"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur Talebeleri siyasete ve idare işine karışmaz

Ali VAPURLU
16 Temmuz 2025, Çarşamba
Bediüzzaman İslâm’a hizmet adına gerek Risale-i Nur camiasının dini siyasete alet eden menfî siyasete girmesine ve gerekse de devletin asayiş kuvvetlerine karşı kalkışma ve darbe anlamındaki fiilî mübarezeye teşebbüs etmesine kesinlikle karşıdır.

Dizi: 15 Temmuz Sürecine Bediüzzaman Penceresinden Bakış - 2
Ali Vapurlu

OHAL İLE HUKUK ASKIYA ALINDI

20 Temmuz’da ilân edilen OHAL kararnâmesi ile siyasetin yargı üzerindeki vesayeti ve demokrasinin sınırlarını zorlayan tasarruflar ve bunların yargı üzerindeki etkileri neticesinde 15 Temmuz yargılamalarında vahim hatalar yapıldı.

Yargı, darbeye fiilen bulaşanların dışındakileri de kapsamak üzere iltisak ve irtibat gibi hukukun temel ilkeleri ile çelişen bir mefhum üretti ve masumiyet karinesi, suçun şahsiliği gibi temel ilkelere aykırı hareket edilmesi ile “Cemaat eşittir terör örgütü” gibi bir hükme varıldı. İnsanların hukuka uygun deliller yerine istihbarî belgelerle mahkûm edildiği ve adaletin hafiyelerin sözleri üzerine bina edildiği bu sürecin sonucu olarak masumları hedef alan zulümler meydana geldi. 

Mevcut siyasî iktidarın teşviki ve körüklemesi ile atılan bu adımlar, darbeye fiilen karışanlardan çok, devlet izni ile açık tutulan bankalarına para yatıran, gazetelerine abone olan, sendikalarına üye olan insanları mesul etmiş ve neticede dehşetli zulümler meydana gelmiştir. 

SUÇUN ŞAHSÎLİĞİ ASIL OLMALI

Hâlbuki Bediüzzaman “Vela teziru vaziratün vizra uhra”  ayetini tefsir ederken; ‘Birisinin hatasıyla başkası mesul olamaz.’ Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa, o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız mânevî günahkâr olup ahirette mesul olur; dünyada değil. Eğer bu kanun-u esasî çabuk düstur-u esasî yapılmazsa, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye iki Harb-i Umumînin gösterdiği tahribâtın emsaliyle, esfel-i sâfilîn olan o vahşî irticaa düşecek”  demektedir.

15 Temmuz Darbe teşebbüsü sonrası yapılan yargılamalarda bu ölçülere dikkat edilmemiş ve kurunun yanında yaşı da yakan bir yargılama süreci neticesinde, fiilen işin içinde olmayan binlerce insan “Ehl-i hükümet ele bakar, kalbe bakmaz”  düsturuna aykırı olarak eza ve cefalara muhatap olmuş; mağdur ve mazlum hâle getirilmiştir. 15 temmuz menhus ve müessif hain darbe teşebbüsü faillerinin ve onların yaptıkları zulümleri nasıl tasvip etmeyip telin etmişsek, aynen öylede bu kalkışma bahane edilerek haksız ve hukuksuz bir şekilde kalkışma ile fiilen hiç bir alakası olmıyan pek çok kişilere yapılan zulümleride tasvip etmemiz mümkün değildir.

HANGİ FİİLLERİMİZ KADERE BU FETVAYI VERDİRDİ?

Bununla beraber Bediüzzaman, “Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir. Hangi fiilinizle kadere fetva verdirdiniz ki, şu musibetle hükmetti? Musibet-i âmme ekseriyetin hatâsına terettüp eder”  demektedir.

O yüzden 15 Temmuz Darbesi’yle hiçbir alâkası olmadığı hâlde, darbe sonrasında hapis, işkence vb. musibetlere maruz kalanların, “Kader-i İlâhî adil olduğuna ve zulmetmeyeceğine göre acaba geçmişte hangi fiil ve davranışlarımızdan dolayı kadere böyle bir musibetle hükmetmesi için fetva verdirdik?” diye düşünmeleri ve kendilerini muhasebeye çekmeleri gerekmektedir. 

Bediüzzaman bu hususa şöyle bir misalle açıklık getirmektedir: “Kader hakikî illetlere bakar, adalet eder. İnsanlar zâhirî gördükleri illetlere hükümlerini bina eder, kaderin ayn-ı adaletinde zulme düşerler. Meselâ, hâkim seni sirkatle mahkûm edip hapsetti. Hâlbuki sen sârık değilsin. Fakat kimse bilmez gizli bir katlin var. İşte, kader-i İlâhî dahi seni o hapisle mahkûm etmiş. Fakat kader, o gizli katlin için mahkûm edip adalet etmiş. Hâkim ise, sen ondan masum olduğun sirkate binaen mahkûm ettiği için zulmetmiştir.” 

Beşer eliyle yapılan zulümlerin arkasında geçmişte işlenen hata ve kusurların payı vardır. Hakikat-i hâlde bu kusurların cezası ahirette görülmesi gerekirken, hak etmediği ve masum olduğu hâlde zulmen hapse atılıp, işkencelere maruz kalan kişilerin uğradıkları bu musibet, geçmişteki kusurlarına kısmen ya da tamamen kefaret olduğu gibi, bazı hususî şahıslar hakkında da ihlâs-ı tammeye ve tezyid-i derecata vesiledir. Zira,“Çok zâhirî musibetler var ki, İlâhî birer ihtar, birer ikazdır. Ve bir kısmı keffâretü’z-zünubdur. Ve bir kısmı, gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektir.” 

NUR TALEBELERİ SİYASETE VE İDARE İŞİNE KARIŞMAMALI

Bununla beraber Bediüzzaman’ın, “Siyasal ve Radikal İslâmcılık” çizgisindeki siyasetli cemaatler ile Risale-i Nur ve Talebelerini temastan men etmesinin hikmetini ve buna karşılık tam bîtarafane kalmalarının gerekliliğini şöylece nazara verdiğini görmekteyiz:

“Risale-i Nur şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükûmetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisâne hizmet-i Kur’ânîye, onlara her şeye bedel, kâfi geliyor.

Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde siyasete girenlerden hiçbir kimse, istiklâliyetini ve ihlâsını muhafaza edemez. Herhâlde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak.

Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile, birinin hatasıyla onun masum çok taraftarlarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa, mağlûp düşecek. Hem dünya için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında Kur’ân’ın hiçbir şeye âlet olmayan kudsî hakikatleri, bir propaganda-i siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek.

Hem milletin her tabakası, muvafıkı ve muhalifi, memuru ve âmisinin o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirtleri, tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş.” 

Mezkûr ifadelerde de görüleceği üzere; Bediüzzaman İslâm’a hizmet adına gerek Risale-i Nur camiasının dini siyasete alet eden menfî siyasete girmesine ve gerekse de devletin asayiş kuvvetlerine karşı kalkışma ve darbe anlamındaki fiilî mübarezeye teşebbüs etmesine kesinlikle karşıdır.

RİSALE-İ NURLAR DÜNYEVΠHİÇBİR ŞEYE ALET EDİLEMEZ

Risale-i Nur, umumun malı olması ve muhalif ve muvafık herkesin bu hakikatlere muhtaç olması sebebiyle, bir tarafa tâbi ve dahil olmamalıdır. Çünkü bir tarafa tâbi ve dahil olmak, iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakmayı gerektirir. Bu durumda Risale-i Nur siyasî bir propaganda malzemesi hâline gelir.

Hâlbuki “İman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost-düşman, derste fark etmez. Hâlbuki siyaset tarafgirliği, bu manayı zedeler, ihlâs kırılır.”  ifadeleri Nur Talebeleri için temel bir esastır. 

ÖNEMLİ BİR ÖLÇÜ: NE HAYDAR AĞA, NE DE HAYDO!

Onun içindir ki Bediüzzaman’ın mezkûr ölçülerinden hareketle, Nur Talebelerinin siyasetli cemaat hüviyetini taşıyan “Siyasal veya Radikal İslâmcılık” anlayışlarına sahip oluşumlara tam bîtarafane olan duruşlarını muhafaza etmeleri gerekmektedir. 

Bediüzzaman’ın ifrat, tefrit ve vasat yaklaşımını ifade etmek üzere kullandığı “Haydar Ağa, Haydo ve Haydar” tabirlerini mezkûr meselenin, daha iyi anlaşılması açısından burada bir kez daha zikretmekte fayda mülâhaza ediyoruz.

Biz geçmişte, AKP veya Gülen Hareketi’nin önde gelen idarecilerinin bazı müsbet icraatları mübalağa ederek, AKP Lideri’ne “Ümmetin Halifesi,” Gülen Hareketi Lideri’ne de “Kâinat İmamı” denilmesini Haydar Ağa yaklaşımı olarak gördüğümüz için tasvip etmiyorduk. 

Bugün de menfaat ve hâkimiyet kavgası yüzünden birbirine düşen veya düşürülen bu iki cereyanın, birbirlerini tahkir ve tezyif için söyledikleri, Asrın Deccal’i ve Süfyan’ı gibi tekfire varan Haydo anlamındaki yaklaşımlarını da doğru bulmuyor ve iştirak etmiyoruz.

Biz, bunlara karşılık her şeyi olduğu gibi vasfetmek anlamındaki Haydar yaklaşmının bir gereği olarak dün “Haydar” dediğimiz gibi bugün de “Haydar” diyor ve İslâmiyet’e hizmet adına ortaya koyulan “Siyasal veya Radikal İslâmcılık” anlamındaki gayr-i Nebevî tarz ve metotları, siyasette muktesit mesleğin bir gereği olarak doğru bulmuyor ve tasvip etmiyoruz. 

KALKIŞMA DA YANLIŞ, KEYFÎ YÖNETİM DE...

Elhasıl, “Hakkın hatırı âlîdir hiçbir hatıra feda edilmez” presibinden hareketle, 15-20 Temmuz sürecine ve bu süreçte gerçekleşen gelişmelere ve icraatlara hak, hukuk, adalet ve demokrasi penceresinden bakıyoruz. Bu anlamda ne demokrasiyi akamete uğratan “Radikal İslâmcılık” anlamındaki kalkışmacı bir teşebbüsü ve onu haklı gören anlayış ve yaklaşımları; ne de bunları bahane ederek pek çok masumların haksız ve hukuksuz bir şekilde zulüm görmelerine neden olan “Siyasal İslâmcılık” anlamındaki dini siyasete alet eden mevcut iktidarın bu kabil icraatlarını tasvip etmiyoruz.

(Bediüzzaman Said Nursî’den İçtimaî ve Siyasî Tespitler, Y.A.N., s.175)

–Son–

Okunma Sayısı: 1975
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Orhan Ali YILMAZ

    17.7.2025 14:13:54

    Nur Talebeleri, sadece şu kendi içinde "siyaset" yapmasalar yeterli olacaktır sanırım...

  • Seyfi vizeli

    17.7.2025 13:38:13

    Malum camianın yanında olmadığımızı onlarla ictimai meselelerde ve imani hizmetlerde farklı düşündüğümüzü belirtirken bakıyorum da gazetemizde son zamanlarda eksen kayması var ve hırsız, zalim, münafık siyasal islamcılara yelken açmışız. Malesef yağmurdan kaçarken doluya yakalanmışız gibi bir hal var....

  • Said Yüksekdağ

    17.7.2025 00:15:29

    Mehmet Türeli, yorumunuza katılmıyorum. Burası hür bir zemin. Hakaret, küfür vs olmadığı sürece her yazar her türlü tenkit ve itiraza açık olmalı. (Şahsen ben bir yazar olarak yazımın okunmasından ve eleştirilmesinden memnun olurum.) Bu yazar ister 5 yıllık ister 50 yıllık olsun fark etmez. Bizler öyle her sözü hemen kabul etmeyiz mihenge vururuz. Kısaca, yazarlarımız her türlü eleştiri ve tenkide açık olmalıdır yoksa bu mecralarda yazmamalıdır.

  • Said Yüksekdağ

    16.7.2025 23:10:23

    Pelin Hanım, saydığınız onca menfî hareketleri yapan asla cemaat olamaz, örgüt olur. Hem de çok dehşetli bir örgüt. Hâlâ bu yapıya cemaat diyenlere de Rabbim akıl, fikir ve basiret versin.

  • Hüseyin İlhan

    16.7.2025 18:58:54

    Resulullah efendimiz SAV'me hırsızlık yapan bir kızın kayırılamsı için bazıları'Ya resulullah bu falanca kabile risinin kızı,diyerek farklı muamele gösterilmesini talep ettiklerinde:efendimiz SAV'min,kızım Fatıma dahi olsa ,rabbi min hükmü ne ise onu tatbik ederim,buyuruyor. Pekiii iktidar adalet işinde böyle mi davranıyor.hayıır. Pekii iktidar YENİASYA gazetemizn boğzaını sıkıp,yoketmek istediği halde neden,niçin bunu yaptığını düşünemeyen ihvanalr,sahi siz hangi islam akide ve esaslarına tabisiniz.Yahu karşımızda dini siyasete,ticarete,şöhrete hasılı her necis işine alet eden bir 'hıyanet ,ehli var. Ya rabbimizn emirlerine uyar,efendimiz SAV'min bizzat tatbik ettiği adalet ile iş görür ya da israiliyat artığı,mevtun ve muhibbanlarının suçuna ortak olursunuz. Bugün bu yazdıklarımın dışında siyaset cenahındaki hıyanetlikleri yazsam bi değil 10 yıl yazacak sabıka,suç ve hıyanetlikleri var. Bir müslüman olarak bu zalim ve fasıklara nedir meftunluğunuz.

  • Mehmet Türeli

    16.7.2025 17:27:11

    Ben dahil her gönderilen yorumların yayınlanması taraftarı değilim. O halde ne yapılsın diyorsunuz. Benim kanaatim: yorumları muhakkak bir heyet veya editör tarafından inceleniyor. Risale-i Nur prensibine uyan, hakaret içermeyen, moral verici yorumların yayınlanması, diğer yorumları ise ilgili yazar veya inceleme heyeti tarafından yorum sahiplerine özelden cevap verilmesi uygun olur. Okurların kafası karışmaz cemaatimizin ne kadar birbirinden kopuk olduğunu uhuvvet ve ihlas düsturundan uzak olduğumuz algısı olmaz. Öyle yorumlar yapılıyor ki ben okumaktan utanıyorum. Kim olduklarını tanımıyorum, fakat 40 50 yıllık yazarlara, ömrünü hizmete adamış yazarlarımıza profesör rütbeli yazarlara hakaret edercesine akıl verircesine yorumlar yapılmaktadır. Nezaket kurallarını asanlar var. Makul yorumlar yapanları tenzih ederim.

  • Enes

    16.7.2025 17:02:21

    Fikret bey, fetöden değer olmaz. Amerikan istihbaratı ile çalışan din tahripçisi bir adam. Başörtüsü teferruattır diyebilen sapkın fikirli bir adam.

  • Halil

    16.7.2025 16:13:07

    Nur Talebeleri, siyasete ve idare işine karışmaz derken, fiili olarak karışmamak anlamındadır, yoksa, siyaset ve idare, kime, ne yaparsa yapsın, hiç bir söz söylemez demek değildir!!!

  • Fikret

    16.7.2025 16:09:54

    Maşallah sübhanallah! Anadolu'da sazlarıyla karşılıklı atışan " aşıklar" gibi her değeri fütursuzca harcayarak atışıp duruyorsunuz. Allah aşkına neyi ne kadar bilirsiniz ki kendi pencerenizden gördüklerinizle kendinizi Allah'ın sınadığından habersiz sınarsınız.

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 12:50:34

    6-AAymaz’ ın İnternet köşesine gönderilen bu mektuplar, bir üst yazıyla Zaman GYY Ekrem Dumanlı’ ya da gönderildi… Hasan Mürsel/ HÇeşitcioğlu- 03. 08. 2016

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 12:45:33

    5- Eğer zerre kadar vicdan varsa bu sadelrştirmeyi durdurur kilitli sandıkta saklarsınız, bu yanlıştan dönme ihtimali sıfıra yakın amma ölmeden önce her yanlıştan dönme ihtimali vardır. AAymaz’ a 2. bir mektupta ise” üslup, aynıyla insan ve namus olduğu için dikkat etmemiz gerekir” diyorsunuz amma 70 yıldır ısrar ve özenle korunan RNur üslübunu bozmakta ve aymazlıkta ısrar ediyorsunuz. Üstad’ ın üslübu olan namusuna tecavüz ettiğinizin farkında görünmemeniz ise; katmerli bir gafletin fotoğrafını veriyor. Metin yazarının üstüne adınızı yazarak; çok cüretkar çok saygısız, namert ve ihlassız olduğunuzu gösteriyorsunuz. Hakikatın genetiği ile oynamak ve ısrar etmek; hem hukuku ibada hem hukukullaha karşı bir cinayet olduğu halde; herkesi gafil ve saf zannediyorsun. Ancak Türkiye’ nin sokak ve kahvelerinde sohbet ederek iyileşebilirsin.Artık size inanmak için hiçbir sebep kalmadı.

  • Demokrat

    16.7.2025 12:08:11

    Siyasetçi kisvesi altında dinimize,kardeşliğimize savaş açan,din kardeşime soykırım yapan terörist devlete her türlü desteği verip,Şehidi satanların, camilerimizde ALLAH CC'un emrini necasetlerine kılıf geçirilecek hale dondurenler ile Siyaset değil istiklalini,gaflet içinde olanları ikaz ediyoruz. Rabbimmzalime,zulmüne,dinimizi tahrif ve tahrip edene karşı tüm insanımıza güç kuvvet versin.

  • Mustafa Said Kara

    16.7.2025 12:04:46

    H.Çeşitçioğlu, çok güzel özetlemişsiniz. Tebrikler.

  • HASAN DOĞAN

    16.7.2025 11:00:34

    Sonra da devam edersek Ali abi iki bölümlük çok güzel bir çalışma yapmışsınız,lakin tüm bu süreçlerde bir önceki Yeni Asya gazetesi yönetimi yaptığı tüm haber ve çalışmalarda hiçbir zaman malum cemaati müdafaa etmediği halde sadece bu süreçlerde yapılan haksızlık ve hukuksuzluklar ile masumlara yapılan zulmü haykırdığı için maalesef bu gazetenin bir kısım mensupları tarafaından Prinçek'de imal resmi yafta ile yaptalanıp adeta tek adam ve istibdadın borazanlığını yapmışlardır.Sizin gibi ferasetli ve dirayetli ağabeylerin bu durumları görüp bununla ilgili çalışmalar da yapmasını bekleriz...

  • Cetin acar

    16.7.2025 10:49:54

    Mehdinin dört vazifesi olacaktır. Hilafet, saltanat, cihad ve siyaset. Mehdinin siyaset vazifesi olacak diyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz.?

  • HASAN DOĞAN

    16.7.2025 10:47:48

    Evela Pelin hanıma bir çift söz söyleyeyi,çuvaldızı bu malum yapıya köküne kadar batırırken onun 11 yıl ortağı olup ondan nemalanan ve yol üstünde iktidarı içi,n gördüğü tüm dikenleri birlikte temizlerken azıcık iğnenin ucunu bir iktidara da batırsa ya...ÇÖünkü soru çalma,kadrolaşma v.b hadiseler iktidarın bilgisi dışında olacağına zerre inanmam. sonra da mısırda nasıl ki Cemal Abdunnasır İhvan ile aynı yöntemle ilk başlarada tüm engelleri kaldırdıktan sonra ihvana hapis ve idamları başlattığı gibi,bizde de bu kozmopolit cemaatin içindeki derin yapıları da yardımıyla bir çok tuzağa çekildi ve en son 15 Temmuz meŞ2um kalkışmaya gelindi.

  • Abdullah

    16.7.2025 10:36:10

    Gülen cemaatıyla ilgili meselenin özü şu satırlarda; Bediüzzaman bu hususa şöyle bir açık lık getirmektedir. Kader Hakiki illetlere bakar, adalet eder. İnsanlar Zahiri gördükleri illetlere hükümlerini bina eder, Kaderinayn-ı adaletinden zulme düşerler. Kader hakiki illetlere göre adalet eder, Beşer zahiri illetlere göre zulmedenr. Bu iki hüküm aynı olay içindir.Kaderin hükmüyle,beşerin hükmü aynı noktada olur.Merkez aynı, nokta aynı, olay aynı. Ama iki farklı hüküm var.Kaderin hükmü ve beşerin hükmü.Hangisini esas alacağız? Bediüzzaman hangisini esas kabul etmiştir? Elbetteki kaderin hükmünü.Peki gazetemiz 15 seneden beri gülen cemaatının olayında hangi hükmü esas olarak neşriyat yapmıştır. Elbetteki beşerin hükmünü esas almıştır.Kaderi hiç nazara almamıştır.

  • Kamil Yunt

    16.7.2025 09:51:51

    Ölçü çok açık. Siyasete karışmaz diyor. Şu iktidara kim gelecek kim gidecek işlerini bir bırakalım artık. Tayin etme gücümüz de yok ama ısrarla siyasi yorumlar yapılıyor. Artık şu gazetede siyaset görmek istemiyoruz. Ne olur iman hizmetini hatırlayın ve güncel siyasetten uzaklaşın lütfen. Güncele dair tonla yazı yazıldı. Şimdi ne anlam ifade ediyor? İsraf değil mi? Geçip gidiyor. Gündemin peşi sıra yuvarlanıp gidiyoruz.

  • Demokrat

    16.7.2025 06:40:26

    Allah razı olsun ağabeyim.Risalei nurlari okuyan bir Müslüman asla zalimi zulmu desteklemez.Ancak şeytanı lainwnin vazifesini insan suretinde yerine getiren,bukalemundan daha fazla renk değiştirerek dini tahrif ve tahribatın ilk günden beri devam ettiren,dindarları yozlastirip rabbimizin emirlerine karşı olduğu fiilleri ile her saniye faaliyeti tahribatın devam edeni görmek anlamak ve uyanık olmaktan Rabbım bizleri geri bırakmasın.

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 03:20:17

    4-MTanrısever’ in Üstad filmi çıktı tek satır yazmadılar. Üstadın anayasa görüşü bir gurup gayyur ve yiğit öğrenci tarafından TBMM ne sunuldu; Cihanmedya ve hakim oldukları Trt Haber’ de tek söz edilmedi. Hakim medya bu öğrencileri linç etti, okullarında zulüm ve haksızlık gördü hiçbir gazete ses çıkarmadı.Tvlerde RN ve Üstad Nursi’ ye yapılan saldırıları görmediler… Yıllar önce 1. Said eserleri ve Sünuhat’ ı sadelrştiren- sahteleştiren ve kitap kapağının üstüne kendi adını altına BSaid Nursi adını yazan gururlu hadsiz A. Aymaz’ a 30 Aralık 2013 te şu mektubu yazdık. “…. Bugünlerdeki alakalı ve 17/ 25 Şubat kargaşalarından hiç mi vicdan azabı duymuyorsunuz? Bunları niye köşenizde yazmıyorsunuz? Bütün nur talebeleri gibi inanıyorum ki; bu fırtınaya sebep olan en önemli yanlışlardan biri; eziklik ve çıkar karışımı sadeleştirme cinayetidir. Bu çok yönlü cinayeti sizinle yüzyüze tartışmayı çok isterdim.

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 03:14:29

    3-2012 Lem’ alar sadeleştirmesiyle bu fetöcü camia canavarlaştı ve güç bozumuna uğradı. Nur dostlarının ve mü’ minlerin uyarılarını dinlemediler. İkazlar sivrisineğin ısırması gibi bile gelmedi. Çünkü bunlar gerçekten narkozlu ve hipnozluydu. Şeytan bunlara pragmatizmi amentü yaptırmış ve sağdan yanaşıp kucağına oturtmuştu. YAsya manşetlerden uyardı. Üstadın merhum talebeleri uyardı olmadı. Kim bilirdi ki; bu yapı her değeri yutan kutsal bir canavar, her yiğidi yenen bir ‘her- kül’ olmuştu. Abileleri elinde Risale Anadolu’ yu dolaşan dilencilere benzettiler.( Ali Ünal/ Zaman). Türkiye tarihi hocanızla, siyasi tarih rahmetli Özal’ la başlamaz dedik her zamanki gibi ha/ vet yaptılar.Merhum Demirel size altı imzalı boş mektuplar verdi inkâr etmeyin adını anmaktan çekinmeyin, üstada hoca pirimugan demesin, NF gibi üstad desin dedik para etmedi.

  • Salih baş

    16.7.2025 03:05:13

    Birisi bu dükkanı sadece ben yöneteceğim dedi kibirli bir şekilde birlikte yönetimi istişareyi reddetti sonuç raflar boş kaldı

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 03:02:53

    2-Allahım böyle bir belayı hayal bile edemezdim amma başımıza geldi. Toplum şimdi şokta ve en derinden muzdarip, meydanlarda birbirini iyileştiriyor inş. Bu muazzam şerden muazzam bir hayır çıkar, Allah şerleri hayırlara tebdil eder inşaallah. Herkesin bu feci sonuçta ve 60 yıllık fetö oluşumunda katkısı var. Nur cemaatları da ucuza kaçmadan en büyük payı kendinde görüp muhasebe ve istiğfar etmeli. Kamuoyu cemaat- fetöyü nurculuktan çıkma ve sapma olarak görüyor. 11 yıllık kankalık sürecinde, canavarlaşma sürecinde bunlara yakın duran nur cemaatleri ; hükümetin talimatıyla linç kampanyasına katıldılar, RNur sadeleştirme cinayetlerine bu saate kadar ses çıkarmadılar, hükümetin arş emriyle uyanıp sadeleştirme/ sahteleştirmeyi hatırladılar. 1972 İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi’ nden beri yolunu ayıran mücadele eden mağdur edilen YAsya cemaati de biraz şefkatinin kurbanı oldu iftiraya uğradı, YAsya’ da tövbe istiğfar etmeli; her normal mü’ min gibi.

  • Salih baş

    16.7.2025 03:01:16

    Peki sahabe Hz Ömer'i gömlek üzerinden nasıl sorguluyor

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 02:52:30

    2-Caddeyi Kübrayı Kuraniye olan şu mesleğimizden ayrılanların, nasıl tarihinin en büyük fitne fesat odağı olduğunu maalesef yaşadık. M. Arabi’ nin Şeytanın Hileleri kitabında, 70 yıl her duası kabul edilen bir zatın güzel bir kadın şeklinde musallat olan şeytan tarafından saptırılıp Cehenneme yuvarlandığı anlatılır. İmtihan son nefese kadardır.Peygamber as “ beni nefsimin eline bir an bile bırakma Allah’ ım ”duası kâinatta bir kez daha yankılandı böylece. Muhakkak kazanmak, en güçlü olmak her yerde her zaman kazanmak, hep ikircikli durmak, şeffaf ve doğruluğu belirsizleştirmek , araçların farketmeden amaç haline gelmesi, hedefe giden her yolun caiz olması gibi sapkınlıklar mü’ min için kalıcı ve kabulgörücü birşey olamazdı. Ama Allah insan gibi acul değildi düzeltmek için süre tanırdı.Bu sapmaları İslam’ a monte etme etme algısı Sünnetullahı bozma çabasıydı.Allah ise sünnetini değiştirmezdi.

  • HÇeşitcioğlu

    16.7.2025 02:50:20

    Nagehan’ a cevap: Selamın aleyküm K.Bey; en kısa zamanda yayımlanması dileğimle. Kıyamete Kadar Bela 15 Temmuz musibeti narkoz etkisini kaybederken bizim de yazma zamanımız geldi geçiyor. Hem şahıs hem de Yeni Asya nur cemaati olarak; en çok bilgi ve ilgili kimseler muhtemelen bizleriz. Aynı şekilde en çok mağdur ve mücadele eden de yine bizleriz. Vur abalıya cinsinden bir adetimiz, kargaşadan fırsat devşirme geleneğimiz olmadığından en az biz yazdık. Artık perde yırtıldı ve susmak acı ve camiaya zarar veriyor. Bu alçak saldırı darbe değil, içsavaş ve yoketme saldırısıydı. Ucuz atlattık.

  • S. Pelin Kurukahveci

    16.7.2025 00:59:51

    Ayrıca darbeye kalkacak kadar ileri gitmiş bir yapı var. 15 Temmuza gelene kadar soru çalmışlar, haksız kadrolaşmalar yapmışlar, kurumları ele geçirmişler, haksız kazanç elde etmişler, tekelleşmişler, süfyanizm ile anlaşmışlar, Risale-i Nurları sadeleştirmişler, başörtüsüne teferruat demişler, askeriyeyi ele geçirmek için içki içip karılarının başını açmışlar, katologlardan evlendirmişler vs vs....şimdi bunları yapanlara siz "haydar" mı diyorsunuz? Yani cemaat mi diyordunuz? Bunlar en başında da haydo idi, 15 temmuzdan sonra da haydo olmaya devam ettiler. Sadece bunu 15 temmızdan sonra fark edenler oldu. Bunu size sormak istiyorum, böyle bir yapı 15 temmuz dan önce de cemaat midir, değil midir?

  • S. Pelin Kurukahveci

    16.7.2025 00:54:29

    Ali Vapurlu ağabey yazınız için teşekkür ederim. Ancak son cümlenizdeki taraflara suçu eşit dağıtmak gayretinizin doğru olmadığı kanaatindeyim. Darbe girişimi pandoranın kutusunu açan harekettir. Buna cüret edenler neyle karşılaşacakları noktasında aldıkları riskin farkında olmalılar. Doğru veya yanlış devlet böyle bir durumda refleks gösterir. Devletin gösterdiği refleksin yol ve yöntemini tartışmak apayrı bir konudur. Fetönün darbe girişimi ile kıyaslanamaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı