"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yardımlar tam ulaştırılmıyor

28 Ekim 2017, Cumartesi 00:30
Gezi yazısı: Fatih Yargı

- Dünden devam -

Kahvaltıdan sonra hareket ediyoruz. Yarım saat geçmiyor ki yol kenarında, askerlerin etrafını çevirdiği kalabalık bir mülteci gurubuyla karşılaşıyoruz. Arabadan inip yanlarına yaklaştığımızda insanlar adeta yarı baygın vaziyetteydiler. Anneler­ babalar kucaklarında bebekleri, çocukları o sıcakta sıra sıra oturmuşlar; çaresizce, korkuyla ve endişeyle yüzümüze bakıyorlardı. Küçük teknelerle, geceleyin denizi aşarak Bangladeş’e ulaşmış bu insanlar. Dün geceden beri aç susuz bekliyorlarmış. Bu bizim mültecilerle ilk temasımız oluyor. Kendilerine nakit para veriyoruz. Yüzleri solmuş anneler, babalar, yaşlılar, çocuklar öyle yorgun ve bitkin halde ki mülteci toplama alanına götürülmek için kamyon bekliyorlar. Hepsinin ayrı bir dramı var. Rubina abla bir genç kıza sarılmış hüngür hüngür ağlıyor. Yanlarına yaklaştım. Bana dönerek “Fatih kardeşim bu masum kızcağız dün akşam Myanmar askerinin tecavüzüne uğramış” dedi. O kızcağızın yüzüne bakamadım. O anda sadece “Ya Rab! Ya Rab! Şu alçakları kahr­u perişan eyle” dedim. Artık ter ve gözyaşı birbirine karışmış halde sadece oturup ağlayabildim.

Oradan hüzünlü bir şekilde ayrılıp mülteci kayıt merkezine gittik. Burada durum daha da vahim. Mülteciler, yakıcı sıcakta adeta istiflenmiş bir halde, kendilerine verilecek az bir gıda için sıra beklemekteler. Biz de kampa gelirken aldığımız yiyecekleri ve paraları ailelere dağıtıyoruz. Süleyman kardeşimiz çocuklara şeker dağıtırken çocukların sevinci görülmeye değerdi. Şekeri karın doyurmak için yiyorlar gibi.

Yardım dağıtan kuruluşların bir çoğu bizim gibi adı sanı olmayan gönüllülerden oluşmuş kuruluşlar. Burada büyük çaplı yardım kuruluşu olarak UNHCR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) göze çarpıyor. UNHCR çalışanlarından iki bayanla karşılaşıyorum. Kendilerine “Burada ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?” diye sorduğumda; “Biz burada siyah naylon dağıtıyoruz” dediler. Ben de kendilerine “Koskoca UNHCR’ın görevi bu mu, sadece naylon dağıtmak mı? Bizim gibi çok küçük hayır kurumları bu aç susuz insanlara yiyecek dağıtırken siz sadece naylon dağıtıyorsunuz, öyle mi? Utanın” deyip kendilerini protesto ederek oradan uzaklaşıyorum. Dağıtım yerinden ayrılıp kampların olduğu yere doğru hareket ediyoruz.

Yol boyunca sağ tarafımızda Naf Nehri uzanıyor. Nehir, Myanmar ile Bangladeş’i birbirinden ayırıyor. Biraz sonra nehrin en dar ucuna varıyoruz. Birkaç yüz metre sonra… Karşı taraf Myanmar.

Katliâmdan kaçan mülteciler, çoluk çocuk 10-15 gün orman içerisinden yüz elli ikiyüz kilometre aç susuz yol kat edip sınırı geçip buraya geliyorlar. Tabiî geçerken de birçok boğulma vak’ası meydana geliyor. Bangladeş hükümeti istese nehri geçerken yaşanan boğulmaları önleyebilir. Nehrin yarısı Bangladeş’e diğer yarısı da Myanmar’a ait. Yapacağı tek şey, feribotlarla geçiş noktalarını gözlemleyip o insanları güvenli bir şekilde karaya ulaştırmak. Gözlemlerim şu ki: Bangladeş hükümeti bu işin daha çok propogandasında. Her yer Başbakan Şeyh Hasina’nın “İnsanlığın Anası” yazılı posterleriyle dolu.

Gittiğimiz kampta dört yüz bin kişi yaşamakta. Bu kamplarda binlerce yetim çocuklar olduğu söyleniyor. Kamplar içler acısı. Alt yapı hiç yok. Düzenli bir yerleşim söz konusu değil. İnsanlar kendi imkânlarıyla tepelerde bambu ve naylonlarla küçük küçük odalar yapmışlar. Bir plan program olmadığından tuvalet, içme suyu, elektrik ve yol gibi olmazsa olmazların hiçbiri yok. Veliyullah kardeşimiz, kampların bazı bölgelerinde yeterli tuvalet olmadığından kadınların, tuvalet ihtiyaçlarını gece vaktine tehir ettiklerini söyleyince işin vahametini daha iyi anladık.

Bir Rohingya ailesinin çadırına dâvet ediliyoruz. Ailenin bir evlâdı daha önceki yıllarda mülteci olarak Avustralya’ya gelmiş. Bizden ailesini bulup kendileriyle görüşmemizi talep etti. Biz de kampta bu aileyi aradık ve bulduk. Evin büyüğü babayı öldürmüşler. Anne, kızları ve oğulları kurtulmuş. Onlar da bambudan bir odacık yapmışlar, hep beraber burada yaşıyorlar. Bizi gören aile fertleri bize sarılıp ağlamaya başlıyorlar. Biz de zaten doluyuz. Hele annenin boynuma sarılıp ağlaması beni derinden sarsıyor. 

Kamp bölgesinde Türkiye’den TİKA’nın yaptırdığı bambudan bir kamp göze çarpıyor. 

Askerler çok yardımcı oluyorlar bize. Hele selâm verip Türk olduğumuzu söyleyince daha çok yardımcı oluyorlar. Aşırı sıcak olduğu için bol bol Hindistan cevizi suyu tüketiyoruz.

Günlerimiz kampta geçiyor. Rohingya Müslümanlarının durumu kötü, ama Bangladeşlilerin durumu da pek iyi değil. Buralarda fakirlik kol geziyor. Yanımızda nakit para götürüp çadırlardaki ailelere dağıtıyoruz. Tabiî bu hareketimiz etrafta duyulunca onlarca mülteci etrafımızı sarıyor. Adeta adım atamaz hale geliyoruz. Biz de bu uygulamadan vazgeçip nakit parayı her kampın sorumlusuna veya yönetim heyetine devrediyoruz. Onlar bu işi kupon usûlü yapıyorlar.

Uluslar arası yardım kuruluşlarının burada pek de ciddî işler yaptıkları söylenemez. Altlarında kocaman dört çekerler, lüks otellerde konaklama… Bu kurumlara verilen yardımların büyük çoğunluğu idarî işlere ve eleman masraflarına, geri kalan az bir para da muhtaç insanlara gidiyor.

Burada daha çok, uzun vadeli ve aciliyeti olan projelere ağırlık veriyoruz. Onlar da başlıca şunlar:

• 1 adet artezyen sondaj makinası 

• 20 adet yer altı içme suyu tulumba

• 100 adet güneş enerjisiyle çalışan lamba (aileler için)

• 62 adet direkli sokak lambası

• 10 adet, tuğladan yapılmış tuvalet ve banyo (hanımlar için) 

• 5 adet mescit

• 500 aileye nakit para ve yiyecek yardımı.

Artık ayrılık günümüz geldi. Dakka’ya hareket edip oradan Avustralya’ya uçacağız. Buradan ayrılıyoruz, ama bir yanımızı sanki burada bırakıyoruz. Bu mazlûm insanlara duâ ediyoruz.

- SON -

Okunma Sayısı: 1379
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • halil

    28.10.2017 12:28:02

    ALLAH razı olsun. Müslüman yardıma koşandır. müslümanlar hep mazlum ve yokluk içinde tabi maalesef bir kısmının saraylarda ve petrol yataklarının üzerinde sefada olduğu da başka bir ayıbımız. Allah'ım bizlere toparlanmayı nasip etsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı