak bir restleşmeye kadar işi ilerletti.

Bir soğukluk olduğu muhakkak. Ayrıca eskisi gibi sıcak diyaloglar ve diplomasi turları da azaldı. Daha çok, ABD’nin ihtiyaç duyduğu Ortadoğu diyaloglarında üstümüze vazife olmayan taleplerin iletişiminden sorumlu tutulduk.

Doğru başlanan ve hızlı ilerlenen AB gündemi, doğru reformlarla başladı. Ancak arkası gelmedi. Demokrasinin temellerini kuvvetlendirmeyen, bireyin haklarını bugüne kadar yaşadığımız saldırılardan ve ideolojik saplantılardan koruyamayan bir sistemin içinde siyaset yapma alışkanlığının verdiği rehavet, ne yazık ki, demokratik açılımları kısıtladı.

Hükümet, şüphesiz malî ve sosyal bir çok düzenlemeye imza attı. Kendince reformlar yaptı. 2001 krizinin artçı etkilerini azalttı.

İnsafla bir şey söylemek gerekirse, köklü dönüşümlere ve demokratik çerçevenin koruyucu zırhına bizi götürecek ana problemlere sadece dokundu veya etrafında dolaşıp, güreşe hazırlanan pehlivan edasında kaldı.

İyi niyetle yorumlarsak, belki de güreşe soyundu ve hazırdı. Fakat yaşanan süreçler, iki ileri bir geri manevraları nedeniyle, demokratik hak talep eden aydınlara, basına ve dindar kitleler ile AB’den yükselen uyarıcı seslere fazla kulak verdiği söylenemez.

Kendi elleriyle çıkardıkları yeni Türk Ceza Kanununun 301. maddesini niçin çıkardıkları, bu maddenin sonrasında bir çok düşünce insanı için demoklesin kılıcı gibi neden kullanıldığı, toplumu gerdiren cinayetlere ve milliyetçi baskının mahkemelere kadar uzanan nümayişleri ile Ermenilere ve aydınlara karşı yürütülen kampanyalara, cezalara, devlet organlarının ve hükümetin neden sessiz kaldığı hâlâ bir meçhul.

Ayrıca, 301. maddenin değişmesi için büyük bir konsensüs yakalanmasına ve “Değiştireceğiz” denmesine rağmen neden değiştirilemedi? Daha garibi, rolünü yerine getiren bu madde, şimdi yürürlükte olmasına rağmen, neden etkisini kaybetti veya işletilmiyor? Yoksa dönemini mi tamamladı?

Bir başka nokta, YÖK kanunu. Köşesinden kıyısından bile en ufak bir değişiklik yapılmadığı gibi, tam tersine YÖK, hükümete ve Meclise kafa tutan bir siyasî devlet organı gibi çalıştı. Yani daha da içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Sormak lâzım; Yeni açılan 15 üniversiteye rektör atanabildi mi? Fakir çocuklar özel okullara devlet yardımı ile gönderilebildi mi? Kanun metinleri hazırlarken, gözden kaçırılan zayıf noktaları ve hukukî boşlukları giderecek her düzenlemeden sonra yeni bir boşluğun içine düşülmedi mi?

Ya başörtüsü? “Gölge etme, başka ihsan istemem” demeye varan bir noktaya kim getirdi? 1995 öncesi, Türkiye’de başörtüsü problemi aşılmamış mıydı? Hem de SHP’nin ortak olduğu bir dönemde DYP ile sağlanan konsensüs ile üniversiteler dahil hem öğrenci, hem de kamu görevlisi başörtülü binlerce insan okuyup çalışmıyor muydu? O günleri bizzat yönetici olarak müşahede eden biri olarak soruyorum bunları.

Sonra ne oldu? “Daha dindarı gelsin.” “Daha iyi kalplisi gelsin.” “Benim gibi giyinen, benim gibi düşünen, benim gibi yaşayan ve benin arzularımla özdeş bir profil siyasete taşınsın” hevesi, saf kitleleri ve masum insanlarımızı maneviyat ve muhafazakârlık noktasında etkilemeye başladı. Merkezin hataları ve zaafiyetleri de üstüne binince evine küsen sağduyulu vatandaş komşuya gitti. Ancak büyük evin tadını ve genişliğini, komşu veremedi. Türkiye’de ortak nokta aramak, kendi doğrularımızı dayatmaktan önce gelir.

Geriyoruz geriliyoruz? Diyeceksiniz ki, hırsızın hiç mi suçu yok.?

Zaten ana suçlu o. Ancak bu suçunu örtmek için, kendisine şakadan kabadaylık yapan bir figürü de bizim üzerimizden koymuş. Ve her defasında biz kaybediyoruz.

Öyleyse akl-ı selimle ve taşkınlık psikolojisinden kurtularak son 87 yılın serencamı ile büyük fotoğrafın karelerine yarleşen siyasî tecrübe ile önümüze bakalım.

Çarpıştırmadan, menfilerin ekmeğine yağ sürmeden ve bloklaşmayı başka bir mahfile ve sıkıntıya taşımadan demokratik sağduyu ile herkes aslına rücu etmeli.

Merkez yeniden inşa olurken, geçiş sancıları ve dağınık görüntüler normaldir. Daha geniş zaviyeden bakmak gerek.

Milletçe uzlaşma, merkezle olur. Uzlaşma demokratik refleksleri ve hürriyetçi parlamenter sistemi güçlendirir.

24.05.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (23.05.2007) - Orta sınıfa orta yol

  (22.05.2007) - Mitinglerle cumhuriyeti öğrenmek

  (21.05.2007) - Siyaset ve menfaat ilişkisi

  (20.05.2007) - Dün gençlik bayramıydı

  (17.05.2007) - Darbe yerine miting yapmak

  (16.05.2007) - Karadeniz Ereğli

  (15.05.2007) - 57 yıl öncesinden

  (14.05.2007) - Şefkatin anası- 2

  (13.05.2007) - Şefkatin anası-1

  (10.05.2007) - Avrupa günü vesilesiyle

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004