Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Hasan GÜNEŞ

Kurtarıcı ve şükür



Geçenlerde ABD başkanı bir konuşmasında, Türkiye ve Yunanistan’ı Sovyetlerin işgalinden ABD’nin kurtardığını ileri sürmüştü. Anlaşılan bunu söylemekle, ABD’nin kurtarıcı rolünü ileri sürerek yaptıklarını mâzur göstermek ve bedeline de dünyanın razı olmasını istiyor. Belki de “şükran günü” gibi bir şükür istiyor.

Yirminci asır büyük çöküşleriyle, yeni kurulan dengeleriyle ve hepsinden de önemlisi kurtarıcılarıyla ve kurtarıcıların hakimiyetiyle meşhurdur.

Geriye dönüp bakıldığında, İkinci Dünya Savaşının başlangıcında bir iki günde ülkelerin işgal edildiği daha sonra ise yeni dengelerin kurulduğu bir dönem göze çarpar. Hitler’den dünyayı kurtaran “büyük kurtarıcı” Stalin’e yarı Avrupa, Orta Asya ve Kafkasların peşkeş çekilmesini, çoğu Müslüman, milyonların katledilmesine göz yumulması takib eder. Öbür tarafta ise başka bir kurtarıcı ABD ve İngiltere’nin dünyanın diğer yarısında askerî ihtilâller yaptırmak, başbakanlar astırmak ve ekonomik operasyonlar yapmak gibi bir çok imtiyazları kopardığı bir dönem kabullenilmiştir.

Doymak bilmeyen “büyük kurtarıcı” Stalin’in boğazlar, Kars ve Ardahan’dan hak talep etmesi, takip eden süreçte NATO, füze krizi, Küba’ya karşı Türkiye’nin işgali gibi ABD ve Sovyetler arasında büyük tehditler ve satranç oyunlarıyla geçen yıllar...

Afganistan Sovyetlerden kurtarıldı. ABD şimdi yine kurtarıyor, on-on beş sene sonra yine kurtulmaya ihtiyacı olacak, bizim de her on on-beş senede anarşi ve terörden kurtulmaya ihtiyacımız olduğu gibi.

Eskiden kurtarıcıya halaskâr denirmiş. Osmanlı’nın son zamanlarında orduda kurulan cuntalardan Halaskârân-ı Zabitan ismiyle meşhur kurtarıcı subaylar kendilerini kurtardılar ama koca devleti batırdılar. Devam eden gelenek kronik bir hal aldığı ve her defasında daha da karıştığı için tekrar kurtarıcılara ihtiyaç duyulmuştur.

Aslında kurtarıcılar açısından bakıldığında, insanların önce “ben” dediği ve kendi menfaatlerini öne aldıkları dikkate alındığında, kurtarma işinden en yüksek faydayı talep etmeleri kendilerine toprak, para, makam ve mevki gibi karşılık olarak bire bin kazanmak istemeleri normal sayılabilir. Burada esas mesele kurtarılanların kendilerini hiç bir değeri, kabiliyeti ve gücü olmayan bir sürü olarak değerlendirmeleri, kurtarıcıları da neredeyse şirk derecesinde büyütmeleridir. Halbuki tüm zaferler müşterek kazanılır ve her ferdin hissesi vardır. Belki de en büyük hisse piramidin tepesindekinin değil tabanındaki, en uçtaki canını ortaya koyanlarındır. Piramit ters durabilir mi? Tek adama, tek kurtarıcıya, meselâ Stalin’e ya da Amerikan başkanına veya diğerlerine milletlerin kaderleri bağlı kalabilir mi? Eğer piramidi, feleğin inadına ters tutmaya çalışırsanız sürekli birilerinin kurtarıcılığını ve koruyuculuğunu beklemek kaçınılmazdır.

Yirminci asrın devlet, parti ve şahıs bazında kurtarıcıların resmi geçidine, onların toplumlar üstündeki güçlü hakimiyet ve baskılarına sahne olması ilgi çekicidir. Bunun belki de en önemli sebebi, eğitimin ve basının iyice yaygınlaşarak kurtarıcılar tarafından çok “iyi” kullanılmasıdır. Hitler, Mussolini, Stalin ve benzer liderlerde olduğu gibi ilkokuldan itibaren insanların zihnine kazınan imaj basının da desteğiyle, toplumları kendi meselelerine çözüm üretemez, her emre hazır sadık sürüler haline getirmiştir.

Aslında ilginç olanı, milliyetçilik ve halkçılık gibi kavramların bu kadar güçlü olduğu bu çağda, güç ve kudretin halkta ve millette olduğunu prensip edinen koskoca milletleler nasıl oluyor da, birkaç kişiye ya da devlete kaderlerini mahkûm edebiliyorlar? Onlar olmazsa kendilerinin bir hiç olduğunu, sömürge olacaklarını, yok olacaklarını ve tarihten silineceklerini düşünebiliyorlar?

Belki de bu kaderin bir tokadı. Çünkü kurtarmada şahıslar nasıl bir sebep ve perde ise millet de bir sebep ve perde. Millet sadece daha güçlü ve daha gerçekçi ve diğerine göre daha mantıklı ve daha iyi sonuç alıcı bir sebep. Asya ve Afrika ülkeleri birinci perdede takılıp kalmışlar. Batı en azından birinciyi çoktan geçmiş ve onun için ileride. İngiltere kurtarıcısı Churchill’in programını beğenmediği için, kendisini mecbur hissetmemiş onu seçimle değiştirebilmiştir.

İnsanların tevhid kavramından uzaklaşmaları gerçek kurtarıcıyı unutup, ceza olarak, fâni ve kusurlu insanlara mahkûmiyetine sebep olmuştur. Şimdi gerçek kurtarıcıyı idrak etmek için kısa sûrelerden olduğu için çok okuduğumuz Nasr Sûresine bakalım: “Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde” diye başlayan sûre “Rabbini tesbih et, şükret ve tevbe et” âyet mealleriyle biter. Benzer bir çok âyette de ifade edildiği gibi Cenab-ı Hak, zaferlerin gerçek sahibinin ve gerçek kurtarıcının sadece kendisi olduğunu ilân eder. Yaprakların dahi Ondan izinsiz kımıldamadığını müşahede eden insan, nasıl oluyor da, milyonların istikbalini ilgilendiren hadiseleri sebeplere, âciz ve fâni insanlara bağlayabiliyor?

İnşallah, işlenen fiil cinsinden bir tevbe, şükürsüzlüğü ve hataları affettirir de, bir daha kurtarıcılara ihtiyaç kalmaz.

18.06.2006

E-Posta: hasangunes@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (12.06.2006) - Kaderin kalıpları

  (10.06.2006) - Da Vinci’nin kodları

  (03.06.2006) - Şiddet kültürü

  (30.05.2006) - Elmas ve âhiret hayatı

  (20.05.2006) - Terör ve manevî enerji

  (01.05.2006) - Mantık ve Sözler

  (16.04.2006) - Ahlâk ve medya

  (12.04.2006) - Gölgelerin secdesi

  (01.04.2006) - Masanın iki tarafı

  (24.03.2006) - Bir vefâtın yıldönümü

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004