"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur’un dershanesi genişliyor

Ali VAPURLU
22 Ekim 2014, Çarşamba 00:01
1990 yılında başlayıp, 2000 yılına kadar 10 sene devam ettiğimiz Bediüzzaman Mevlidlerini, 14 senelik bir aradan sonra, Kocatepe Camii’nde yeniden idrak edebilmeyi bizlere nasip eden Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.

Başta Fahr-i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed (asm) olmak üzere, bütün Peygamberlerin, Ashab-ı Kirâmın, Evliyâullahın, Şehitlerimizin, bütün Ehl-i imanın ve hususan çağımızın büyük İslâm âlimi ve müceddidi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin mübarek ruhlarına ithaf edilmek üzere okunan Hatm-i Şeriflerin ve Mevlid-i Şerifin dergâh-ı İlâhiyede ahsen-i kabul ile makbul olmasını Rahmet-i İlâhiye’den niyaz ediyorum.
“Bu zamanda hizmet-i imaniye, her tarafta ilânâtla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celp etmekle olur. En ziyade muannit veya muhtaç olanlar onu bulur, imanını kurtarır ve inadı kırılır, tehlikelerden kurtulur ve Nur’un dershanesi genişlenir” buyuran Bediüzzaman Hazretlerinin tavsiyelerini dikkate alarak; Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın bu asrın idrakına uygun, ilham-ı İlâhî ve sünuhat-ı kalbiye ile yazdırılmış ve zamanımızın manevî hastalıklarına deva olan Risale-i Nur Külliyatı, bugün 60’a yakın dile tercüme edilerek, ilânâtını ve neşriyatını dünya çapında gerçekleştirdiği gibi, okutulan mevlidler ve yapılan sair programlarla da nice muhtaç ve müştak gönüllerin imanlarının kurtulmasına vesile olduğunu ve böylelikle nurun dershanesinin genişlediğini düşünüyorum.
“Bir tek maksat için bir tek vazifede bulunanlar, birbirinin aynı hükmündedirler.” “Biri şarkta, biri garpta, biri mazide, biri müstakbelde, biri dünyada, biri ahirette olsa da beraber sayılabilirler ve sohbet edebilirler” hakikatlarından hareketle gerçekleştirilen bu kabil mevlid programlarımızın;    
“Milliyetimiz bir vücuddur, ruhu İslâmiyet, aklı iman ve Kur’ân’dır” prensibine uygun, müsbet milliyet anlayışını esas alarak; “İnneme’l-mü’minûne ihvetun” (Mü’minler ancak kardeştir) âyetinin gereği olarak, “Biz muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yoktur” düsturunu kendine şiar edinenlerin; müfritane irtibat ederek, birbirleriyle kucaklaşmalarına, şevk alıp şevk vermelerine bir vesile olduğu kanaatindeyim.
“Bu zamanın en büyük bir farz vazifesi olan ittihad-ı İslâm”ın gerçekleştirilememiş olmasının bir neticesi olarak, memleketimizde ve İslâm âleminde cereyan eden elim ve üzücü hadiselerden gerekli dersleri alıp, bunların tekerrür etmemesi için Bediüzzaman Hazretlerinin ortaya koyduğu şu tesbitlerin son derece ehemmiyetli olduğunu görmekteyiz. Şöyle ki:
- “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-i İlâhiye’ye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.”
- “Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. Bu zamanda dahil ve hariçteki cihad-ı manevideki fark pek azimdir.”
- “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı; marifet, san’at ve ittifak silâhıyla cihad edeceğiz.”
Bu hakikatleri göz önünde bulundurup her zamankinden daha fazla saflarımızı sıklaştırarak, dahili ve harici fitne ve fesad odaklarının oyunlarına gelmeden ve tuzaklarına düşmeden, birliğimizi ve beraberliğimizi koruyarak, memleketimizin ve milletimizin müsbet iman ve Kur’ân hizmetlerini tehdit eden tehlikelere karşı her zamankinden daha fazla dikkatli ve duyarlı olmalıyız.
“Bu millet kurtuluş için her türlü yola başvuracak ve her yolu deneyecek, fakat Risale-i Nur’dan başka çare bulamayacaktır” diyen Bediüzzaman Hazretlerinin bu beyanını dikkate alarak; bundan böyle halledilmesi gereken bütün meselelerimizde ve problemlerimizde müracaat edeceğimiz yegâne merciimiz Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın bu zamandaki bir tefsir-i manevîsi olan Risale-i Nur Külliyatı’dır. Aynı zamanda ihlâs ve tesanüdü netice verdiren haklı şûrâlarımızın işletilmesidir. Onun (meşveretimizin) üstadlığına ve aldığı kararlara sadakatle kanaat ederek kabul etmekliğimiz hem memleketimizin hem de âlem-i İslâmın bütün sıkıntı ve tereddütlerini ortadan kaldıracağı gibi aramızdaki tesanüdü, uhuvvet ve muhabbeti tesis ve temin edecek yegâne âmil olduğu inancındayım.
Bununla beraber Kur’ân-ı Kerîm’de “Ve şavirhüm fi’l-emr” (Ve işlerde onlarla istişare et), “Ve emruhum şûrâ beynehüm” (Onların aralarındaki işleri istişare iledir) âyet-i kerimelerinin günümüzdeki tezahürü olarak:
“Asyanın bahtının miftahı meşveret ve şûrâdır” buyuran Bediüzzaman Hazretlerinin şu gelen duâlarının fevkalâde anlamlı olduğunu düşünüyorum:
“Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itap ve nefret, heva ve hevese tabi olanlara olsun. Selâm ve selâmet, Hüdaya tabi olanlar üstüne olsun. Âmin...”
Bediüzzaman Hazretlerinin şu müjdeleriyle sözlerimi tamamlamak istiyorum:
“Ümitvâr olunuz, şu istikbâl inkılâbatı içinde en yüksek gür sâdâ, İslâmın sâdâsı olacaktır” ve “İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacak; ve hâkim hakâik-i Kur’aniye ve imaniye olacaktır.”
Bu duygu ve düşünceler ile Mevlid-i Şerifimizin hayırlı ve mübarek olmasını temenni eder, müsbet iman ve Kur’ân hizmetlerimizin küllî ferec ve fütuhatlara vesile olmasını Cenâb-ı Erhamü’r-Rahimîn’den niyaz ederim.

Okunma Sayısı: 2285
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı