"Gerçekten" haber verir 24 Ekim 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Nejat EREN

İnkişaf eden hizmetler ve gençler



Mensup olmakla iftihar ettiğimiz şu mukaddes nur dâvâsının aciz birer müntesibi olarak Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek yine de azdır. Geçen hafta, vazifeli olduğumuz bu kudsî dâvâmızda üzerimize terettüp eden sorumlulukları ve vazifeleri yerine getirmek ve geçmiş bayram tebriklerini kaza etmek için Ankara, İstanbul ziyaretleriyle geçti.

Fırsattan istifade haftanın son gününde de–yapılan dâvet üzerine—İzmit ilimizin Bahçecik beldesindeki bir derse iştirak etmekle hitama erdi.

Kalp ve gönüllerimize ufuk açacağını, mânevî zevkleri paylaşmanın bizim için bir vefa borcu olduğunun idraki içinde, çok faydalı ve semeredar geçen bu önemli seyahatin bazı bölümlerini hizmetlerimize katkısı olacağı düşüncesiyle dostlarla paylaşmak istedim.

İlk dikkat çekici tesbit olarak, Antalya-Ankara uçağında bir grup milletvekili, siyasî, belediye başkanı ve bürokratların içinde olmam dolayısıyla, bir bürokratın diğer ulusal gazeteleri bir müddet okuyup inceledikten sonra, gazetemizi benden isteyerek okuduktan sonra: “Bu oldukça ciddî, ağırlıklı ve farklı bir gazeteymiş” demesinin altını çizmem gerek.

Ankara’da kaldığım üç gün içerisinde hizmet merkezlerimizde, kısa bir zaman diliminde de olsa, mülâki olup sohbet edebildiğimiz hizmet ehli kardeşlerimizin samimiyet ve gayretleri, bilhassa da talebe hizmetlerine yönelik çalışmaları takdire şayandı.

Mayıs ayında düğününe iştirak ettiğim manevî evlâdım yerindeki bir kardeşimizin ısrarı ile kahvaltıya dâvet edilmem dolayısıyla gittiğim evinde, benim gelmemi fırsat bilerek ve tanıştırmak gayesiyle dâvet ettiği, nurlarla yeni tanışan genç esnaf bir kardeşimizin, geçmiş hayatından kısaca anlattığı hidayete eriş hikâyesi hepimizin topluma karşı olan sorumluluklarımızı hatırlatması bakımından derinden derine düşündürecek ibret levhalarıyla doluydu. Bulundukları semtte bir grup genç bu mânâda şimdilik haftada bir de olsa bir araya gelerek bataklığa düşen gençlerin kurtuluş çarelerini manevî mû’cizevî reçete konumundaki Risâle-i Nurlardan arıyor olması önemli bir noktaydı. Bu gayretleri tebrik ediyor, halkanın ve gayretlerin artarak devam etmesini temenni ediyoruz.

Ankara-İstanbul otobüs seyahatimizde otobüs muâvini elimizdeki Yeni Asya’ları görünce bize yaklaşarak: “Okuyucu ağabeyler, okuyun Yeni Asyaları!” tesbiti, şakası ve takılması bir anda dikkatleri çekmeye yetti. Kendisine: “Bu akşam İzmit’te ders var. Ben otobanda nerde inmeliyim? İndirebilir misin?” diye şakadan takılınca: “Ağabey vallahi benim elimde olsa bu otobüsle seni ders yapılan kapının önüne bırakırım. Ama bizim kaptan biraz farklı!” ifadesi ne kadar samimiyet kokuyordu. Bu samimiyetinden dolayı tebrik ve teşekkür ettim. İhtiyaç molası için durulan mekâna yaklaşırken yanımdaki ağabeyle akşam namazı vaktinin ne zaman girdiğini müzakere ederken ön koltukta bulunan ve bizim bu konuşmalarımızı dinleyen tesettürsüz genç bayanın bize dönerek: “Namaz vakti kaçta giriyor?” sorusuna gerekli cevabı verdim. Ama bu soru karşısında bir an hafifçe—müsbet mânâda—irkildiğimi ve de ne kadar sevindiğimi de ifade etmek isterim. Görünüşe aldanmamalı. Türkiye nereden nereye geldi Elhamdülillâh!

İstanbul Yeni Asya Vakfı’nda geçirdiğimiz iki gün içerisinde genç ve umut dolu, nazik, kibar, gayretli gençlerin,—diğer konulardaki yoğunluğumuz sebebiyle—hissiyat, düşünce, hizmet ve projelerini dinleyememenin ıztırabını kalbimde hissettim. İnşallah ileriki seyahatlerimizde bunu telâfi ederiz.

Gazetemiz bünyesindeki bütün birimlerin fedakârca çalışma gayretlerini bir defa daha gördüm. İdarecilerin bilhassa dünyayı saran “küresel ekonomik krizden” en az derecede etkilenecek şekilde yoğun bir toplantı ve gayretin ve karşı tedbirlerin alınmasına yönelik çalışmalarını hissettim. Sorumlu kişilerin sağlam duruşlarını gördüm.

Son günümüzde daha önce telefonla irtibat kurduğumuz İzmit’teki dostlarımızdan Bahçecik semtinde “gençlerin ağırlıklı” olacağı bir müzakereli ders programının olacağını bildiğim için onlara katılmak üzere İzmit’e gittim. Daha önce de iki defa ziyaret edip samimî ve halis derslerin yapıldığı bu çok güzel ve maddî-manevî havası hoş olan dershanemize ulaştığım zaman dinamik, genç bir kardeşimizin kürsüde “İhlâs Risâlesini” okuduğunu ve odayı hınca hınç dolduran her yaştan “hadimlerin” birlikte konuları mütalâa ve müzakere etmeleri, gençlerin şahane yorum ve ifadeleri karşısında büyük keyf almamak mümkün değildi.

İzmit’in yanında Gebze gibi diğer beldelerden gelen bu dinamik “Genç Saidler” tâbir yerinde ise “direksiyonda, kaptan köşkündeydiler.” Rutin hizmetleri bu defa “ağabeyler” icra ediyorlardı. Hep birlikte “kudsî hakikatlere” teslim oluşun saadetini ve yükümlülüğünü birlikte ve münavebeli olarak paylaşıyorlardı. Bu manzaraya hayran olmamak mümkün değildi. Çünkü gençler kürsünün de, müzakerenin de hakkını veriyorlardı. Yani çok şükür ki gençler bu liyakati kazandıklarını icraat ve yorumlarıyla gösteriyorlardı. Hepsi aktif, hepsi katılımcı, hepsi dikkatlice, yapılan sohbete hissî, aklî, kalbî, fiilî olarak bizzat katılıyorlardı. Bir genç kardeşimin “İhlâs Risâlesini daha fazla, daha da fazla okumayı istemek ‘aç gözlülüğe’ girmez!” tesbiti; aynı kardeşimizin “İhlâs Risâlesi on beş günde bir değil, günde on beş defa okunmalıdır!” ifadesi yapılan müzakerelerden alınan dersin en güzel neticesi ve ifadesiydi.

Daralan vaktin bizi zorlamasıyla bize refakat eden bir grup gençle uçağa yetiştirmek için kaptanımız otomobili otobanda son sür'at sürerken benim gönlüm ve hislerim bu heyecan ve hizmet anlayışıyla dopdolu gençlerin verdiği haz ve lezzetle çoktan uçmaya başlamıştı. Uçağı kaçırsam bile bu manevî uçuşla daha çok mesafeleri kat edeceğimin hazzıyla dostlarımızla vedalaştık. Hislerin uçmaya başladığı böyle bir ortamda, bu sanki vedalaşma değil yeni buluşmaların başlangıcıydı. Bilhassa gençlerimizin öne çıkarıldığı bu tür faaliyetlerin her beldemizde tatbik edilip öncelenmesi en büyük amaç ve dileklerimizdendir.

Gençlerimiz, orta yaşlılarımız, ihtiyarlarımız, bayanlarımız, baylarımız! Biz ne mutlu ve bahtiyar bir camiâyız. Bunun kıymetini bilip, birlik, sadakat, ihlâs, uhuvvet, tesanüd ve gayretlerimizin artması dilek ve temennisiyle.

24.10.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (17.10.2008) - TARİHİN ENGİN SULARINDA GÖNÜL DENİZİNDEN DALGALAR

  (10.10.2008) - Nur talebelerinin özellikleri

  (02.10.2008) - Bayram sevinci ve duâ

  (26.09.2008) - Rahmetin taştığı anlar

  (21.09.2008) - Zor zaman ve şartları aşmanın yolları

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır