Araştırmacı yazar Bekir Ağırdır, toplumun en büyük ihtiyacının umut değil güven olduğunu vurgulayarak, güvenin sözle değil, somut adımlarla kurulacağını söyledi.
Araştırmacı yazar Bekir Ağırdır, Gazete Oksijen’de “Toplum değişmek istiyor mu, Kürt meselesinde açılım neden hep aynı yerde tıkanıyor?” başlıklı yazısında, toplumun değişime direnmediğini, asıl meselenin değişimin nasıl tasarlandığı ve anlatıldığı olduğunu vurguladı. Ağırdır, toplumun yekpare bir kütle olmadığını, farklı talep ve endişelerin ortak bir gelecek ufkunda buluşturulması gerektiğini ifade etti.
Siyasetin dili sonuç vermiyor
Siyasette sıkça kullanılan “toplum buna hazır değil” söyleminin, siyasetin kendi hazırlıksızlığını örtmek için kullanıldığını belirten Ağırdır, “Toplum hazır olmaz, toplum ikna edilir” dedi. Siyasal programların yukarıdan aşağıya dayatmalar şeklinde değil, aşağıdan yukarıya, toplumla temas içinde hazırlanması gerektiğini kaydetti. Ağırdır, toplumun bir kesiminin geçim, bir kesiminin adalet, bir kesiminin güvenlik, bir kesiminin ise çocuklarının geleceği kaygısı taşıdığını belirterek, bu taleplerin birbirine zıt olmadığını, ancak siyasetin hepsine aynı dille seslenmesinin sonuç vermediğini ifade etti.
Bunlar olmadan toplumda karşılık bulunmaz
Değişimin tek bir hikâye içinde değil, ortak hedefe yürüyen farklı ihtiyaç ve beklentilerin toplamı olduğunu dile getiren Ağırdır, toplumun en büyük eksiğinin umut değil güven olduğunu söyledi. Ağırdır, güvenin güzel sözlerle değil; verilen sözlerin takibi, yapılan işlerin şeffaflığı, yanlışların kabul edilmesi ve düzeltilmesiyle oluşacağını vurgulayarak, “Bunlar olmadan hiçbir vizyon toplumsal karşılık bulamaz” değerlendirmesinde bulundu.
Güven bir anda değil, adım adım oluşur
Kürt meselesi gibi derin ve travmatik bir konuda, güvenin bir açıklamayla kurulamayacağını söyleyen Ağırdır, “Toplum buna hazır mı?” sorusunun yanlış olduğunu belirterek, toplumun sloganlarla değil, şeffaflık, aşamalılık ve ölçülebilir adımlarla hazırlanabileceğini ifade etti. Ağırdır, bu tür konularda güvenin tek bir açıklamayla kurulamayacağını, tutarlı adımlar, samimi özeleştiri ve herkesin endişesini meşru kabul edilmesiyle oluşacağını vurguladı. Bugüne kadar yaşanan tıkanmaların ise bu adımların eksik ya da yarım kalmasından kaynaklandığını kaydetti.
Haber Merkezi