Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 16 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Port Arthur'da Japon-Rus savaşı



Hayli uzun süren bir çekişme döneminin ardından, Japon-Rus Savaşı nihayet başladı.

Bu savaş, genelde bütün Uzak Doğu toprakları, özelde ise Kore ve bilhassa Mançurya üzerinde hâkimiyet kurma teşebbüsleri sebebiyle Rusya ve Japonya arasında yaşanan şiddetli bir rekabetin neticesi olarak ortaya çıktı.

* * *

Port-Arthur (şimdiki adı Lüshun), Çin'deki en stratejik noktalardan biri olan Bohai Körfezi girişinde yer alan bir "liman-şehir"dir. Aynı zamanda kalesiyle de meşhûrdur.

O tarihde Mançurya'nın kuzeyinde bulunan bu liman-şehir, 1894'te Japonlar'ın eline geçti. Ancak, burayı aynı yıl içinde Çin'e geri vermek mecburiyetinde kaldılar.

1898'de yapılan bir anlaşmayla burası "kiralık toprak" olarak Rusya'ya bırakıldı.

Rusya, Çin'le yaptığı anlaşmalar neticesinde, Mançurya'da demiryolu inşa etme ve yeraltı kaynaklarını işletme hakkını elde etti. Bu bahaneyle bölgeye asker yerleştirdi.

Rusya, tâ 1891'de başlatmış olduğu Trans-Sibirya demiryolunu 1904'te tamamlama noktasına geldi.

Ne var ki, Rusya'nın bu tutumu Japonya'yı şiddetle rahatsız etti.

Japonya, aynı yılın Ocak ayında Ruslar'a karşı harekete geçti.

Japon ana filosu, Başkumandan tâyin edilen Amiral Togo'nun emrine verildi.

Amiral Togo, sürpriz bir saldırısı ile Port-Arthur'daki Rus deniz filosunu kuşattı. İki taraf arasında çok şiddetli bir muharebe başladı.

Rusya ile harbe tutuşan Japonya, Şubat-Mart aylarında Kore'yi de işgal etti.

Mayıs ayında ise, Mançurya'daki ana Rus ordusu ile Port-Arthur garnizonu arasındaki bağlantıyı kesti.

Rus ordusu, bu feci durum karşısında mecburen geri çekilmeye başladı. Ekim ayında Trans-Sibirya demiryolu istikametinde çatışa çatışa geri çekildi.

* * *

Japonya, çok pahalıya mal olan bu şiddetli savaş sonrasında nihayet Port-Arthur bölgesine yerleşmeyi başardı.

Zaafa düşen Port-Arthur'daki Rus komutanlığı ise-kendi ordu merkezine dahi danışmaksızın-2 Haziran 1905'te üç aylık erzakı ve istihkâmlarında bulunan yeterli miktardaki mühimmatı ile birlikte Japonya'ya teslim oldu.

Bu hadiseden sonra, Japonya'nın dünya ülkeleri nezdindeki güç ve itibarı bir kat daha büyümüş oldu. Çarlık Rusya'sı ise, hezimete uğramışlığın yol açtığı büyük bir krizin içine düştü.

Şahs-ı mânevînin azameti

Yukarıda, 1905'te Rusları kesin sûrette mağlup eden Japon Başkumandanı Togo Heihaçiro'nun şahsında Japonya'nın bölgedeki nüfuz ve hâkimiyet sahasını tasvir eden bir resim görmektesiniz.

Bu temsilî resimde, Amiral Togo'nun bir ayağı Büyük Okyanus'ta, diğer ayağı ise Ruslar'dan geri alınan Port Arthur Kalesinde gösteriliyor.

O tarihlerde İngiltere'de çıkan London News gazetesinde yayınlanan bu heybetli resimi mühim bir hakikati izah için misâl olarak hatırlatan Bediüzzaman Said Nursî, "Beşinci Şuâ" isimli eserinin "Onuncu Mesele"sinde şu yorumda bulunur:

"Rivâyetlerde, eşhas-ı âhirzamanın fevkalâde iktidarlarından bahsedilmiş.

"Vel'ilmü indallah, bunun te'vili (yorumu) şudur ki: O şahısların temsil ettikleri mânevî şahsiyetin azametinden kinâyedir. Bir vakit Rusya'yı mağlûp eden Japon Başkumandanının sûreti, bir ayağı Bahr-i Muhitte, diğer ayağı Port Arthur Kalesinde olarak gösterildiği gibi, şahs-ı mânevînin dehşetli azameti, o şahsiyetin mümessilinde, hem o mümessilin büyük heykellerinde gösteriliyor."

* * *

Aynı meâldeki bir başka yorum da 15. Mektup'ta yer alıyor. Kısaltarak aktaralım:

"Sual: Rivâyetlerde gelmiş ki, 'Deccalın azamet-i bedeniyesi bu kadardır, şu kadardır...' diye târifat var.

"Elcevap: Deccalın şahs-ı sûrîsi insan gibidir. Mağrur, firavunlaşmış, Allah'ı unutmuş olduğundan, bir şeytan-ı ahmaktır ve bir insan-ı dessastır. Fakat şahs-ı mânevîsi olan dinsizlik cereyan-ı azîmi pek cesîmdir. Rivâyetlerde Deccal'a ait tavsifât-ı müthişe ona işaret eder...

Bir vakit Japonya'nın Başkumandanının resmi, bir ayağı Bahr-i Muhitte, diğer ayağı on günlük mesafedeki Port Arthur Kalesinde tasvir edilmiş; o küçük Japon Kumandanının bu surette tasviriyle, ordusunun şahs-ı mânevîsi gösterilmiş." (Age, s. 61)

16.01.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (15.01.2008) - Sarıkamış gerçeği

  (14.01.2008) - AB rehaveti

  (11.01.2008) - Suçlunun savunma refleksi

  (10.01.2008) - Şiddet ve muhalefet

  (09.01.2008) - Halkın enflasyonu

  (08.01.2008) - Sigara çok tüketi(li)yor

  (07.01.2008) - Organize saldırılar

  (05.01.2008) - Suâllere cevaplar

  (04.01.2008) - Aşiret kafasıyla devlet yönetmek

  (03.01.2008) - Hanedan siyaseti ve kaderin tecellisi (3)

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri