Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Yasemin GÜLEÇYÜZ

Aile kurumunu koruma programları



Olaylarfarklı açılardan bakma denemeleri…

Bundan böyle her Pazar günü bu köşede, kadınve aileyi ilgilendiren, tarih boyunca güncelliğini hiç yitirmeyen konulara farklı pencere-lerden, farklı gözlüklerle bakmayı deneyeceğiz. Bu kimi zaman ülke gündeminde, kimi zaman da ev hayatında konuşulan bir konu olacak. Aktüel haberlere kısa yorumlar, küçük sohbetler, ilginç anekdotlar…

Gazetemizin bu çok pencereli köşesinde her hafta Pazar günleri

buluşma temennisiyle…

Geçen günlerde, Aileyi Koruma ve Destekleme Derneğinin bir programındaydım. Dernek Başkanı Gülsüm Kurt ve Ayla Ağabegüm medya ve aile üzerine konuştular.

İlginç bulduğum anekdotları sizlere aktarmak isterim…

Doğu ve Batı entelektüelleri

Gülsüm Kurt, Avrupa ve ABD'de bozulan aile yapısını anlattığı konuşmasında, ABD'de bir üniversitede Osmanlıda aile kurumunu inceleyen özel kürsü oluşturulduğunu ifade etti. "Doğu ve Batı toplumlarında entelektüeller iki farklı tablo çiziyor. Batı toplumlarında aydınlar artık 'Neslimiz yok olacak. Dinî, ahlâkî değerlere önem verelim' demeye başlarken, Doğulu aydınlar 'Tek başına yaşamak, evlilik karşıtı olmak, evlenmeden çocuk sahibi olmak…' gibi kavramları ülkelerinin gündemine taşıyıp, aileyi küçümsüyorlar …"

Türkiye bir ahlâkî kalkınmaya muhtaç

Ayla Ağabegüm bilinçli bir medya izleyicisi modelini şu şekilde çizdi:

"Medya aileyi standartlaştırıyor. Türkiye'nin önde gelen büyük şirketleri de bu standartlaşmayı medyaya reklâm vererek, kimi programlara sponsor olarak destekliyor. Medya kanallarını olduğu kadar, reklâm veren bu büyük şirketleri de uyarmak gerekiyor.

"TV'yi kapatmak çare değil. Ahlâkî değerler her zaman önemli. Bu gün Yunus'a, Mevlâ-nâ'ya dünya sahip çıkıyor. Kendi benliğimizi kontrol edelim. Kendimiz için, diğer insanların faydası için ne yaptık? Bu soruları soralım. 'Bu gün ben Allah için ne yaptım?' sorusunu sormak insan olarak vazifemiz. Diğer insanların faydalanması için 'Nereye kadar, nasıl, neler yapabilirim?' sorularını kendimize sık sık sormamız gerek… Ülke olarak ahlâkî bir kalkınmaya ihtiyacımız var."

Ayrıca, "Emekli bir edebiyat öğretmeni olarak 'TV'yi kapatırım, mesele biter' diyemiyorum. Bir eğitimcinin programları, 'Bunu seyreden gençler nasıl etkilenir ve sonuçları ne olur?'" diye takip edip, tepki göstermesi gerektiğini ifade eden Ağabegüm, medyadaki bozulmaya farklı bir pencereden bakıyor değil mi?

Yuva bozanın…

“Yuva bozanın yuvası olmaz" demiş ya atalarımız, öyle şümûllü bir söz ki bu… Arkadaşım, bir kuş ailesinin hikâyesini anlatıyor hüzünlenerek. "Anne kuş günlerce yumurtaların üzerinden hiç kalkmadı. Yavruları daha yeni çıkmıştı. Onların yardımlaşmalarını, oyunlarını, sevinmelerini seyretmek öyle hoştu ki… Bir sabah baktım, yuvaları bozulmuş. Çatıyı aktarmak için gün boyu işçiler çalıştılar, yuvadan eser yoktu…"

Zihnimizdeki endişeyi bastırmak istercesine, "Kuşlar yavrularını taşımışlardır mutlaka…" diye birbirimizi teselli etsek de, dinimizden gelen bir hassasiyetle ecdadımızın bu konuda ne kadar titiz davrandığını yâd ediyoruz. Öyle ki, örümcek yuvalarını bile sabah temizlerlermiş ki, akşama kadar kendilerine yeni bir yuva bulabilsinler…

"Tane taşıyan karıncayı incitme!" sözü de, işte yine imandan gelen bu hassasiyetin bir eseri değil mi?

Fosillerin dilinden…

“Bugün nasılsak, milyonlarca yıl önce de aynıydık! O zaman da gelişmiş ve kompleks yapılara sahiptik. Hiçbir zaman evrim geçirmedik!"

Bu sözleri geçen günlerde İstanbul Fatih Belediyesi El Sanatları Tanıtım Merkezinde açılan Yaşayan Fosiller Sergisinden derledik…

Fosil deyip geçmeyin, artık taşlaşmış ya da reçinelerin içinde öylece donup kalmış sivrisinekten gergedana, onlarca mahlûkat, binlerce yıl öncesinden günümüz insanına hal lisanlarıyla yaratılış mucizesini haykırıyorlar…

İnsanların atasının Hz. Adem (a.s.) değil, maymun olduğunu, hayatın suda tek hücreli bir canlıyken gelişerek bugünlere gelindiğini sözde bilimsel verilerle anlatan Darvin Teorisi sadece fen bilimlerini değil, sosyal bilimleri de etkiledi.

Ne çare ki, "Din artık yok, şimdi bilim zamanı" görüşüyle dine alternatif olarak sunulan bir çok akım gibi, o da tarihe karıştı. Hem de yine aynı alanda çalışan bilim adamları sayesinde…

Evet, fosiller evrim teorisini yalanlıyorlar…

18.06.2006

E-Posta: yasemin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004