"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Delikanlı ol, eli kanlı olma!

01 Ocak 2020, Çarşamba
Eski denildiğinde “geçmişte kalan”, “kullanılmaktan yapısı bozulan” akla gelir.

Gerçekte elbiseyi eskiten kullanımıdır. Tabiatı eskiten, kâinatın dokusunu bozan beşerin kirli elidir. İnsanı eskiten, maddî ve manevî yapısını bozan, yüzünün güzelliğini, teninin gençliğini gideren günahlar, isyanlar, tuğyanlardır. “Kardeşlerim harama bakmasalar da namahremler onlara bakar. Bu da onların kalblerindeki imanı zayıflatır. Yüzlerindeki nuru giderir.” diyen Bediüzzaman ne kadar da haklıdır.

Zaman eskidikçe, ihtiyarladıkça gençleşen bir kitaptır Kur’ân. Taşıdığı ezelî ve ebedî hakikatlerle nasıl ebediyen genç kalabileceğimizi gösterir. Oysa insanın önünde kendini ihtiyarlığa sürükleyen fıtrata aykırı o kadar çok şey vardır ki.

CEMÂL’DEN CELÂL’E   

Hayat Cemâl’den, ölüm Celâl’den gelir. Rabbimiz Cemâl ile hayatı halk eder. Yüzümüze benzersiz bir cemâl koyar. Cemâl’i ile güzelliğini kâinata yayar. Cemâlimize cemâl katar. Çocuk Cemâl ile günahsız doğar. Büluğ çağına kadar günahsız yaşar. Genç meşrû dairedeki keyiflerle yetinerek hayatını iman ile hayatlandırırsa gençliğindeki cemâli muhafaza eder. Ebedî bir gençlik kazanır. Gayrimeşrû heyecana, öfkeye ve gerilime teslim olduğunda Cemâl’i de, cemâlini de kaybeder. İçindeki Cemâl’i ve iç cemâlini öldürür. Bedeninde zikreden milyonlarca hücreyi ve lâtifeyi katleder. Âlemindeki âdemden (insan) sonra onsekizbin âlemdeki âlemleri ve ademleri gâh madden gâh manen öldürür. 

Harb-i umumiyi gören ihtiyardır. Genç günahlarla ihtiyarlar. İhtiyarladıkça cemâlini kaybeder. İnsan kendini ve başkalarını öldürmeye başladığında Cemâl’in yüzü Celâl’e döner. Cemâl’in Celâl’ini celbeder. Celâl (cc ) günaha batmış, öfkeye saplanmış, celâllenmiş genci ihtiyarlatır, nihayet öldürür. Değil mi ki Celâl en cemâl şekilde ölümde tecelli eder. Ey cemâl sahibi genç, durup dururken niye celâlleniyorsun? Her tarafta terör estiriyorsun. Yakıyor, yıkıyor, yok ediyorsun. Hayatı sen mi verdin ki alıyorsun? Cemâl ol, celâl olma. Ne öl ne de öldür. Hayat ver. Ölümlere bir son ver. 

Hayata hayat veren din, dine hayat veren aşk, aşka hayat veren gençliktir. İnsanı ihtiyarlatan içindeki aşkı yitirmesidir. Hayatı sevenin umudu, umudu olanın aşkı, aşkı olanın rüyası, rüyası olanın duâsı vardır. İnsan ilk önce aşkını, sonra rüyalarını, sonra umutlarını nihayet duâlarını yitirir. Beklentileri gerçekleşmeyen, duâlarının neticesini istediği zamanda ve zeminde göremeyen insan asabileşir. Böylelerini bekleyen en büyük tehlike kaderi tenkit, sonra kaderi yaratanı üstü kapalı tehdit, nihayet açıkça inkârdır.

İmanın künhüne erememiş insan ihtiyardır, genç değildir. Daha dünyada iken Cennetle müjdelenen genç sahabelerden biri değildir. Böyle biri gizli şekilde Rabbiyle pazarlık eder. “İstediğimi verirsen istediğini alırsın. Duâ mı kabul edersen şükür ve ibadetimi arttırırım.” der. Bu ihtiraslarını gemleyememiş, ihtiyarlığın pençesine düşmüş birinin tipik halleridir. Arzularının gerçekleşmediğini gören hırçınlaşır, asabileşir, celâllenir. Rabbini inkâra kadar gider. Değil mi ki Peygamberimiz (asm) bile kabul olmayan duâdan Rabbine sığınmıştır.

 Peygamberimiz biz (asm) hayırlı gençleri tavsiye eder. Çünkü onların kalbleri daha incedir. “Doğrulukla ve müsamahayla gönderilen” Peygamberimize (asm) gençler yanaşmış, ihtiyarlar muhalefet etmiştir. “Müşriklerin ihtiyarlarını öldürün. Gençleri sağ bırakın” der. Zira yaşlılar alışkanlıklarını sürdürme eğilimindedir. Gençler ise fıtratları henüz tam kirlenmediğinden İslâm’a daha yakındır.

DELİKANLI OL, ELİ KANLI OLMA   

Gençler delilerden bir kafiledir. Gençlik delilikten bir çağdır. Küheylan gibi atını uçuruma sürmektir. Uçurumda hür ve yabanî bir çiçek olarak boy vermektir. Nefsini gemleyemeyen küheylanı çatlatır. Veli olmak varken deli olur. Velikanlı olmak varken delikanlı olur. Sahabe gibi önden giden atlı olmak varken attan düşen acemi süvari olur.

Nefsini tanrı, arzularını ilâh edinen kendini tanrılaştırır. Güç ve iktidar savaşına girer. Gölgesiyle savaşırken uçurumdan boşluğa düşer. Uçurumu yurt edinen çiçekleri ezer. Gençliği bağbozumu, yüzü çiçekbozuğu olur. Bozulurken bozar da. Ya canına kıyar ya da elini kana bular. Öldürürken ölür de. O halde velikanlı, delikanlı olmalı, ama asla “elikanlı” olmamalı. Sıdk ile hayata ve hakikate bağlanmalı. Zamanın Ebubekir Sıddık’ı olmalı. Değil mi ki bir genç ilim ve itaat içinde yaşayıp olgunlaşırsa kıyamet gününde yetmişiki sıddık sevabı vardır...

Okunma Sayısı: 2401
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müjdat Bayar

    1.1.2020 09:14:01

    Allah razı olsun,Mustafa Oral'ın gerçek bir edip üslubuyla yazdıkları,hazine kıymetinde.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı