Gazetemiz yazarı Cevher İlhan, ahirzamanın sıkıntılarına karşı iman hizmeti ve müsbet hareket vurgusu yaptı.
Adana - Beytullah Avcı
Yeni Asya Gazetesi Adana Temsilciliği tarafından düzenlenen “Bediüzzaman Said Nursî’ye göre; din ve siyaset, hürriyet adalet hakikati” konulu seminerde konuşan Yeni Asya Gazetesi yazarı Cevher İlhan, günümüzde yaşanan problemlerin sebep ve çarelerini Risale-i Nur perspektifinden değerlendirdi.
Sıkıntıların sebebi şeair-i İslâmiye’nin ihmali
Konuşmasına katılımcıları selâmlayarak başlayan İlhan, günümüzde yaşanan sıkıntıların mahiyetine işaret ederek şunları söyledi: “Günümüzde yaşadığımız problemler de, onların çaresi de belli. Zaman dehşetli ahirzaman ve fitneleri, çare de ahirzamanın son müceddidi ve onun reçeteleri.” Yaşanan maddî ve manevî sıkıntıların sebeplerine değinen İlhan, bu problemlerin şeair-i İslâmiyenin ihmaliyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. İlhan, “Bu sıkıntıların manevî âlemdeki sebepleri ise her biri emr-i İlâhî olan namazın, orucun, hac ve zekâtın, vb. şeair-i İslâmiyenin ihmali neticesinde İslâm ve insanlık âleminin başına gelen maddî ve manevî tokat ve sıkıntılardır” ifadelerini kullandı.
Ehl-i imanın vazifesi müsbet hareket
Bu asırda ehl-i imanın sorumluluğuna dikkat çeken İlhan, “Bu asırda ehl-i imanın temel vazifesi mükteza-yı hale mutabık müsbet hareketle İslâmiyeti yaşayıp, Kur’ân ve hakikatlerini tebliğ ve ilân etmektir. Yani doğru İslâmiyeti lisanen ve halen yaşamaktır” dedi. Güncel meseleler üzerinden değerlendirmelerde de bulunan İlhan, “Şu an gündem olan terör meselesi, Avrupa’ya ve dünyaya bakış ve İslam âleminin bilumum içinde bulunduğu girdap ve problemlerin tümünün reçetesi Kur’ân ve onun son mucizesi Risale-i Nur tefsirinde” şeklinde konuştu.

İstikbal için asla ümitsiz değiliz
Konuşmasında ümit vurgusu yapan İlhan, şunları söyledi: “Biz istikbal için asla ümitsiz değiliz; çünkü Yüce Allah Kur’ân’ında nurunu tamamlayacağını vadetmiş; onun son elçisi olan Hz. Rasulullah ve onun gelecek asırlardaki son varisi olan Bediüzzaman bu müjdeleri teyid ve işaret etmiş. Bizim vazifemiz bu büyük müjdenin tahakkuku esnasında vazife başında olmaktır.” Ahirzaman ile ilgili konuşmasını sürdüren İlhan, yaşanan zorlukların geçici olduğunu belirterek, “Kışın zemherisi içinde baharın numunelerini gösteren Rabbimiz beşerin şu yaşadığı Dehşetli ahirzaman Kışı’nı, kıyametten önce, Kur’ân’ın Fecr-i Sadıkı ile taçlandıracaktır. Madem vadetmiştir, öyleyse bunu gerçekleştirecektir” dedi.
İman hizmeti fecr-i sâdığın anahtarı
Fecr-i Sadık müjdesinin iman hizmetiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden İlhan, “Fecr-i Sadık müjdesinin çekirdek ve temel ayağı iman hizmetidir” şeklinde konuştu. İlhan, “Beşerin içinde yaşadığı bu kaos döneminde Hz. Mehdî ve İsevîlik dininin şahs-ı manevîlerinin birlikte hareketi ve büyük bir güç kazanması neticesinde meşrutiyet-i meşrûa adıyla, yani Kur’ân kriterlerine uygun ve Kur’ân’la barışık doğru bir demokratik hayatla insanlığı kucaklayacak ve ona asr-ı saadetin bir yansıması olan bir gül mevsimini muhakkak tahakkuk ettirecektir” ifadelerini kullandı.
Adalet ve hukukta Müslüman ülkeler geride kaldı
Tarihî sürece de değinen İlhan, Osmanlı’daki Birinci ve İkinci Meşrutiyet dönemlerinin bu müjdelerin temeli olduğunu ifade etti. O dönemde gayrimüslim tebaanın dahi meşrutiyeti bir bayram havasında karşıladığını hatırlatan İlhan, meşrutiyet-i meşruâ gayretlerinin çeşitli engeller sebebiyle akamete uğradığını söyledi. Günümüzde bazı Batı ülkelerinin adalet, hak ve hukuk alanında Müslüman ülkelerin önünde olduğunu belirten İlhan, bu durumu istatistikî verilerle de destekledi. İlhan, 2022 yılında yapılan bir araştırmada Kur’ân kriterlerine uygunluk sıralamasında Yeni Zelanda’nın ilk sırada yer aldığını, Türkiye’nin ise 123. sırada bulunduğunu hatırlattı.
Gelecek için imkân var
Konuşmasının sonunda İlhan, bu tablonun ümitsizlik değil, aksine geleceğe dair ümit verdiğini belirterek, “Bunlar gelecek için ümidimizi güçlendirip şevkimizi arttırmaktadır. Zamanın sahibi, Avrupalıların kağnı hızıyla şimdiki medeniyeti yakalamalarına bedel, bizim izn-i İlâhî ile bir anda, maddeten ve manen, tayyare hızıyla şimdiki medeniyeti yakalayıp fersah fersah onu geçeceğimizi müjdeler” dedi.