Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 05 Temmuz 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Serdar MURAT

Gallup ışığında Chomsky



Dünya hapşırdı, biz zatüre olduk. Küresel dalgalanma, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini yüzde 5 oranında etkilerken, bizdeki dalga boyu yüzde 30’lara kadar uzandı. Dövizde 1300 seviyesinden alıp, 1700’den satan üç büyük banka, şimdi bir yandan kârlarını hazmetmekle meşgulken, diğer taraftan da sonbaharda yapacakları ikinci vurguna hazırlanıyor. İki yıl aradan sonra enflasyon tekrar iki rakamlı seviyeyi çıktı. Yüzde 110 enflasyonu yaşamış, aylık yüzde 14 oranını görmüş olan memleketimiz, zaten tek haneli enflasyonu sevmemişti. Haziran ayı rakamlarına göre, tüketici piyasadaki çalkantıdan dolayı korkmuş, harcamalarını kısmış. Üretici ise, daha fazla endişeye kapılıp, faizdeki yükselişi, dövizdeki artışı birbirinin üstüne ekleyip, ertelediği zamlarını da hatırlayıp, bir güzel bindirmiş. Tüketici 0.34, üretici 4.02 artış.

Bu demektir ki, önümüzdeki günlerde zamlı fiyatlarla alış veriş yapmak zorunda kalacağız.

Peki, dış piyasaların, FED’in, fırsatçı birkaç yabancı bankanın, içerideki “sağlı sollu cephe arayışları”nın bu dalgalanmada payı var da, hükümetin yok mu?

Küresel dalgalanma yüzde 5’se, aradaki fark, tamamen hükümetin krizi yönetememesinden kaynaklanıyor.

Merkez Bankası bir elinde faiz, diğer elinde döviz topuzuyla piyasaların tepesine vurdu.

Şimdi dalgalar çekildi, hasar tespiti yapılıyor. Bu aşamada Gallup’un anketindeki bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Halkımız, Türkiye’nin 5 yıl öncesine göre ilerlediğine inanıyor ve geleceğe umutla baktığını belirtiyor. İnsanlarımızı bir kobra yılanı gibi sıkan ve bir akrep gibi zehirleyen şey, yılgınlık. Geleceğe umutla bakamamaktır. “Bu ülke düzelmez” zihniyetinin kırılması demek, zihinlerdeki demir parmakların yıkılması demektir. Hele bir de bu ülke insanları geleceğe güvenle bakabildi mi, zihniyet devrimi asıl o zaman başlar işte. Her 5 yılda bir ağır ekonomik ve siyasî krizler yaşamış, tabiri caizse bedenen ve zihnen ağır bir istismara uğramış insandan, geleceğe güvenle bakmasını nasıl beklersiniz. Türkiye işte o noktadan geliyor.

Ankette bir başka önemli nokta daha var. Türk halkının güvendiği kurumların başında ordusu geliyor. Burada yeni olan bir şey yok. AB ülkelerinde de çıkan sonuç aynı. Ancak oralarda yüzde 67, biz de bu oran yüzde 86... Ancak asıl önemli olan Türk halkı, ordudan sonra en çok hükümetine güveniyor. Kısa bir süre önce en çok güvenilen kurumlar sıralamasına Türkiye Büyük Millet Meclisi girmişti. Parlamenterlerin halkın içine karıştığı zaman rozetini sakladığı bir dönemden, halkın en çok güvendiği kurumların başında Meclis’in gelmesi noktasına ulaşıldı. Şimdi ise, AB ülkeleri arasında hükümetine en çok güvenen ülke Türkiye çıkıyor.

Türkiye’de hükümete güven oranı yüzde 60’la ikinci sırada gelirken, AB ülkelerinde bu oran yüzde 40 düzeyinde yer alıyor.

Bu, sivilleşme adına, sevindirici bir durum. Bir cevher var. Halk hükümetine ve parlamentosuna güvenmek istiyor. Ancak aynı zamanda onlar tarafından da doğru yönetilmek istiyor. Halkımız bir de ABD’nin Irak, Afganistan ve Vietnam başta olmak üzere, haksız işgallerine karşı çıkan uluslar arası saygınlığa sahip, Noam Chomsky gibi, özgürlük savaşçılarına da saçma sapan gerekçelerle dâvâ açıp, dünyaya rezil olmamamızı istiyor.

Bu ülke, çeteler, cezaevi kapısında “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları ile karşılandığı, kahramanlar gibi uğurlandığı için, bir türlü sivil ve işleyen demokrasiyi kuramıyor. Bu ülkede de bir Noam Commsky olabilseydi, saygınlığımız daha farklı olurdu. Chomsky gibi özgürlük savaşçılarına dâvâ açıp, Polat Alemdar gibileri yüceltirsek, çocuklarımız da okullarında soylu bilim adamlarına değil, Polat Alemdar kılıklı çete bozuntularına özenir elbette ki…

Irak’ın, Afganistan’ın, Filistin’in işgalini kendine dert edinen, insanlığın sorunlarına duyarlı bilim adamları, aydınlar, özgürlük savaşçıları değil, sevgilisiyle bir olup annesini, babasını kesen tipler olur çıkarlar.

Bu topraklardan Mehmet Ali Ağca’lar, Alparslan Arslan’lar, Kartal Demirağ’lar, Abdullah Çatlı’lar neden yetişiyor diyenlere, cevabımız budur. Chomsky’i cezalandırıp, çeteleri, “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye cezaevi kapılarında kahramanlar gibi karşılayarak, saygın bilim adamları yetiştirmemizi bizden kimse beklemesin…

05.07.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.07.2006) - Genelkurmay tartışması

  (03.07.2006) - Filistin terazisinde Çankaya

  (30.06.2006) - Çankaya izlenimleri...

  (29.06.2006) - Siyaset soslu maç

  (28.06.2006) - Gerontokrasi de olmaz babuşka da...

  (27.06.2006) - Çarşı karıştı

  (26.06.2006) - Erdoğan’ın stratejisi

  (23.06.2006) - Bekleme İvanoviç meşgulüz

  (22.06.2006) - Sun’î cepheler

  (21.06.2006) - Şemdinli, Susurluk’tan farklı oldu...

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004