"Gerçekten" haber verir 02 Ocak 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Ali FERŞADOĞLU

İman, tevekkül ve terakkî



Ekonomik krizin asıl sebebi, tevekkül ve kanaat krizi değil mi? Tevekkül ve kanaati yanlış anlama krizidir ekonomik krizi doğuran! Tevekkül nedir, çalışmak nedir, kanaat nedir; aralarındaki irtibat nedir?

Tevekkül, sonsuz isim ve sıfatlar Sahibi Kadîr-i Mutlak’a güvenmektir. Dolayısıyla direkt iman ve ekonomi ile de ilgili. Daha açık bir ifadeyle, mü’min, İslâma lâyık tevekkülü yaptığı nisbette ilerler, yükselir, zenginleşir.

İslâm âleminin maddî yönden geri kalmasının sebeplerinden birisi, tevekkülün yanlış anlaşılması ve tembellik döşeğine düşülmesidir. Tevekkül nedir; mü’min nasıl tevekkül etmeli; tevekkülün iman, kader ve dolayısıyla ekonomiyle ne gibi bağlantıları vardır?

Tevekkül ile tembellik arasında ince bir perde var, birbiriyle karıştırmamalı. Dünya hayatının her safhasında sebeplere müracaat edip gerekli şartları yerine getirdikten sonra neticeyi Müsebbibü’l-Esbâb olan Sani-i Hakîm’den beklemeye tevekkül denir. Bunun aksi tembelliktir.

Bediüzzaman’ın orijinal ifadesiyle, “Tertib-i mukaddematta tefvîz tembelliktir; terettüb-ü neticede tevekküldür” 1 şeklinde vecizeleşmiştir. Yani, çalışma yapmadan, İlâhî kanunlara, sünnetullaha, sebeplere müracaat etmeden işi Allah’a havale etmek tevekkül değil, tembelliktir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın tabiata, fıtrata koyduğu kanunlara sebeplere müracaat ettikten; gerekli şartları yerine getirdikten sonra sonucu Allah’tan beklemek tevekküldür. Kâinattaki düzen, kanunlar ve hikmet, sebeplere uymayı gerektirir.

Şu halde tevekkül, Allah’a imân derecesine göre kuvvet kazanır. Kadere imân, tevekkül neticesidir. Kur’ân’da pek çok kere, “Sen, ezelî ve ebedî hayat sahibi olan ve kendisine ölüm asla ârız olmayan Allah’a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et” 2 meâlinde pek çok kere tekrar edilir. Burada hassasiyet gösterilmesi gereken husus şudur:

Sebepleri reddetmek gerekmediği gibi, sonuçları onlara bağlamak da doğru değildir. Onlar tesir sahibi değil, sadece bir perdedir. Öyle ise, tesir sahibinin Allah olduğunu, ama onlara da müracaat etmenin farz olduğunu bilmek gerekir.

Dolayısıyla tevekkül, direkt olarak Allah’a, kadere imanla bağlantılı. İman ne kadar güçlü ise, tevekkül de o derece isabetli bilinecek ve onun sonucu da pratik hayata doğru olarak yansıyacaktır.

***

Jack’ın hikâyesi, tevekkül ile tevekkülsüzlüğü ne güzel anlatır: Dik bir yamacın kenarından yürürken kayar ve derin uçuruma açılan kayaların arasındaki sıkışmış bir dala yapışır.

‘İmdaat! İmdaaat! Yukarıda kimse var mı? İmdaaat, yardım edin...’ diye bağırmasına rağmen kimse onu duymaz. Tam vazgeçmek üzeredir ki, hatiften bir ses duyar:

“Ben senin Rabbinim Jack. Ben her yerdeyim.”

“Rabbim, Allah’ım lütfen yardım et. Sana söz veriyorum beni buradan kurtarırsan artık günah işlemeyeceğim. Çok iyi bir insan olacağım ve hayatımın sonuna kadar sana hizmet edeceğim. Allah’ım ne istersen yaparım, ne yapmam gerekir?”

“Dalı bırak gitsin!”

“Nasıl?”

“Bırak dalı gitsin dedim Jack. Güven bana. Bırak gitsin!” Uzun bir sessizlikten sonra Jack:

“İmdaat! İmdaat! Yukarıda başka kimse yok mu?”3

İşte kimi zaman kendimizi Jack gibi hissettiğimiz ve bizden istenenleri yapmadığımız anlar tevekkülsüzlüğümüzdür…

Dipnotlar:

1- Mektûbât, s. 461; 2- Kur’ân, Furkan 58, Şuarâ 217, Neml 79, Ahzâb 3, Ahzâb 48, Teğabûn 13; 3- Çeviren/Cemal Karabel/Karakalem/28.01.2004.

02.01.2009

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.01.2009) - Batı medeniyeti çöküşe mi gidiyor?

  (04.01.2009) - İsveç, Norveç'ten sonra darısı Türkiye'nin başına

  (03.01.2009) - Tevekkülün kazandırdığı güç

  (02.01.2009) - İman, tevekkül ve terakkî

  (01.01.2009) - İslâm ekonomisi, Esmâ-i Hüsnâ’ya endeksli

  (31.12.2008) - Saldırgan İsrail’in nevrotik yapısı

  (30.12.2008) - Kriz, çalışma şevkiyle aşılır

  (29.12.2008) - İmtihan, tekâmül ve çalışma

  (27.12.2008) - Ekonomik krizi aşma ve kalkınma imâna bağlı

  (25.12.2008) - Şiddete değil, şefkate dayalı cihad-ı mânevî

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır