Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Faruk ÇAKIR

AB yolunda ilerlerken



AB’ye tam üye olmak için ‘karar’ veren Türkiye’nin üyelik için yapması gerekenler de yıllar önce tesbit edilmiş, bir anlamda ‘yol haritası’ çıkarılmıştır. Bu sebeple ‘uyum paketleri’nin hazırlandığı da malûm.

Son zomanlarda AB yolundaki ilerlemede ‘hız düşüşü’ yaşandığı da ortada. AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de yavaşlamadan yana şikâyetçi. Müzakere sürecinde Türkiye’yi bekleyen en büyük iki engelin Kıbrıs ve reformlar olduğunu söyleyen Rehn, ‘ciddî ikaz’larda bulunmuş. NTV ve Dünya gazetesinin (16 Haziran 2006) sorularını cevaplandıran Rehn’in tesbitlerini şöyle özetlemek mümkün:

*AB Türkiye’yi çok önemli bir ortak ülke ve sonucu garanti olmasa da tam üyelik için müzakerelere başladığı bir ülke olarak görüyor. Açık olan birşey var, Avrupa açısından gelecek yıllarda karşılaşacağı en önemli güçlüklerden biri İslâm dünyası ile sağlam ilişkiler kurmak olacak ve Türkiye nüfusunun çoğunluğu Müslüman, laik ve farklı medeniyetleri sınırları içinde barındıran bir ülke olarak çok önemli bir köprü görevi üstlenecek. Ancak Türkiye müzakere masasındaki ağırlığını, sahip olduğu gücü çok da abartılı değerlendirmemeli.

*Türkiye’ye ve Türk dostlarıma mesajım; lütfen Türkiye için Avrupa’ya ulaşmanın bir kısayolu olduğunu düşünmeyin. Hiçbir aday ülke için Avrupa’ya ulaşmalarının kısa bir yolu yoktur. Bu nedenle Türkiye’nin üyelik kriterlerini harfi harfine yerine getirmesi ve ek protokolle ilgili yükümlülükleri yerine getirmesi kaçınılmazdır. Reformların aynı hızla devam etmesi, böylece hukukun üstünlüğü ve demokrasinin günlük yaşamın her alanında ve ülkenin her köşesinde bir gerçekliğe dönüşmesi şarttır. İşte ancak bunlar Türkiye’yi daha Avrupalı hale getirir ve Türkiye’nin tam üyeliğinin yolunu açar.

*Türkiye’nin çok güçlü bir şekilde reform sürecinin yeniden güçlendirilmesi üzerinde yoğunlaşması gerekiyor. Belirlenen koşullara uymak ve böyle bir tren kazası yaşanmasını engellemek tamamen Türkiye’nin elindedir. Bizden imkânsızı başarmamızı da beklemeyin.

*Son derece cesur ve önemli reformların hayata geçilrimesinin ardından doğal olarak bir nefeslenip dinlenme dönemi yaşandı. Tabiî bu dönemde yeterli derecede olmasa da reformaların uygulanması süreci de devam etti. Ama şu anda açık olan bir şey daha var; bu nefes alıp dinlenme dönemi çok uzun sürdü. Şimdi yeniden reformlar üzerinde düşünme ve yoğunlaşma zamanı.

*Reformlar en başta Türk halkının ve vatandaşlarının yararınadır. Bu nedenle vatandaşlarının iyiliğini düşünen her hükümet ve her siyasî güç bence reform yolunu izler. Meselâ ekonomik reformların devamı çok önemli, çünkü yapılan bazı reformaların Türkiye’deki hızlı ekonomik büyümeye katkıda bulunduğuna tanık olduk.

*AB bir değerler birliğidir. Özellikle demokrasi insan hakları temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü çok önemlidir. Her halükârda bir Avrupa ülkesinde, bir AB üyesinde olduğu gibi ordunun sivil demokratik bir denetimin altında olması önemlidir. Türkiye üye olmak istediğine göre, askerî güçler üzerinde tamamen demokratik sivil bir denetim ve liderliğin mevcut olmasını da sağlaması gerekir.

*Biz demokrasiye, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne, temel özgürlüklere büyük önem veriyoruz. Eğer bütün bunlara laiklik deniyorsa evet biz laikliğe büyük önem veriyoruz. Ama bizim için Türkiye’nin özgür ve açık bir toplum olması, demokratik siyasî sistem içinde iyi bir şekilde çalışan sivil bir topluma sahip olması büyük önem taşıyor. Bunun bir parçası da Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin, —ki tekrar ediyorum, profesyonelliklerine büyük saygı duyuyorum— ülkedeki sivil demokratik liderliği açık bir şekilde kabul etmesidir.

AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in de hatırlattığı gibi, ‘ekonomik kalkınma’ bile özgürlüklerin gelişmesiyle mümkündür. Türkiye, kendisi ve milleti için ‘AB kriterlerini’ yerine getirmelidir. Aksi yöndeki her gelişme, Türkiye ve dünya gerçekleriyle çelişmek anlamına gelir. Bunun için ‘ifsat şebekeleri’nin kurduğu tuzaklara düşmeden, AB yolundaki yürüyüş devam etmeli...

18.06.2006

E-Posta: cakir@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (17.06.2006) - Medyaya suçüstü!

  (16.06.2006) - Tanıyalım ve dinleyelim

  (15.06.2006) - Yasak kalkar, ‘sorun’ biter

  (14.06.2006) - Okuma mevsimi

  (13.06.2006) - İlk değil, son olsun!

  (12.06.2006) - Özümüze dönelim

  (11.06.2006) - Faiz kuyusu

  (09.06.2006) - Müstehcenlik tehdidi

  (08.06.2006) - Siz daha fazlasını verin!

  (07.06.2006) - Mutabakat, ama kiminle?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004