"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bayram sinemasıdır kabir ziyaretleri

05 Haziran 2019, Çarşamba
Bizim çocukluğumuzda bayramlar kaynaşma, sohbet ve barış günleriydi.

O zamanlar internet, akıllı telefon falan yoktu. Yine de babam serseri olacağımdan korkardı. Endişelerini haklı çıkaracak hayat yaşarken Nur’lar ile tanıştım. Risale sayfaları sinema perdeleri gibi açılıyordu. Çocuk safiyetinde, evlat masumiyetindeki şakirtlerin simalarında rüya sinemaları seyrediyorduk. Onlarla “masumane sohbet yüzer sinemadan daha lezzetli” gelmeye başladı. Bir sinema perdesi olan kabrin kapısı açıldı. Berzah âlemindeki Hafız Aliler, Hasan Feyzilerle görüştük. Dünya hayatının ezelden ebede süren sinemada reklam arası olduğunu anladık. Risale sayfaları, şakirtlerin simaları, her şey ama her şey bizi Esma-i Hüsna sinemalarına, Bediüzzaman’ın Barla’sına çağırıyordu. 

İnsan kendisinin zindanı veya sarayıdır. Bazen mağara kendisini, dostunu en çok da Rabbini yakından tanımasına vesile olur. Bu niyetle Allah dostları mağaralarda inzivaya çekilmişlerdir. Üstad da Volga Nehri kıyısındaki esaret günlerinde kalan ömrünü Rabbiyle mağaralarda geçirmeye karar vermişti. Duası kabul olmuş, Volga Nehrini hatırlatan Barla Denizi ona dualarla dolu mağara olmuştu. Hz. Habib (asm) ile Hz. Ebubekir’in Sevr Mağarasında yaşadıklarına benzer güzellikleri yaşamak arzusuyla,  insanların vahşiliğinden vahşi hayvanların dostluğuna sığınmak için sık sık Çam Dağına çıkardı. Hz. Ebubekir ruhlu dostlarıyla sinema perdeleri gibi açılan Barla Denizine bakardı. Sıddık Süleyman’ın sohbetiyle çay tadında demlenen deniz mürekkep olur,  Üstadın kalbinden Lem’alar, Sözler şeklinde sayfalara dökülürdü. 

Süleyman Kervancı, Hz. Resul (asm) gibi yaşamaya çalışan Üstad için evladını ve hayatını feda eden  sıddık dost ve muhafızdı. Üstad Barla’dan ayrılınca dayanamamış, kendini yollara vurmak istemiş ama şefkat âbidesi Üstadı, “mesleğimizde geçici ayrılığın önemi yok,” diyerek müsaade etmemişti.  Süleyman da Üstad hasretini, mektuplar yazarak dindirmeye çalıştı. Sıddık Süleyman Üstadından ayrılığa 5 yıl dayanabildi. İkisi de bu kadar ayrılık orucundan sonra cennete bayramlaşmaya gittiler. Asıl film oradaydı çünkü. 

İnsan gurbet içinde gurbet yaşanılan dünyada yalnızlığını paylaşacağı, sohbet ve kurbet (yakınlık) edeceği varlıklar arıyor. İnsan bulamazsa hayvanları, eşyaları dost ediniyor. Şimdilerde cep telefonu, TV en yakın dostları. Her şeyle ‘dost hayatı’ yaşıyor.  Daha iyisini bulunca bırakıyor. Geçmişte akran bağlılığı vardı, şimdi ekran bağılığı. Geçmişte Allah dostları Rableriyle halleşmek için mağaraya giderdi, şimdi cep telefonu, TV kendinden ve hayatın gerçeklerinden kaçmak için sığındıkları mağara. Her geçen gün zindan derinleşiyor. Hâlbuki Üstad “insanlarla konuşmamak ve vaktini lüzumsuz sohbetlerle ve tasannu ve hodfuruşluk ile geçirmemek için” hapiste bile tecrid koğuşunu istiyordu. Yaşasaydı sosyal medya kullanmayan asosyal biri olurdu. Lüzumsuz sohbet, ikiyüzlülük ve bencillik kokan sosyal medya hesabı açmazdı.

Rabbimiz ‘yetmez miyim sana’ deyip kulunu dost edinir, hitabına ve sohbetine mazhar eyler. Kendini varlığa fiilen sevdirdiği gibi kavlen, huzuren ve sohbeten de sevdirir. Sosyal medya mağarasında zindan içre hayat yaşarken, dünya sohbetiyle kirlenen kulunu arındırmak için “bir parçacık sohbet-i bakiyeyi, bir dakikacık ömr-ü dünyevi içinde dünyaya nur serpecek” namazla huzuruna çağırmış, dünya zindanından cennete çıkarmıştır. Değil mi ki dünya muhabbet değil; ibadet, hizmet, sohbet ve zikir meclisidir. Sohbet hakikate miraçtır. Namaz Rabbimizle sohbettir. “Doğrudan doğruya bütün kâinatın fevkine çıkıp, bütün mevcudattan geçip” bir makama girmektir. Bütün mahlûkatın Halık’ı ile umumi, ulvi, külli bir sohbettir. Değil mi ki Allah için bir saniye görüşme bir senedir. Dünya için olsa sene saniyedir. 

Sohbette sohbet edilenin haline boyanma ve yankı vardır. Günümüzde akıllı telefonlar Sözler’deki saray olmuş. “Hanımlar yabani gençlerle tatlı sohbetler” ediyor. Boşanmalar artıyor, aileler dağılıyor. Sosyal medya yüzünden sosyal hayat çöküyor. İnsanlık irtifa kaybediyor. Hâlbuki sahabeler Peygamberimizin (asm) sohbetinden aldıkları feyzle hakikatin nurlarına mazhar olarak cennete layık hale gelmişlerdi. Sohbet ve sahabe aynı kökten gelir. Sohbet insanı manevi sahabe yapar. Risale dersleri sosyal terapidir. Peygamberimizin irfan sohbetinde bulunma feyzi verir. ‘Bir kademde ve bir sohbette zahirden hakikate’ geçilir. Üstad ve Risale’de geçen kişilerle, mahlûkatla görüşülür. Online risale meşguliyetleri sanal sohbetlerdir. 

İnsan kabrini kendi kazar. Şimdilerde birçoğumuz ölümden korkuyor, kabristana gitmiyor. Sanal ortamda mezarlık ziyaretiyle yapıyor. Hâlbuki Efendimiz (asm) her Cuma Uhud şehitlerini ziyaret ederdi. Hangimiz İstanbul şehidi Eyüp Sultan’ı veya şehrimizdeki diğer sahabeleri ziyaret ediyoruz ki… Hz. Ali (ra) sık sık mezarlığa giderdi. ‘Niçin?’ dediklerinde ‘mevtalar söylediklerimi dinliyorlar; arkamdan gıybet etmiyorlar’ derdi. Şimdilerde sohbet edilecek insan azaldı. Sosyal medyada hakaret, gıybet, iftira almış başını gidiyor. Bize şimdi hayatın faniliğini anlatan mevta sohbetleri gerek. 

Üstad hayattan sıkıldığı zamanlar Eyüp Kabristanına giderdi. ”Kabristan, İstanbul’dan ziyade bana ünsiyetli oldu. Halvet ve uzlet, bana sohbet ve muaşeretten daha ziyade hoş geldi. Medeniyetin ezvâkından çekildiğimden ve hayat-ı içtimaiyeden sıyrıldığımdan pek çok memnun oldum” derdi. Şimdi onun için hayatlarını feda eden Hafız Ali ve Hasan Feyzi’nin kabrindeyim. Dost dediğin ya yanında olmalı ya da ölmeli. Onlar zamanın Uhut şehitleriydi. Peygamberimiz Uhut şehitlerini ziyaret ettiği gibi o da nerede olursa olsun her sabah Hafız ve Feyzi’nin kabrine gelir, dualarından hâsıl olan sevapları bağışlardı.

Bayramdayız. Ölülerle bayramlaşılır mı bilmem ama canlı taklidi yapıp sosyal medyayı kendine mezar yapan manevi ölüler yerine şehit Hafız ve Feyzi ile bayramlaşmak daha iyi geldi bana. Değil mi ki “Ehl-i hakikatin sohbetine zaman ve mekan mani olmaz. Şarkta, garpta, hatta ahirette, berzahta olsa da beraberiz. Berzahta Hafız Ali (r.h.) her gün manen yanımızdadır.”Şimdilerde bayram sinemaları olmasa da Denizli Kabristanında Hafızların, Feyzilerin sinelerinde Esma-i Hüsna sinemaları dönmeye devam ediyor.

Okunma Sayısı: 2355
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    5.6.2019 10:22:35

    Amenna..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı