"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kabil; Kabillerle değil Habillerle kurtulur

Mikail YAPRAK
09 Eylül 2021, Perşembe
İlk babamız Adem Aleyhisselâm’ın ilk oğullarından Kabil’in, Habil’i haksız yere öldürmesi, ilk kara leke, ilk kanlı satır olmuş. Kabil’i takip edenler, o kara lekeleri arttırmayı ve o kanlı satırları yazmayı bu günlere kadar sürdürmüşler ve sürdürüyorlar.

O kadar ki; değil bazı yerleşim yerlerini, bu gidişle topyekûn bir dünyayı yaşanmaz hale getirecekler, kıyametin kopmasına sebep olacaklar, maazallah!

Dünyanın bir çok yerinde, bilhassa Ortadoğu’da ve Asya’da olanlara bakınız. Ve sıcağı sıcağına Afganistan’a ve bu ülkenin başşehri Kabil’e bakarsanız, Kabil’in başına Kabillerin nasıl üşüştüğünü ibret ve esefle görürsünüz. Bu şehre Kabil isminin verilme sebebini bilemem, ama bu şehirde ve ülkesinde hâkim ve iş başında olan gücün Habillerin değil, Kabillerin güdümünde iş gördüklerini görürsünüz..

Ne acıdır ki, hâlâ ve bilhassa İslâm ülkelerinde iş başında olan hâkim güçlerin, Kabillerin güdümünde olduğunu ifade etmekten dilimizi men edemiyoruz..

Hem de ismiyle müsemma olmadıktan sonra, isim ha Kabil olmuş ha Habil, fark etmez. Bugün doğru İslâm’ın dünya kamuoyunda güneş gibi parlamasına perde olanlar; İslâm âlemindeki Kabil ruhlu ve suratlılardan başka Habil görünümlü Kabillerdir ki, İslâm İslâm diye diye, İslâm’la hiç bağdaşmayan haksızlıklar, yolsuzluklar ve zulümler yaparlar. İslâm ülkelerinin hemen hemen tamamında ve şu an dünya kamuoyuna yansıyan şekliyle Afganistan’da..

KIYAMET KOPMADAN ÖNCE

Acaba bu insanlar, bu milletler ve bu devletler; insana yakışanı, millet olma şuurunu ve devlet olma ağırlığını ne vakit ortaya koyacaklar? Yani kıyamet kopmadan önce bu gerçekleşecek mi? Doğrusu insan merak ediyor.

Menfur menfaatler uğruna, siyasî çıkarlar hesabına ve dünyayı fesada vermek adına öyle şeyler tekrarlanıyor, öyle sözler geveleniyor ki, insan olanlar insanlığından utanıyor.

İnsanlar dünya sahnesinde göründüğünden bu yana, öyle dehşetli hadiseleri tarihe mal etmişler ki, tarih sayfaları kara lekelerle, kanlı satırlarla kabarmış.

Peygamberler de böyle bir dünyaya, böyle insanları hak yola sevk etmek için gönderildiler. Dâvete icabet edenler, tebliğe kulak verip itaat edenler kurtuldular. Uymayanlar mahvoldular. Hatta bazı Peygamberlerin hanımları ve evlâtları da, imtihanı kaybedip mahvolanlara yoldaş oldular.

“Bazı peygamberler gelmişler ki, mahdud birkaç kişiden başka ittiba edenler olmadığı halde, yine o peygamberlik vazife-i kudsiyesinin hadsiz ücretini almışlar.” (bkz. Lem’alar /Yirminci Lem’a)

Habil’i takip edenler de; Peygamberlerin (aleyhimüsselâm) rehberliğinde hak, hukuk ve adaleti gözeterek, zulümden uzak durarak, Allah’a (cc) kulluğun ve imanın gereklerine harfi harfine uyarak, güzel ahlâkı yaşayıp göstererek, asıl hayatın ahiret hayatı olduğuna tam kanaat getirip, ebedî saadetlerini muhafaza uğruna gerektiğinde gözlerini kırpmadan dünyalarından vazgeçmeyi bile göze alarak, fani dünyaları uğruna ahiretlerini feda etmeyerek yaşayagelmişlerdir. Bugün de Risale-i Nur rehberliğinde aynı yolu takip etme azmindedirler.

Sözün özü: Biz nasıl ki; kendi mefaatlerine dünyadaki dengeleri altüst etmek emelinde olan Batı kaynaklı cereyanların sadece adını koymakla... Meselâ “Neoconlar”, “Neoliberaller” veya başka isimlerde onları nazara vermekle, onların tahribatından azade kalamayacağımızı öğreniyorsak...

Batı da; IŞİD diyerek, EL KAİDE diyerek, TALİBAN vesaire diyerek, yine Batı’dan beslenen “İslâmî” (!) versiyonlarıyla İslâm güneşini perdeleyemeyeceklerini artık öğreneceklerdir. Çünkü Bediüzzaman var, çünkü Risale-i Nur var.

Okunma Sayısı: 1538
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ali ihsan kılman

    10.9.2021 00:24:47

    Allah razı olsun.Edebiyat hocamız insan kelimelerle düşünür kelimlerle yazar demişti.Kabil ismine hiç dikkat etmemiştim.İlginç bir bakış açısı olmuş.

  • Faruk Beyazıt

    9.9.2021 23:45:26

    Kendini Habil gibi gösterip, kabil gibi hareket eden ve nur ile çağırıp,topuz ile vuran Avrupa meftunu ve esiri olan münafıklara dikkat etmek gerek. "Eskiden hücumlar hariçten gelirdi, mukavemet kolaydı,şimdi kurt gövdenin içine girmiş, düşmanı dost zanneder" böyle bir zamanda Habil"lerin en önemli vazifesi imansızlığa ve zulme taraf olmamasıdır. "Madem ölüm var, kabre girilecek, bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse, bin defa Allah Allah demek lâzım gelir. Hem Allah yolunda olsa, tüfek de Allah der, top da Allahu ekber diye bağırır, Allah ile iftar eder, imsak eder."

  • Hüseyin

    9.9.2021 14:00:38

    (2)Eğer biz müslümanlar olarak kendi aramızda sulhu /adaleti/ uhuvveti /muhabbeti/ istikameti /doğruluğu yaşasaydık, dünyaya gösterebilseydik, müslüman müslümanın ayinesi, numunesi, emniyeti, istikbali olurdu. Batının tekerleğine değil de birbirlerine sarılırlardı...

  • Hüseyin

    9.9.2021 13:59:57

    (1)Ademoğlu farklı renklere, dillere, dinlere, kültürlere mensup olsa da farklı coğrafyalarda yaşasa da, gücü ele geçirdikten sonraki halleri  bakımından fıtraten birbirine çok benzerler... Güç ve kudret ancak Allah'a mahsustur.. İslam coğrafyasında sahada yaşanılanlar, gücün /kudretin nasıl su-i istimal edildiğinin tezahürleridir. Hal böyle olunca hak yerini bulmuyor, güçlü olan sahada kazanıyor.. sosyal darwinizmin en belirgin uygulamaları günümüzde  afganistan özelinde, genelde islam coğrafyasında farklı tonlarda yaşanıyor.. Müslüman müslümanın hasmı olmuş, müslüman müslümana güvenmiyor, dilinden, şerrinden emin değil. Cehaletin, fakirliğin ve ihtilafın esir aldığı bir coğrafyada, müslümanlar batının tekerleğine, onu sahili selamete götüreceği inancıyla sarılıyor müslümandan kaçıyor.

  • Hüseyin

    9.9.2021 12:52:01

    (2)Eğer biz müslümanlar olarak kendi aramızda sulhu /adaleti/ uhuvveti /muhabbeti/ istikameti /doğruluğu yaşasaydık, dünyaya gösterebilseydik, müslüman müslümanın ayinesi, numunesi, emniyeti, istikbali olurdu. Batının tekerleğine değil de birbirlerine sarılırlardı...

  • Hüseyin

    9.9.2021 12:51:21

    (1)Ademoğlu farklı renklere, dillere, dinlere, kültürlere mensup olsa da farklı coğrafyalarda yaşasa da, gücü ele geçirdikten sonraki halleri  bakımından fıtraten birbirine çok benzerler... Güç ve kudret ancak Allah'a mahsustur.. İslam coğrafyasında sahada yaşanılanlar, gücün /kudretin nasıl su-i istimal edildiğinin tezahürleridir. Hal böyle olunca hak yerini bulmuyor, güçlü olan sahada kazanıyor.. sosyal darwinizmin en belirgin uygulamaları günümüzde  afganistan özelinde, genelde islam coğrafyasında farklı tonlarda yaşanıyor.. Müslüman müslümanın hasmı olmuş, müslüman müslümana güvenmiyor, dilinden, şerrinden emin değil. Cehaletin, fakirliğin ve ihtilafın esir aldığı bir coğrafyada, müslümanlar batının tekerleğine, onu sahili selamete götüreceği inancıyla sarılıyor müslümandan kaçıyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı