"Gerçekten" haber verir 21 Ekim 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Süleyman KÖSMENE

Dâbbetü'l-arz üzerine-1



Ankara/Sincan’danŞabanSivri: “Kıyamet alâmetlerinden olan Dabbetülarz hakında bilgi verir misiniz? Nedir? Ne değildir? Kur’ân’da, hadislerde ve Risâle-i Nur’da bu mesele nasıl işlenmiştir?”

Dabbetü’l-arz meselesini incelemeden önce, teklif sırrı gerçeğini açıklamamız lâzım. Teklif sırrı; teklifin ve kabulün, tamamen hür iradeye bağlı olarak yapılması esasıdır ve bu esas bütün hak dinlerde korunmuştur. Yani Cenâb-ı Hak dinini tüm insanlığa teklif eder. Bunun için peygamberlerini tebliğci olarak gönderir. Peygamberler delil ve burhan gösterirler, dinin hakkaniyetini ve doğruluğunu ispat ederler, fakat kabulü, imanı ve teslimi insanların kendi iradelerine bırakırlar. İnsanlığa dini kabul hususunda icbar ve zor kullanmazlar. Çünkü esas olan içten kabuldür, hasbî imandır, samimiyetle teslimiyettir. Bir takım kehanetlere dayalı bir teslimiyet, makbul ve muteber değildir.

Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretlerinin de ifade ettiği gibi, gelecekle ilgili haberler müteşâbih, örtülü, kapalı, yoruma açık ve doğru yorumlamaya muhtaç bir üslup içinde bildirilmiştir. Çünkü bunlar nihayet nazarî meselelerdir, teferruâttır. Böyle teferruât meseleleri apaçık cümlelerle bildirilmez; şayet bildirilmişse, bildirildiği gibi çıkacağı beklenmez. O açık ifadelerin, bir takım gaybî haberleri insanların zihinlerine yaklaştırmak için birer temsil ve teşbih olmak üzere söylendiği düşünülür ve teklif sırrına uygun biçimde tevil edilir. Hakikati ise Allah’ın ilmine ve iradesine bırakılır. İlmin ve realitelerin izzeti bunu gerektirir.1

Bir defa Kur’ân, yeryüzünün yürüyen tüm canlılarına “dâbbe” diyor. Kanaatimce, önce şu dâbbe kelimesinin gizeminden ve esrarından bir kurtulmamız lâzım. İşte örnekler:

* “...Allah’ın gökten indirip yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü dâbbeyi (canlıyı) yeryüzünde yaymasında, rüzgârları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için (Allah’ın kudretini gösteren) deliller vardır.”2

* “Yerde yürüyen dâbbeler (canlılar) ve kanatlarıyla uçan kuşlardan ne varsa, hepsi ancak sizin emsaliniz topluluklardır (türlerdir).”3

* “Yeryüzünde yaşayan hiçbir dâbbe (canlı) yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın!”4

* “Hiçbir dâbbe (canlı) yoktur ki Allah ona el koymamış olsun!”5

* “Göklerde ve yerde dâbbe (canlı) ve melek adına ne varsa hepsi büyüklük taslamaksızın Allah’a secde ederler.” (Dikkat: Secde âyetidir)6

* “Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde tek bir dâbbe (canlı) bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler, ne de öne alabilirler.”7

* “Nice dâbbeler (canlılar) vardır ki, rızklarını kendileri elde edemezler. Onların da, sizin de rızıklarınızı Allah verir. Allah işitir ve bilir.”8

* “Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koymuş ve orada her türlü dâbbeyi (canlıyı) yaymıştır. Gökten su indirip orada bitkileri çifti çift (erkekli dişili) faydalı bir biçimde yarattık.”9

* “Gökleri, yeri ve o ikisinde yaydığı her bir dâbbeyi (canlıyı) yaratması Allah’ın varlığının delillerindendir. O dileyince bunları bir araya toplamaya da kadirdir.”10

* “Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve her bir dâbbenin (canlının) yeryüzünde yayılmasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.”11

Bu örnekleri, Kur’ân’ın canlılar için çok sık kullandığı “dâbbe” kelimesinin gizeminden kurtulmamızın sağlıklı muhakeme etmemizde daha çok işe yarayacağını düşünerek zikrettik.

İnşaallah yarın devam edeceğiz.

Dipnotlar:

1- Saîd Nursî, Şuâlar, s. 498

2- Bakara Sûresi, 2/164

3- En’âm Sûresi, 6/38

4- Hûd Sûresi, 11/6

5- Hûd Sûresi, 11/56

6- Nahl Sûresi, 16/49

7- Nahl Sûresi, 16/61; Kezâ bakınız: Fâtır Sûresi, 35/45

8- Ankebût Sûresi, 29/60

9- Lokman Sûresi, 31/10

10- Şûrâ Sûresi, 42/29

11- Câsiye Sûresi, 45/4x

21.10.2008

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (20.10.2008) - Vahdetü'l-Vücud mesleği üzerine

  (19.10.2008) - Zemahşerî üzerine

  (18.10.2008) - Kader’den atılan taşlar

  (17.10.2008) - Faiz ve İlâhî azap

  (16.10.2008) - Ezanı dinleme âdâbı

  (15.10.2008) - Sünnette iktisat etmek 2

  (14.10.2008) - Sünnette iktisat etmek 1

  (13.10.2008) - Allah'ın yaratması üzerine bir hikmet arayışı

  (12.10.2008) - Sadaka ve ecelin geciktirilmesi

  (11.10.2008) - Ruhlar, kendi aralarında konuşurlar mı?

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır